Doktorsitesi.com

İLETİŞİMİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

Psk. Fırat Bulut
Psk. Fırat Bulut
27 Aralık 2022141 görüntülenme
Randevu Al
Dünya ile iletişiminizi kestiğiniz bir hayatı düşünün. Tıpkı ıssız bir adada tek başınıza yaşama devam etmeye çalışmak gibi. Bir gün, iki gün, bir hafta, bir ay, belki de bir yıl bunu başardığınızı hayal edin. Sizce bu durum böyle devam edebilir mi? Yoksa iletişim kurma isteği içinizi kavurmaya başlar ve sizi iletişim kurma yolları aramaya iter mi? İstinai örnekler dışında kendimizi toplumdan tamamen dışlayıp inzivaya çekilmemiz mümkün olamıyor.
İLETİŞİMİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İletişim Kavramının Derinliği ve Toplumsal Varlığımız

Dünya ile tüm bağlarınızı kestiğiniz, ıssız bir adada tek başınıza yaşadığınız bir hayat hayal edin. Bu izolasyonu bir gün, bir ay, hatta bir yıl sürdürseniz bile, bir noktada iletişim kurma arzusu içten içe sizi zorlamaya başlayacaktır. İstisnai durumlar haricinde, insanın kendisini toplumdan tamamen soyutlayarak bir inziva hayatı sürmesi pek mümkün değildir. En sıradan günümüzde dahi, çevremizle bir şekilde etkileşim halindeyiz.

Kurduğumuz bu etkileşimler; günlük modumuzu, duygularımızı ve düşünce dünyamızı doğrudan şekillendirir. Bu noktada, genellikle basit bir eylem olarak görülen iletişim kavramı hayati bir önem kazanır. Birçok kişi iletişimi sadece konuşma yetisiyle bağdaştırsa da bu yaklaşım, gerçeğin sadece küçük ve eksik bir parçasıdır.

İletişim: Bir Kendini İfade Etme ve Anlamlandırma Çabası

İletişim, her canlının kendisini anlatma, anlaşılma ve çevresindeki dünyayı özümseme çabasının somut bir dışavurumudur. Bu süreç, sözcüklerin veya beden dilinin çok ötesinde bir derinliğe sahiptir. Kendimizi sunuş biçimimiz, başkalarının zihnindeki imajımızı belirler; bu imaj ise onların bize yaklaşımını ve dolaylı olarak kişilik gelişimimizi etkiler.

İlişkilerinizi Gözlemleyin

İletişimin niteliğini anlamak için çevrenizdeki insanları bir bilim insanı titizliğiyle gözlemleyebilirsiniz. Kendi hayatınız, bu gözlem için en verimli laboratuvardır. Aile içi ilişkilerinizde, eşinizle veya arkadaşlarınızla olan diyaloglarınızda şu soruların yanıtlarını arayın:

  • Tartışmalarda taraflar kendilerini gerçekten ifade edebiliyor mu?
  • İletişim sonrası her iki taraf da duygusal bir tatmin yaşıyor mu?
  • Problemlerin temelinde anlatılamayan düşünceler mi yatıyor?

Özden Uzaklaşma: "Ben Korkusu" ve Maskeler

İletişimdeki başarısızlıkların temelinde, bireyin diğer insanlardan ziyade kendi benliğine yabancılaşması yatar. Kendini tanıyamayan bir bireyin, bir başkasını derinlemesine anlaması beklenemez. Günümüzdeki yüzeysel ilişkilerin ana kaynağı, kendimizi arama sürecinde yolumuzu kaybetmiş olmamızdır.

İnsanoğlu binlerce yıldır dış dünyadaki belirsizlikleri yok etmeye çalışırken, en büyük belirsizliği kendi içinde yaratmıştır. Bu duruma "Ben Korkusu" diyebiliriz. Bu korkuyla başa çıkamayan birey, toplum tarafından kabul gören hazır davranış ve düşünce kalıplarını birer maske olarak kullanmaya başlar. Maskeler arttıkça özgünlük kaybolur ve sorunların kaynağını ayırt etme yetisi zayıflar.

