Doktorsitesi.com

İLİŞKİDE SINIRLAR VE BİRLİK İHTİYACI

Uzm. Psk. Dila Hotlar
Uzm. Psk. Dila Hotlar
8 Ekim 2020155 görüntülenme
Randevu Al
İLİŞKİDE SINIRLAR VE BİRLİK İHTİYACI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İlişkilerde Sınır Kavramı ve Psikolojik Gerekliliği

Kolektivist toplumlarda, bireylerin iç içe geçtiği ve yakınlık ile sınırların birbirine karıştığı yapılarda, terapistlerin en sık çalıştığı konuların başında sınırlar gelmektedir. Kişinin partneri, ailesi, çocukları ve dış dünya ile kurduğu (veya kuramadığı) sınırlar, yaşamında kısıtlayıcı ve zorlayıcı bir unsur haline gelebilmektedir. Terapiye başvuru sebebi nadiren doğrudan "sınır koyma" olsa da, yaşanan pek çok psikolojik zorluğun temelinde bu gizil gündem yatmaktadır.

Sınırların yaratılması hem psişik bir gereklilik hem de bir yanılsamadır. Çizgi çekme gereksinimi, kategorilerin var olmasına izin vererek "bu budur, şu değildir" ayrımını sağlar. Kendilik, ancak bu sınırlar sayesinde doğar; çünkü sınır, düşüncelerin ve duyguların sınıflandırılmasına ve "sen-değil-ben" şeklinde hissedilmesine olanak tanıyan algısal bir ayrımdır.

Sistemik Açıdan Sınırlar ve İşlevleri

Sistemik perspektiften bakıldığında, sınırların oluşumu her türlü sistem için bir ön koşuldur. Sistemlerin dış sınırları, o sisteme kimlerin nasıl katıldığını belirleyen kurallar ve üyelerin iç/dış kişilere karşı davranış farklılıkları ile tanımlanır.

Sınır ve Sınır Çizme Nedir?

  • Sınır: Alt sistemler ve sistemler arasındaki görünmez bağlardır. Farklılaşmaya ve yapıların gelişimine olanak sağlar.
  • Psikolojik Bariyer: Bireylerin ve ailelerin bütünlüğünü koruyan, zenginleştiren duygusal ve davranışsal bariyerlerdir.
  • Sınır Çizme: Bir ilişki içinde üyelerin kendi aralarındaki ve dış dünya ile olan mesafelerinin belirlenmesidir.

Schopenhauer’ın Kirpileri: Makul Mesafe Ayarı

Schopenhauer’ın hikayesinde olduğu gibi, insanlar yalnızlıklarını dindirmek ve ısınmak için birbirlerine yakınlaşırlar. Ancak fazla yakınlaşma, ruhun dikenlerinin ötekine batmasına ve kişinin bütünlüğünü kaybetme/dağılma tehlikesi yaşamasına neden olur. Bu noktada makul mesafe kavramı hayati önem taşır.

Kavramİlişkideki Etkisi
Makul MesafeKendini ötekinden, ötekini kendinden korumayı sağlar.
Gerçek YakınlıkAncak makul mesafede durabilme becerisiyle mümkündür.
BireyselleşmePartnerlerin ilişki içinde nefes almasına ve kendini gerçekleştirmesine olanak tanır.

Psikolojik Kuramlarda Sınırlar: Bowen ve Minuchin

Kişiler arası sınırlarla ilgili en temel çalışmalar Murray Bowen ve Salvador Minuchin tarafından yapılmıştır. Her iki kuramcı da sınırların bireysel ve ailevi gelişimdeki rolünü farklı açılardan ele alır.

Murray Bowen: Farklılaşma ve Kaynaşma

Bowen, psikanalitik bir vurguyla ayrılma ve bireyleşme üzerinde durur. Bu modelde temel hedef, ailenin duygusal atmosferinden farklılaşarak kendi ayakları üzerinde durabilmektir. Bowen'a göre temel sorun "kaynaşma", çözüm ise "farklılaşma"dır.

Salvador Minuchin: Yapısal Sınırlar

Minuchin, sınırların çok zayıf veya çok güçlü olmasından kaynaklanan sorunları inceler. Kuramına göre sınırlar şu şekilde sınıflandırılır:

  1. Katı Sınırlar: Dış dünya ile teması kısıtlar ve bireyler arasında kopukluk yaratır.
  2. Belirsiz (Dağınık) Sınırlar: Alt sistemlerin işleyişine aşırı müdahaleye neden olur. Yakınlık sağlar ancak bağımsızlığı ortadan kaldırır.
  3. Düğümlenmiş Yapılar: Anne babanın çocuklarına aşırı müdahil olduğu, çocukların bağımlı hale geldiği ve dış dünyada ilişki kurmakta zorlandığı yapılardır.

Birlik İhtiyacı ve Erken Dönem Çocukluk

İnsanda kökenini bebeklikten alan evrensel bir birlik arzusu vardır. Bu, rahme; yani isteklerin karşılıksız doyurulduğu güvenli sığınağa geri dönme özlemidir. Yetişkinlikte aşk, sanat ve meditasyon gibi alanlarda sağlıklı dışa vurumları olan bu arzu, bazen savunmacı bir yapıya bürünerek dış dünyanın travmalarından kaçış alanı oluşturabilir.

Sembiyoz (Ortak Yaşam) ve bireyleşme, yaşam boyu aralarında salındığımız iki kutuptur. Erken çocukluk döneminde anne ile bebek arasındaki somatik etkileşim, egonun gelişimi için vazgeçilmezdir. Çocuk, kendi beden hatlarının annesinden ayrı olduğunu öğrendikçe ego farklılaşmasını başarır. Eğer erken sembiyoz dönemi sağlıklı tamamlanmışsa, çocuk yaşamın ikinci yılında hareket yetisinin gelişmesiyle birlikte etkin bedensel ayrılma sürecine girer.

Sonuç: Yaşam Yolculuğunda Yeni Pozisyonlar

Sınırlarla ilgili meselelerin kökeni erken çocukluk dönemine dayansa da, bu durumun bir kader olmadığı unutulmamalıdır. Kişinin yakınlık ihtiyacının altındaki temel süreçleri fark etmesi ve ihtiyaç duyduğu duyguları gidermek için yeni pozisyonlar alması, yaşam yolculuğunu çok daha keyifli ve sağlıklı bir noktaya taşıyacaktır.

Kaynakça:

  • İlişki Denklemi - Murat Dokur
  • Yatıyorum Bir şey Diyor Musun? - Şule Öncü
  • Aile Terapisi - Michael P. Nichols
  • Kendilikten Kaçış - İlayn Kogan

Etiketler

Psikolojikİlişki problemiİlişki sorunlarıİlişkilerAile ve evlilikİlişkiAileİlişki terapistiSınır koymaSınırlamaSınırları net olmayan

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Dila Hotlar

Uzm. Psk. Dila Hotlar

Uzm. Psk. Dila HOTLAR, lisans eğitimini Çukurova Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü'nü tamamlayarak 2010 yılında mezun olmuştur. Lisans eğitimi boyunca öğrenci kongrelerine ve eğitimlerine katılmış, çeşitli okullarda uygulamalı eğitimlerini başarı ile tamamlamıştır. Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim dalında gönüllü stajını da lisans eğitimi sırasında tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.