Doktorsitesi.com

KIZ ÇOCUKLARININ ERKEN SEKSÜALİZASYONU

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
2 Aralık 2012492 görüntülenme
Randevu Al
KIZ ÇOCUKLARININ ERKEN SEKSÜALİZASYONU
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ergen Kızlarda Erken Olgunlaşma Çabası ve Psikolojik Riskler

Günümüzde ergenlik dönemindeki kız çocuklarında, kendilerini olduklarından daha büyük göstermeye yönelik davranışlarda belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Psikolog, Evlilik ve Çift Terapisti Kemal Özcan, bu durumun sonuçları itibarıyla psikolojik olarak henüz olgunlaşmamış genç ergenler için son derece tehlikeli bir gelişim süreci olduğunu vurgulamaktadır. Henüz çocukluk evresinden tam çıkmamış bireylerin yetişkin rollerine bürünmesi, uzun vadeli ruhsal sorunların temelini oluşturabilmektedir.

Medya ve "Lolita" İmajının Ticari Boyutu

Televizyon, müzik klipleri, sosyal medya, dergiler ve video oyunları gibi medya unsurları, oyun çağındaki küçük kızları vaktinden önce bir yetişkin kadın gibi giyinmeye ve makyaj yapmaya teşvik etmektedir. Büyük şirketlerin ve medyanın kâr elde etme amacıyla (yaklaşık 400 milyon dolarlık bir sektör) yerleştirmeye çalıştığı bu tek tip "Lolita" imajı, en büyük zararı gencin kendisine, ailesine ve nihayetinde topluma vermektedir.

Biyolojik Saat ve Doğal Gelişim Evreleri

Fransız senatör Chantal Juanno tarafından hazırlanan ve 16 yaşından küçüklerin mankenlik yapmasını yasaklayan yasa tasarısı, bu konudaki hassasiyeti hukuki boyuta taşımıştır. Her insanın bir biyolojik saati olduğu ve ergenlerin de bu doğal sürecin dışında kalmadığı unutulmamalıdır. Zamanı geldiğinde yaşanması gereken fizyolojik ve psikolojik değişimlere dışarıdan yapılan müdahaleler, doğal süreci bozarak hayat boyu sürecek kişilik bozukluklarına yol açabilmektedir.

Erken Yaşta Makyaj ve Alımlı Olmanın Zararları

Konunun sadece estetik bir tercih olarak görülüp hafife alınmaması gerekmektedir. Yapılan araştırmalar, 10-13 yaş arası ergenlerde fizyolojik yaşa uygun olmayan kadınsı görünümlerin şu sonuçları doğurduğunu göstermektedir:

  • Dış görünüm kaygısının aşırı yükselmesi,
  • Özgüvenin sadece beğenilme odaklı inşa edilmesi nedeniyle düşük özgüven,
  • Cinselliği ön plana çıkaran giyim tarzı ile çocuk istismarı riski arasındaki korelasyon.

Akademik Başarı ve Odaklanma Sorunları

Cinselleştirilmiş kimlik ile okul başarısı arasındaki ilişkiyi ölçen araştırmalar çarpıcı sonuçlar ortaya koymaktadır. Homojen gruplar üzerinde yapılan bir deneyde, mayo giydirilen grubun matematik testindeki başarı oranı, normal kıyafet giyen gruba göre belirgin şekilde düşük çıkmıştır. Bu durum, başkaları tarafından nasıl göründüğüyle aşırı ilgilenen bireylerde dikkat eksikliği ve konsantrasyon bozukluğu yaşandığını kanıtlamaktadır.

Belirti TürüErgenlerde Görülen Etkileri
PsikolojikÖzgüven eksikliği, depresyon, beden algısı bozukluğu
FizyolojikYeme bozuklukları (Anoreksiya, Bulimia vb.)
SosyalYaşıtlarından kopma, sağlıksız arkadaşlık ilişkileri
AkademikDikkat dağınıklığı, başarı oranında düşüş

Ailelere Düşen Görevler ve Kalıcı Değerler

Çocukların eğitiminden sorumlu olan ilk kişiler ailelerdir. Çocukların cinsel bir meta olarak sömürülmesini engellemek için onlara dış görünüşten çok daha kalıcı değerler aşılanmalıdır. Aileler, çocuklarına şu erdemleri öğretmeye odaklanmalıdır:

  • Sorumluluk duygusu ve çalışkanlık,
  • Güvenilir bir birey olmak ve sözünde durmak,
  • Yardımseverlik ve sırdaşlık,
  • Kişisel yeteneklerin geliştirilmesi.

Cinsel İstismar Riski ve Korunma Yolları

Fiziksel olarak büyük görünen ancak ruhen çocuk olan ergenler, abartılı makyaj ve giysilerin yetişkinlerde cinsel dürtüler uyandırabileceğini öngöremeyebilirler. Bu durum, onları cinsel istismar tehlikesine açık hale getirir. Ergen birey, normal bir ilgi ile kötü niyetli bir yaklaşımı ayırt edecek deneyime sahip değildir.

Anne ve babalar, çocuklarını ürkütmeden olası tehlikeler hakkında bilgilendirmeli ve onları korumalıdır. Unutulmamalıdır ki fiziksel gelişim ile ruhsal gelişim bir bütün olarak ilerlemelidir. Her şeyin bir zamanı olduğu ve gelişimin doğal akışına bırakılması gerektiği gerçeği, sağlıklı bir gelecek için temel şarttır.

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

1983-1987 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde lisans ve eğitmenlik formasyonu eğitimini tamamlayan Kemal Özcan, çok sayıda seminer ve eğitimlerle alandaki çalışmalarını sürdürdü. Katıldığı seminer ve eğitimler arasında; Belçika’da “Practitioner NLP” (2008-2009), Gerald Weeks ile “Evlilik ve Çift Terapisi”, Vamık N. Volkan ile “Dinamik Yönelimli Psikoterapi”. CİSED tarafından düzenlenen “Aile Danışmanlığı”, “Cinsel Terapi Eğitimi”, “Holistik Evlilik ve Çift Eğitimi” konulu eğitimler, Gerald Weeks ile “İleri Düzey Evlilik ve Çift Terapisi”, Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nden YÖK onaylı 450 saatlik Aile Danışmanlıǧı ve 3 yıl süren ‘’Dinamik yönelimli psikoterapi’’ eğitimleri, yer alıyor. Ayrıca göç idaresi Başkanlığı’’nda ‘’Göç ve göçmen psikolojisi’’ konusunda uzmanlara eğitimler verdi. Ankara Üniversitesi ‘de “Evlilik doyumu ile cinsel doyumun birbirine etkileri” üzerine yüksek lisans yapmıştır. Şema Terapi, EMDR, NLP, Evlilik terapisi, cinsel terapi konularında uygulayıcı eğitimleri almıştır. Evlilik ve Çift Terapisi, Cinsel Terapi, Çözüm odaklı terapi konularında eğitimler vermektedir.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.