İlişkilerde Sorumluluk Alanı ve Değişim

İçimizdeki karanlıkta kaybettiğimiz benliğimizi bulmanın ilk adımı, bu durumu yaratanın biz olduğumuzu ve mevcut durumumuzdan sorumlu olduğumuzu kabul etmektir. Hayatımıza giren insanlar kararlarımızı etkileyebilir ancak son söz her zaman bize aittir.

İletişim UnsuruSorumluluk ve Etki Alanı
Kendi PayımızDeğiştirebileceğimiz ve kontrol edebileceğimiz tek alan.
Başkalarının PayıMüdahale edemeyeceğimiz, karşı tarafın sorumluluğundaki alan.
Ortak Ürünİletişimin kalitesini belirleyen iki tarafın toplam katkısı.

Neden Önce Kendimizden Başlamalıyız?

Başkalarının değişmesini beklemek, kontrolü onların insafına bırakmaktır. Oysa kendi sorumluluk alanımıza odaklandığımızda şu avantajları elde ederiz:

  1. Seçenekleri Artırmak: Siz tepkilerinizi değiştirdiğinizde, karşı tarafın da alışılmışın dışında bir tepki verme ihtimali doğar.
  2. Kişisel Gelişim: Sorunlara farklı açılardan yaklaşarak kendinize yeni yetkinlikler katarsınız.
  3. İfade Rahatlığı: Kendi içine dönen ve sorularına yanıt arayan birey, kendisini çok daha rahat ve tatmin edici şekilde ifade eder.

Sonuç olarak iletişim, buzdağının sadece görünen kısmıdır. Bu konuda ustalaşmanın yolu, dışarıdaki hataları aramaktan vazgeçip, her türlü etkileşimde kendi payımıza odaklanmaktan geçer. Siz değiştiğinizde, iletişimin geri kalanının da doğal bir akışla dönüştüğünü fark edeceksiniz.

Etiketler

İletişim sorunuİletişim problemleriİletişimiletişim yolları

Yazar Hakkında

Psk. Fırat Bulut

Psk. Fırat Bulut

1994 İstanbul’da doğdu, ilk orta ve lise eğitimini İstanbul Avcılar’da tamamladıktan sonra 2013 yılında girdiği Ankara Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü 2017 yılında tamamladı.
Lisans eğitimi sırasında kişilik özellikleri, ölüm ve intihar ile ilgili konularda araştırmalara katılma fırsatı buldu, makaleler yazdı ve raporlar hazırladı. Stajını Ankara Dışkapı Yıldırım
Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin psikiyatri bölümünde ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde tamamladı. Lisans eğitiminden sonra 6. Hudut Tugayı’na bağlı 3., 6. ve komando taburlarında sorumlu psikolog olarak görev yaptı ve bu sırada madde, alkol, tütün ve teknoloji bağımlılıkları, kayıp, yas ve travma, uyum bozuklukları, Travma Sonrası Stres Bozukluğu gibi çeşitli konularda pek çok danışan ile çalışma imkanına sahip oldu. Daha sonrasında Ankaraya dönüp 2021 yılında kurucularından olduğu Kogito Psikoloji’de danışanlarına hizmet vermeye devam etti. Bu süreç içerisinde yine bağımlılıklar, anksiyete bozuklukları, aile içi sorunlar, çift terapisi gibi konularda çalıştı. Terapi yöntemi olarak Varoluşçu Psikoterapi’yi benimsiyor ve bu alanda eğitimler almaya devam ediyor. Mesleki deneyimlerini edinirken aklının bir kenarında olan soru insanları asıl iyi hale getirenin ne olduğuydu. Her danışan ayrı bir dünya ve farklı tepkiler demek benim için. Bu nedenle her danışana yeni bir terapi geliştirmesine olanak sağlayan, beni fikirsel özgürlük ve koşulsuz kabul ile besleyen, aynı zamanda karşımızdaki insanı asıl iyileştirenin samimi bir yaklaşım olduğu fikrini bana kazandıran Varoluşçu Psikoterapi ekolünü seçti. Şuanda online olarak danışan kabul etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.