Doktorsitesi.com

Kekemelik ve Kekemelik Terapisi

Dil ve Konuşma Terapisti Ayşen Yeşilkaya
Dil ve Konuşma Terapisti Ayşen Yeşilkaya
9 Nisan 2016489 görüntülenme
Randevu Al
  • Çocukluk çağı akıcılık bozuklukları olan kekemelik ve hızlı bozuk konuşma, genetik ve nörofizyolojik faktörlerin etkisiyle genellikle 2-5 yaş aralığında ortaya çıkar.
  • Kekemelik yaşayan bireylerde konuşma engellerine ek olarak, takılmalardan kurtulmak veya bunlardan kaçınmak amacıyla geliştirilen fiziksel ve sosyal ikincil davranışlar görülebilir.
  • Kekemelik terapisi, bireyin ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilen ve aile ile uzman dil ve konuşma terapistinin iş birliğini gerektiren bilimsel bir süreçtir.
Kekemelik ve Kekemelik Terapisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocukluk Çağı Akıcılık Bozuklukları Nedir?

Akıcı konuşma, konuşmanın sürekli, eforsuz ve kabul edilebilir bir hızda gerçekleşmesi olarak tanımlanır. Çocukluk döneminde en sık karşılaşılan akıcılık bozuklukları ise kekemelik ve hızlı bozuk konuşmadır. Bu durumlar, çocuğun iletişim becerilerini ve sosyal etkileşimini doğrudan etkileyebilmektedir.

Kekemelik Nedir ve Nasıl Tanımlanır?

Kekemelik, konuşma akışının normalin üzerinde bir sıklıkta ve uzunlukta kesintiye uğramasıdır. Kekemeliği tanımlarken iki temel perspektif dikkate alınmalıdır: dinleyicinin algısı ve takılma yaşayan bireyin kendi algısı. Bu iki faktör nedeniyle "normal" olanı belirlemek güç olsa da kekemelik sırasında görülen engeller net bir şekilde tanımlanabilir.

Kekemelik Belirtileri ve Takılma Türleri

Kekemelik sürecinde görülen temel konuşma engelleri şunlardır:

  • Tek heceli sözcüklerin tamamının tekrarlanması
  • Ses ve hece tekrarları
  • Belirgin ses uzatmaları
  • İşitilebilir veya sessiz bloklar (konuşmanın kilitlenmesi)
  • Takılmalarla başa çıkmaya çalışırken oluşan fiziksel gerilimler

Normal Takılma ile Kekemelik Arasındaki Fark

Her birey konuşurken zaman zaman takılabilir. Özellikle 2-5 yaş arası normal gelişim gösteren çocuklarda bu durum sıkça görülür. Bu yaş grubundaki çocuklara tanı koymadan önce bir süre beklemek önemlidir. Ancak bazı durumlar yüksek risk faktörü taşır:

  • Ailede kekemelik öyküsünün bulunması
  • Takılmaların 6 aydan uzun sürmesi
  • Eşlik eden dil ve konuşma bozuklukları
  • Olumsuz çevresel ve ailevi deneyimler

Kekemelikte İkincil Davranışlar: Kurtulma ve Kaçınma

Çocuklar veya yetişkinler takılmalarının farkına vardıklarında, bu durumdan kurtulmak için bazı stratejiler geliştirirler. Bu ikincil davranışlar iki ana gruba ayrılır:

  1. Kurtulma Davranışları: Kişinin takıldığı anı bitirebilmek için yaptığı fiziksel hareketlerdir. Burun deliklerini açma, el-ayak vurma, göz kırpma veya dikkati başka yöne çekmek için boğaz temizleme gibi eylemleri kapsar.
  2. Kaçınma Davranışları: Takılma kaygısı nedeniyle henüz takılmadan önce yapılan eylemlerdir. Belirli sesleri kullanmamak için kelime değiştirme, sözcüğün etrafında dolanma ve belirli sosyal ortamlardan kaçınma bu gruptadır.

