İlişkide Kalmak mı, Temasta Kalmak mı?

İlişkide kalmak, çoğu zaman dışsal koşullarla ilgilidir. Alışkanlıklar, sorumluluklar, çocuklar,
maddi düzen, toplumsal beklentiler ya da “bunca yıl boşa mı gitsin” düşüncesi ilişkiyi ayakta
tutabilir. Bu bağlamda ilişki, sürdürülen bir yapı hâline gelir. Temasta kalmak ise içsel bir
süreçtir; duygusal olarak birbirine açık olmayı, etkilenebilmeyi ve karşılıklı var olmayı
gerektirir.
Temas, yalnızca konuşmak ya da birlikte zaman geçirmek değildir. Temas, karşı tarafın
duygusuna dokunabilmek, onunla birlikte hissedebilmek ve bu hislerden kaçmamaktır. Temas
olan ilişkilerde zor duygular konuşulabilir, sessizlik bile anlam taşır. Temas olmayan ilişkilerde
ise iletişim vardır ama bağ yoktur.
Birçok çift, ilişkiyi korumak adına temastan vazgeçtiğinin farkında değildir. Tartışmalar azalır,
duygular daha az dile getirilir, beklentiler sessizce geri çekilir. Bu durum dışarıdan
bakıldığında “sorunsuz” gibi görünebilir. Oysa çoğu zaman bu, çatışmadan kaçınarak ilişkiyi
dondurmanın bir yoludur.
İlişkide kalıp temasta kalamamak, kişide derin bir yalnızlık hissi yaratabilir. Çünkü kişi yalnız
değildir ama ulaşılamazdır. Duygular vardır ama paylaşılacak bir alan yoktur. Bu yalnızlık,
ayrılıktan sonra yaşanan yalnızlıktan farklıdır; daha belirsiz ve daha yıpratıcıdır.
Temasın kaybolduğu ilişkilerde sıkça görülen bir diğer durum da, tarafların birbirinden
etkilenmemeye başlamasıdır. Karşı tarafın hisleri, tepkileri ya da yaşadıkları kişide eskisi
kadar bir yankı uyandırmaz. Bu durum çoğu zaman “olgunlaşma” ya da “alışma” olarak
yorumlansa da, aslında bağın zayıfladığının işaretidir.
İlişkide kalmak, bazen kişinin kendini koruma biçimi olabilir. Temasta kalmak ise risklidir;
kırılganlık gerektirir. Anlaşılmama, reddedilme ya da hayal kırıklığı ihtimali vardır. Bu nedenle
bazı ilişkilerde kişiler, teması değil düzeni seçer. Düzen bozulmaz ama bağ da derinleşmez.
Buradaki kritik nokta şudur: Bir ilişkiyi gerçekten canlı tutan şey, onun sürmesi değil; temasın
devam etmesidir. Temas yoksa ilişki zamanla bir ortaklığa, bir alışkanlığa ya da bir sessiz
anlaşmaya dönüşür.
Terapi sürecinde çiftler çoğu zaman “ayrılmalı mıyız?” sorusuyla gelir. Ancak çalışıldıkça asıl
sorunun bu olmadığı ortaya çıkar. Asıl mesele, teması yeniden kurmanın mümkün olup
olmadığıdır. Çünkü temas yeniden kurulabiliyorsa, ilişki de dönüşebilir. Temas kurulamıyorsa,
ilişkide kalmak yalnızca bir bekleme hâline dönüşür.
İlişkide kalmak bir karardır. Temasta kalmak ise her gün yeniden verilen bir duygusal tercihtir.
Bu tercih yapılmadığında ilişki devam edebilir ama kişi ilişkide var olamaz.
İlişkiler yalnızca birlikte kalınarak değil, birbirine temas edilerek yaşanır. Ve bazen en zor
soru şudur: Biz hâlâ birlikte miyiz, yoksa sadece yan yana mı duruyoruz?

