Doktorsitesi.com

Kıskançlık ve nedenleri

Klinik Psikolog Mehmet Emin Kızgın
Klinik Psikolog Mehmet Emin Kızgın
19 Temmuz 20142811 görüntülenme
Randevu Al
Kıskançlık ve nedenleri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kıskançlık Nedir? Tanımı ve Edebi Perspektifler

Kıskançlık, insan ruhunun en karmaşık ve can yakıcı deneyimlerinden biridir. Oxford English Dictionary tarafından şüphe, kurgu ya da mevcut bir rekabetin farkındalığından doğan bir ruh hali olarak tanımlanan bu duygu, tarih boyunca edebiyatın da temel konularından biri olmuştur. Milton bu hissi “yaralı aşığın cehennemi” olarak nitelendirirken, Dryden “ruhun sarılığı”, Shakespeare ise “yeşil gözlü canavar” olarak betimlemiştir.

Fransız ahlakçısı La Rochefoucauld’a göre kıskançlık, şüphenin olduğu yerde filizlenir; şüphe kesinliğe dönüştüğünde ise ya deliliğe evrilir ya da tamamen yok olur. Neresinden bakılırsa bakılsın, kıskançlık aslında patlamaya hazır bir faciaya karşı verilen zihinsel bir tepkidir. Bu duygu bir akıl bozukluğu olmamasına rağmen, insanın üzerine ikinci bir ten gibi yapışarak derin bir sancı yaratır.

Kıskançlığın Psikolojik Kökenleri ve Benlik Algısı

Kıskançlığın kökenleri, bireyin kendisini güçlü, bağımsız ve arzulanır hissetmesini sağlayan sevgi ve erotizm dolu tepkilerden yoksun kaldığı çocukluk veya ilk gençlik yıllarına kadar uzanır. Bu bağlamda kıskançlık, kişinin geçmişte kendisini çaresiz ve küçük düşmüş hissettiği bir döneme verdiği gecikmeli bir tepki olarak kabul edilebilir. Kişinin kimliği ve benlik algısı ile doğrudan bağlantılı olan bu his, sevginin bir ölçütü değil, aksine bir eksikliğin dışavurumudur.

Kıskançlık hissi tetiklendiğinde, birey kendi değerinden ve cazibesinden şüphe etmeye başlar. Dünyayla bağı kopan kişi, nirengi noktasını kaybederek tamamen bu yıkıcı duyguya odaklanır. Bu durum, hem aranan hem de korkulan paradoksal bir heyecan hali yaratır.

İlişkilerde Kıskançlık ve Kontrol Arzusu

Kıskanç birey, ikili ilişkilerde tıpkı iktidarını korumaya çalışan bir fatih gibi davranır. Her türlü kaçış girişimini veya gizli komployu etkisiz hale getirmeye çalışırken, partnerinin sözlerini bir teminat olarak kabul etmekte zorlanır. Bu süreçte ortaya çıkan temel davranış modelleri şunlardır:

  • Güven eksikliği ve sürekli şüphe duyma hali,
  • Olağandışı aldatma senaryoları kurgulama,
  • Partner üzerinde yüzde yüz hakimiyet kurma ihtiyacı,
  • Mahremiyete ve partnerin özel alanına tahammülsüzlük.

Kıskanç kişi, sevdiğinin özgürce arzulama ve görme yetisine sahip olmasını bir tehdit olarak algılar. Bu durum, kıskanç kişiyi mahremiyete kasteden bir çift gözden ibaret bırakırken, partnerini ise erişilmez ve büyülü bir noktaya taşır.

Psikanalitik Tedavi ve İyileşme Süreci

Kıskançlık, psikanalistler için en zorlu çalışma alanlarından biridir. Tedavi sürecinde analist, hastanın yaşadığı tekinsizliklerin içine girerek ona rehberlik etmeli ve kıskançlığın aslında sevgisiz kalındığında benimsenen bir dublör olduğunu hastaya fark ettirmelidir. İyileşme yolunda karşılaşılan temel zorluklar ve süreçler şu tabloda özetlenebilir:

Tedavi Aşamasıİçerik ve Zorluklar
KavrayışHastanın kıskançlık olmadan bir hayatı tasavvur edememesi.
YüzleşmeKıskançlığın geçmişteki güven zedeleyici anılarla bağının kurulması.
AnalizKurgusal aldatma senaryoları ile gerçeklik arasındaki ayrımın yapılması.
DönüşümKıskançlığın kaynağına (çocukluk/travma) geri gönderilmesi.

Sonuç: Kıskançlığı Aşmanın Getirdiği Özgürlük

Kıskançlık, sevginin en büyük tuzağıdır ve bu duygudan vazgeçmek büyük bir kararlılık gerektirir. Analist, bu süreçte hazır bir reçete sunan bir rehber değil, tutku dolu bir dünyaya dalma riskini alan bir işçidir. Tedavi süreci ne kadar gecikmeli olursa olsun, özdeki travmanın gün yüzüne çıkarılması hayati önem taşır.

Hayatımızı kıskançlığın merceğinden çıkarıp masaya yatırdığımızda, dönüm noktalarımızı daha iyi anlama şansı elde ederiz. Kıskançlığı geride bırakmak, bireyi sadece bu prangadan kurtarmakla kalmaz, aynı zamanda onu yepyeni bir hayat ve sevme kapasitesiyle taçlandırır.

Etiketler

Kıskançlık nedirNeden kıskanırızKıskançlığın tedavisi var mıdırKıskançlık krizi ve sonrasıKıskançlığın psikolojik sebepleriKıskanç kişilerle yaşamak

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Mehmet Emin Kızgın

Klinik Psikolog Mehmet Emin Kızgın

1968 yılının baharında köy evinde  dünyaya geldim. İlk ve ortaokulu Tutak Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda okudum. 8 yıllık eğitimimden sonra okul birincisi olarak girdiğim Devlet Parasız Yatılı okul sınavları sonucunda Diyarbakır Çevre Sağlığı Meslek Lisesini kazandım.1987 yılında mezuniyetimin ardından Ağrı İl Sağlık Müdürlüğünde Çevre Sağlık Teknisyeni olarak devlet memurluğu görevime başladım.1988 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler (Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık ) bölümünü kazanarak 1992 yılında mezun oldum. Aynı süreçte Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Tuzluçayır Sağlık Ocağı’nda da devlet memurluğu görevimi sürdürdüm.
1994 yılında ikinci defa girdiğim üniversite sınavı sonucunda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Psikoloji Bölümünü kazandım. Eğitim sürecimde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık  memurluğu görevimi sürdürdüm.
2003 yılında Ankara Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne psikolog olarak atandım ve 17 yıl aynı hastanede olmak üzere toplamda 32 yıl devlette görev yaptıktan sonra emekliye ayrıldım.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.