MOTİVASYON NEDEN KAYBOLUR?

Motivasyonun temelinde ödül sistemi yer alır. Beyinde özellikle dopamin sistemi,
motivasyonun biyolojik altyapısını oluşturur. Dopamin çoğu zaman “mutluluk hormonu”
olarak anılsa da aslında daha çok “beklenti” ve “harekete geçme” ile ilişkilidir. Beyin, bir
davranışın sonunda anlamlı bir ödül bekliyorsa, o davranış için enerji üretir. Eğer ödül
belirsiz, ulaşılmaz ya da duygusal olarak tatmin edici değilse motivasyon düşer.
Psikolojik açıdan motivasyon kaybının en önemli nedenlerinden biri duygusal yüktür. Kişi
farkında olmadan yoğun bir kaygı, suçluluk, yetersizlik ya da tükenmişlik hissi taşıyorsa,
beyin enerjiyi hayatta kalmaya ayırır. Bu durumda gelişim, üretim ya da değişim ikinci
plana düşer. “Hiçbir şey yapmak istemiyorum” cümlesi çoğu zaman tembellikten değil,
sinir sisteminin aşırı yük altında olmasından kaynaklanır.
Motivasyonu etkileyen bir diğer önemli faktör içsel ve dışsal motivasyon ayrımıdır. Dışsal
motivasyon; onay almak, takdir edilmek, eleştirilmemek ya da bir beklentiyi karşılamak
gibi nedenlere dayanır. İçsel motivasyon ise kişinin yaptığı şeyle kurduğu anlamlı bağdan
beslenir. Dışsal motivasyon kısa vadede işe yarayabilir; ancak uzun vadede sürdürülebilir
değildir. Çünkü kişi kendi isteğinden çok, başkalarının beklentileriyle hareket eder.
Çocukluk döneminde öğrenilen motivasyon kalıpları, yetişkinlikte de etkisini sürdürür.
Sürekli eleştirilen, başarıyla sevilen ya da kıyaslanan bir çocuk, motivasyonu kaygı ve
korku temelli öğrenebilir. Bu durumda kişi bir şeyi gerçekten istediği için değil, başarısız
olmaktan korktuğu için yapar. Bu da motivasyonu kırılgan ve yorucu hale getirir.
Motivasyon kaybı çoğu zaman kişinin kendine yönelik sert iç konuşmalarıyla da beslenir.
“Yine yapamadım”, “Zaten bende irade yok”, “Herkes yapıyor ben yapamıyorum” gibi
düşünceler, beynin tehdit algısını artırır. Tehdit altında hisseden bir beyin ise üretmek
yerine kaçınmayı seçer. Bu nedenle motivasyon eksikliği, çoğu zaman öz şefkat
eksikliğiyle birlikte görülür.
Psikolojik olarak sağlıklı motivasyon, güvenli bir iç alan gerektirir. Kişi hata yapabileceğini,
yavaş ilerleyebileceğini ve yine de değerli olduğunu hissettiğinde motivasyon daha doğal
bir şekilde ortaya çıkar. Beyin, baskı altında değil; güven ortamında öğrenmeye ve
üretmeye daha açıktır.
Motivasyonu yeniden inşa etmek için önce kişinin kendine şu soruyu sorması gerekir:
“Ben bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa istemem gerektiğini mi düşünüyorum?” Bu
ayrım, motivasyonun yönünü kökten değiştirir. Gerçek istek, zorlayıcı olsa bile kişiye
anlam duygusu verir. Zorunluluk ise zamanla tükenmişlik yaratır.
Sonuç olarak motivasyon kaybı bir kişilik özelliği ya da irade sorunu değildir. Çoğu zaman
beynin, duyguların ve geçmiş öğrenmelerin doğal bir sonucudur. Motivasyonu artırmak,
daha fazla zorlamak değil; daha iyi anlamakla mümkündür. Anlaşılan bir zihin, harekete
geçmeye daha isteklidir.
HAZIRLAYAN:
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu

