Doktorsitesi.com

Çocukları İstismardan Korumak

Psk. Serap Duygulu
Psk. Serap Duygulu
11 Kasım 2016129 görüntülenme
Randevu Al
Çocukları İstismardan Korumak
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuk İstismarı: Tanımı ve Kapsamı

Çocuk istismarı, bir çocuğun bir yetişkin tarafından fiziksel, cinsel veya duygusal amaçlarla kullanılması ve ona zarar veren davranışlara maruz bırakılmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bu durumu çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen; yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan tüm kötü muameleler olarak tanımlar.

Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca, ulusal yasalarca daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, 18 yaşın altındaki her birey çocuk sayılır. Bu yasal sınır, yetişkinlerin çocuklara kapasitelerinin üzerinde sorumluluk yüklememeleri ve onların çocukluk haklarını korumaları gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Çocuk İstismarı Türleri ve Özellikleri

İstismar denildiğinde akla ilk olarak cinsel istismar gelse de, fiziksel ve duygusal istismar da oldukça yaygın görülen türler arasındadır. İstismar türleri genel olarak üç ana başlıkta incelenir:

1. Cinsel İstismar

Çocukla cinsel haz amacıyla temas kurulması veya ilişkiye girilmesidir. Bu durum fiziksel temas içerebileceği gibi temas içermeyen eylemleri de kapsayabilir:

  • Cinsel içerikli konuşmalar ve teşhircilik/röntgencilik.
  • Pornografik materyallere maruz bırakma.
  • Çocuğun cinsel organına dokunulması veya istismarcının kendi organına dokunulmasını istemesi.
  • Tecavüz ve ensest (aile içi cinsel taciz veya tecavüz).

2. Duygusal İstismar

Çocukların ilgi, sevgi ve bakımdan yoksun bırakılarak psikolojik zarara uğratılmasıdır. Sağlıklı bir aile ortamında büyümeyen çocuklarda görülen ileriye dönük psikolojik rahatsızlıkların temelinde genellikle duygusal ihmal ve istismar yatar.

3. Fiziksel İstismar

Çocuğun vücudunun kaza dışı bir sebeple yaralanması veya örselenmesidir. Fiziksel şiddet uygulamak, dövmek ve can yakıcı cezalar vermek bu kategoride yer alır.

İstismara Uğrayan Çocuklarda Görülen Belirtiler

İstismar sonrası çocuklarda yaşa ve kişisel özelliklere göre farklı ruhsal tepkiler oluşabilir. Sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Yalnız kalma korkusu ve aileye aşırı bağımlılık.
  • Yaşına uygun olmayan cinsel içerikli konuşmalar veya davranışlar.
  • Dikkat eksikliği, okul başarısında düşüş ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar.
  • Öfke kontrol bozuklukları ve kendine zarar verme eğilimi.
  • Travma sonrası stres bozukluğu, kaygı ve depresyon.
  • Altına kaçırma gibi kazanılmış becerilerde gerileme.
  • Uyku bozuklukları, kabuslar ve belirli yerlerden/kişilerden korkma.

Aile İçi İstismar ve Ensest Gerçeği

Tanımlanması ve ortaya çıkarılması en zor istismar türü, çocuğun yakın çevresi veya akrabaları tarafından gerçekleştirilen ensest vakalarıdır. Çocuk, en çok güvenmesi gereken kişi tarafından istismar edildiğinde, dünyayı güvensiz bir yer olarak algılar. Çoğu zaman korkudan veya durumu normalleştirdiğinden dolayı sessiz kalır.

Günümüzde bu vakalar genellikle aile dışındaki öğretmenler veya kurum temsilcileri tarafından fark edilmektedir. Aile içinde anlatılan durumlar ise maalesef "duyulmasın" kaygısıyla örtbas edilebilmekte veya çocuk suçlanabilmektedir. Bu durum, istismarın yıllarca sürmesine neden olan en büyük engeldir.

Çocuklar Neden İstismarı Anlatamazlar?