Önemli: Eğer çocukta ikincil davranışlar gözlemleniyorsa, zaman kaybetmeden bir dil ve konuşma terapistine başvurulmalıdır.

Kekemeliğin Nedenleri Nelerdir?

Kekemeliğin ortaya çıkış nedenleri her çocuk için özgündür ve genellikle çok faktörlüdür. Genetik ve nörofizyolojik sebepler bu süreçte önemli rol oynar. Yaygın kanının aksine, ebeveyn tutumları tek başına kekemeliğe neden olmaz; ancak sürecin yönetimini kolaylaştırabilir veya zorlaştırabilir.

Faktör GrubuEtkisi
Genetik/NörofizyolojikTemel hazırlayıcı nedenler arasındadır.
Çevresel EtmenlerHızlı yaşam, stres ve yüksek beklenti takılmaları artırabilir.
MizaçKekemeliğe doğrudan etkisi konusunda farklı görüşler mevcuttur.
Dil GelişimiYaşın çok altında veya üstündeki dil becerileri süreci olumsuz etkileyebilir.

Kekemeliğin Azaldığı Durumlar

Kekemelik her ortamda aynı şiddette görülmez. Belirli durumlarda takılmaların azaldığı gözlemlenmiştir:

  • Kişi yalnızken veya çok rahat/dinlenmiş hissediyorken
  • Koro halinde bir metin okunurken
  • Bir bebeğe veya hayvana hitap ederken
  • Ritmik uyaranlar eşliğinde veya şarkı söylerken
  • Aksan değiştirerek konuşurken veya küfür ederken

Yaygınlık ve Cinsiyet Faktörü

Kekemelik genellikle 2 yaş ile ergenlik arasındaki dönemde başlar; vakaların %75'i 2-5 yaş aralığında ortaya çıkar. Toplum genelinde görülme oranı %1-2 civarındadır. Cinsiyet bazında bakıldığında, erkeklerde kızlara oranla daha sık görülür. Erken dönemde erkeklerde 3 kat fazla olan bu oran, ilerleyen yaşlarda kızlardaki iyileşme oranının yüksek olması nedeniyle 5 katına kadar çıkabilmektedir.

Kekemelik Terapisi ve Süreç Yönetimi

Kekemelik terapisi, kişiye özel olarak hazırlanan ve sadece uzman bir dil ve konuşma terapisti tarafından yürütülmesi gereken bilimsel bir süreçtir. Terapinin standart bir reçetesi yoktur; bireyin ihtiyaçları, aile yapısı ve çevresel ilişkileri göz önüne alınarak planlanır.

Terapi Yaklaşımları

  • Ekip Çalışması: Terapi; çocuk, aile ve terapistin birlikte hareket ettiği bir ekip işidir.
  • Bireysel Planlama: Her birey tek ve özel olduğu için terapi planı da kişiye özgüdür.
  • Okul Öncesi Dönem: Bu dönemde terapi doğrudan veya dolaylı olarak uygulanabilir. Klinisyen, çocuğun olumsuz tutumlarını gözlemleyerek bunları ortadan kaldırmayı hedefler.
  • Bütüncül Değerlendirme: Terapi yöntemi seçilirken; takılma özellikleri, genetik yatkınlık, iletişim becerileri ve aile faktörleri bir bütün olarak değerlendirilir.

Etiketler

Kekemelik ve cinsiyet ilişkisiKekemelik iyileşme oranıKekemelik sorunuKekemelik genetik midirKekemelik terapisiKekemelik azalması mümkünmüdürKekemelik nedenleriKekemelik için ne yapılabilirKekemelik

Yazar Hakkında

Dil ve Konuşma Terapisti Ayşen Yeşilkaya

Dil ve Konuşma Terapisti Ayşen Yeşilkaya

Dil Konuşma Bozuklukları Terapisti Ayşen Yeşilkaya, lisans eğitimini 2009 yılında Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde tamamlamıştır. 2013 yılında ise Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapistliği bölümünde lisansüstü eğitimini tamamlayarak, “Uzman Dil ve Konuşma Terapisti” unvanını almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.