Hafta Sonu Koltuktan Kalkamamak: Tembellik mi, Yoksa Bedenin "Şalteri İndirmesi" mi?

İçinizden bir ses "Kalk ve hareket et" diye bağırırken, bedeniniz tonlarca ağırlık altındaymış gibi koltuğa yapışıp kalıyor mu? Kendinizi suçlamayı bırakın. Yaşadığınız şey tembellik değil, "İşlevsel Donma" (Functional Freeze) olabilir.
Cumartesi sabahı. Bütün hafta bugünün hayalini kurdunuz. Planlarınız var; belki spor yapılacak, o kitap okunacak ya da sadece evi toparlayacaksınız. Ama saatler ilerliyor ve siz hala o koltuktasınız. Elinizde telefon, ekranda ne aktığını bile görmeden, anlamsızca kaydırıyorsunuz.
Zihninizin bir köşesi alarm veriyor: "Hadi kalksana! Çok tembelsin, yine günü öldürdün."
Bu iç sese rağmen, parmağınızı kıpırdatacak enerjiyi bulamıyorsunuz. Dışarıdan bakan biri keyif yaptığınızı sanabilir. Ama içeride keyif yok; tuhaf bir uyuşukluk, suçluluk ve sisli bir zihin hali var. Sanki fişiniz çekilmiş gibi.
Eğer bu senaryo size tanıdıksa, size bir iyi, bir de kötü haberim var. Kötü haber; bedeniniz yoğun stres altında. İyi haber ise; siz tembel ya da iradesiz değilsiniz. Yaşadığınız durumun psikolojide bir adı var: İşlevsel Donma (Functional Freeze).
Neden Gaza Basarken Aniden Duruyoruz?
Modern şehir hayatında, özellikle plaza dünyasında, sinir sistemimiz sürekli "tetikte" yaşamaya alışkın. Bitmeyen mailler, trafik, yetişmesi gereken hedefler... Bedenimiz sürekli gaz pedalına basıyor. Buna literatürde "Savaş ya da Kaç" (Sempatik Sistem) modu diyoruz.
Ancak stres ve baskı, baş edemeyeceğimiz bir seviyeye geldiğinde – ya da çok uzun süre maruz kaldığımızda – bedenimiz bizi korumak için son çareye başvurur: El frenini çeker.
İlkel beyniniz şöyle der: "Tehdit o kadar büyük ki, savaşamam da kaçamam da. O zaman enerjiyi korumak için sistemi kapatıyorum."
İşte o koltuktan kalkamama hali, aslında sinir sisteminizin sigortayı attırmasıdır (Dorsal Vagal Kapanma). Bu, biyolojik bir zorunluluktur. O an "dinlenmiyorsunuz", aslında "kapanıyorsunuz". Bu yüzden saatlerce yatsanız bile kalktığınızda kendinizi dinç değil, daha yorgun ve sersemlemiş hissedersiniz.
Zihni Değil, Bedeni İkna Edin
Bu durumdayken kendinize "Hadi motive ol!" demek, bataklığa saplanmış bir arabaya "Hadi hızlan!" demek gibidir. İşe yaramaz. Zihniniz kilitliyken, çıkış yolu bedenden geçer.
Sinir sisteminize "Tehlike geçti, güvendesin" mesajını vermeniz gerekir. İşte o donma halinden çıkmak için nörobiyolojik temelli birkaç pratik yol:
-
Soğuk Şoku: En hızlı yöntemdir. Yüzünüzü buz gibi suyla yıkayın veya ensenize soğuk bir havlu koyun. Bu şok, sinir sisteminizi uyararak "donma" modundan çıkmanıza yardımcı olur.
-
Küçük Hareketler: Büyük bir spor seansı hedeflemeyin. Sadece olduğunuz yerde kollarınızı sallayın, gerinin veya hafifçe zıplayın. Doğadaki hayvanlar da büyük bir korku atlattıktan sonra titreyerek o stresi üzerlerinden atarlar. Hareketsizlik, tehlike sinyalini devam ettirir; hareket ise kilidi açar.
-
Vagus Sinirini Titreştirin: Kulağa biraz tuhaf gelebilir ama tamamen bilimseldir. Derin bir nefes alın ve verirken kalın bir sesle mırıldanın ("Vooo" sesi gibi). Bu sesin göğüs kafesinizde yarattığı fiziksel titreşim, Vagus sinirini uyarır. Bu sinir, beyne giden "tehlike bitti, sakinleş" sinyalinin otoban yoludur.
Sonuç Olarak
Kendinize "Uyuşuk" etiketini yapıştırmaktan vazgeçin. Kendine kızmak sadece frene daha sert basmana neden olur. Şimdi o suçluluk kırbacını elinden bırak. Yüzüne soğuk bir su çarp ve sadece bir adım at. Unutma; sistemin düşmanın değil, seni korumaya çalışan yorgun bir dostun. Ona biraz yardım et.