Çocukların yaşadıkları travmayı paylaşamamalarının altında yatan temel nedenler şunlardır:

NedenAçıklama
Korku ve Tehditİstismarcının kendisine veya ailesine zarar vereceğinden korkması.
Bilgi EksikliğiYapılan eylemin (dokunulmanın) yanlış olduğunu bilmemesi.
Suçluluk Duygusuİstismarcıya engel olamadığı için kendini suçlu hissetmesi.
Güven SorunuAnlattığında inanılmayacağını veya dışlanacağını düşünmesi.
Otoriteye İtaatİstismarcının ailedeki konumu nedeniyle ona itaat etme zorunluluğu hissetmesi.

Çocukları Korumak İçin Mahremiyet Eğitimi

İstismarı önlemenin ilk adımı, çocuklara küçük yaştan itibaren beden dokunulmazlığını öğretmektir. Çocuklara 3 yaşından itibaren mahremiyet eğitimi verilmelidir.

  • Özel Alan Tanımı: Çocuğun kollarını iki yana açtığında oluşan bölge onun özel alanıdır. Yabancılar bu sınıra girmemelidir.
  • Mahrem Bölgeler: Çamaşırların altında kalan bölgelerin kimse tarafından görülemeyeceği ve dokunulamayacağı net bir şekilde anlatılmalıdır.
  • Beden Saygısı: Çocuklar istemedikleri sürece kimseyi öpmeye veya kimseye sarılmaya zorlanmamalıdır.

İyi Dokunma ve Kötü Dokunma Ayrımı

Dokunma TürüÖzellikleri
İyi DokunmaSevilen kişilerin sarılması, öpmesi; çocuğun kendini mutlu ve güvende hissettiği durumlar.
Kötü DokunmaÖzel bölgelere dokunulması, çocuğun rahatsız olması, dokunan kişinin "sır" saklamasını istemesi veya korkutması.

İstismar Durumunda İzlenmesi Gereken Adımlar

Çocuklara, hoşlanmadıkları bir durumla karşılaştıklarında şu dört adımı uygulamaları öğretilmelidir: Hayır de, uzaklaş, bir büyüğüne anlat ve susma!

Eğer bir çocuğun istismara uğradığından şüpheleniliyorsa veya çocuk bunu dile getiriyorsa ebeveynler şunları yapmalıdır:

  1. Sakin kalın ve çocuğu dikkatle dinleyin.
  2. Çocuğu sorgulamayın ve detaylar için zorlamayın.
  3. Ona inandığınızı ve güvendiğinizi hissettirin.
  4. Soğukkanlılığınızı koruyarak durumu profesyonel mercilere bildirin.

Unutmayın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 183 numaralı hattından yardım alabilir ve uzmanlara yönlendirilebilirsiniz.

Çocuk istismarı sadece bireysel değil, toplumsal bir sorundur. Tacizi görmezden gelmek de bir istismar türüdür. Sağlıklı bir gelecek için her yetişkinin bu konuda sorumluluk alması ve bilinçli hareket etmesi hayati önem taşır.

Etiketler

Çocuk istismarıCinsel istismarİstismarı önlemekFiziksel istismarDuygusal istismarİyi dokunma ve kötü dokunmaÇocuk istismarının belirtileriÇocukları istismardan korumak

Yazar Hakkında

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap DUYGULU, İstanbul'da doğmuştur. 
Psikoloji dalında gerçekleştirdiği çalışmalarına önemli ölçüde katkılar sağlayan, Sosyoloji, Edebiyat, Kamu Yönetimi alanlarında da Lisans  düzeyinde akademik eğitimler alan Serap Duygulu İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ‘Uygulamalı Psikoloji’ üzerine Yüksek Lisans yapmış ve  "Afazi Hastası Yakınlarında Depresyon ve Olumsuz Otomatik Düşünceler" başlıklı tezi ile lisansüstü derecesini almıştır. 
Ayrıca bu çalışma bu alanda yapılmış ilk ve tek psikolojik araştırma olarak önemini halen korumaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.