Doktorsitesi.com

Depresyon sıklığı ne kadardır?

Klinik Psikolog Yasin İlker
Klinik Psikolog Yasin İlker
30 Mayıs 2021269 görüntülenme
Randevu Al
Depresyon sıklığı ne kadardır?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Toplumda Depresyon Yaygınlığı ve Güncel İstatistikler

Depresyon, günümüzde en yaygın görülen ruh sağlığı sorunları arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Toplum genelinde bu hastalığın görülme oranı yaklaşık %10 seviyelerindedir. Cinsiyet bazlı veriler incelendiğinde, erkeklerde hastalanma riski %10 (her 10 erkekten biri) iken, kadınlarda bu oran %20-25 (her 4-5 kadından biri) bandına yükselmektedir.

Sağlık Bakanlığı desteğiyle yürütülen Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmalarına göre, depresif nöbet yaygınlığı kadınlarda %5,4, erkeklerde %2,3 ve toplam nüfusta %4 olarak saptanmıştır. Bakanlık verileri, 2016 yılı itibarıyla bu oranlarda %10'luk bir artış yaşandığını göstermektedir. Günümüzde ise bu oranların %20 seviyelerini aştığı öngörülmektedir.

GrupYaygınlık / Risk Oranı
Genel Toplum Oranı%10
Erkeklerde Yaşam Boyu Risk%10
Kadınlarda Yaşam Boyu Risk%20 - %25
Türkiye Geneli (Resmi Veri)%4
Güncel Tahminler%20+

Depresyon Tekrarlayan Bir Durum mudur?

Depresyonun temelinde, beyindeki kimyasal iletilerde görev alan maddelerin dengesinin bozulması yatmaktadır. Bu kimyasal dengesizlik çevresel faktörlerden doğrudan etkilendiği için hastalığın nüksetme ihtimali her zaman mevcuttur. Hastalığın tekrarlanmasına zemin hazırlayan başlıca risk faktörleri şunlardır:

  • Tedavi sonrası hastalıktan kalan belirtilerin mevcudiyeti
  • Kişinin daha önce depresyon öyküsünün bulunması
  • Kronik depresyon teşhisi konulmuş olması
  • Aile içinde yaşanmış duygudurum bozuklukları ve ailevi sorunlar
  • Anksiyete veya madde kullanımının depresyonla birlikte seyretmesi
  • Depresyonun ilk kez 60 yaş ve üzerinde başlamış olması

Depresyondaki Bireylere Nasıl Davranılmalıdır?

Depresyon sürecindeki bir kişiye yapılabilecek en büyük yardım, doğru teşhis ve profesyonel tedavi almasını sağlamaktır. Tedavi sürecinde semptomlarda azalma görülmemesi durumunda, hastanın yeniden uzman yönlendirmesine tabi tutulması kritiktir. Sürecin en önemli bileşenlerinden biri de hastaya kesintisiz duygusal destek sunmaktır.

Duygusal Destek ve İletişim Stratejileri

Hastayı anladığını hissettirmek, sabırlı davranmak ve ilgili bir tutum sergilemek yardım sürecinin temelini oluşturur. Diyalog kurmak ve desteği somut olarak hissettirmek oldukça önemlidir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  1. Küçümsemeden Yaklaşın: Hastanın dışarıya yansıttığı duyguları ve ifadeleri asla hafife almayın.
  2. Gerçeklik Algısını Destekleyin: Hastanın gerçekleri görebilmesi için ılımlı yollarla rehberlik edin.
  3. Güvenlik Önlemi Alın: İntihara meyilli olabilen bireyler için ekstra dikkat ve gözetim gereklidir.
  4. Sosyalleşmeye Teşvik Edin: Yürüyüş, sinema veya hobiler gibi aktivitelere katılımı destekleyerek huzurlu hissetmesini sağlayın.

Davetler reddedildiğinde aşırıya kaçmadan ısrarcı olunabilir. Hastanın geçmişte zevk aldığı kültürel aktiviteler ve spor gibi alanlara yönelmesi için cesaret verilmelidir. Ancak bu süreçte hastaya çok fazla sorumluluk yüklenmemeli, "hasta numarası" veya "tembellik" gibi görünen durumların hastalığın doğal bir parçası olduğu unutulmamalıdır.

Etiketler

Depresyon nedirDepresyon belirtileriDepresyon riskiDepresyon sıklığı

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Yasin İlker

Klinik Psikolog Yasin İlker

Uzman Klinik Psikolog Yasin İlker Lisans eğitimini İzmir Üniversitesi psikoloji bölümünde tamamlamıştır. Sonrasında Yüksek lisans eğitimini Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji alanında tamamlamıştır. Staj görevlerini Yozgat Devlet Hastanesi, Yozgat Adliyesi, İzmir Narlıdere Huzurevi, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi ve NPİstanbul Beyin Hastanesi’nde başarıyla tamamlamıştır. İstanbul İRE Terapi ve Üsküdar Üniversitesi’nde asistan psikolog olarak görev almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.