Doktorsitesi.com

ÇOCUKLARDA YAS SÜRECİNİ GELİŞİMSEL BİR PERSPEKTİFDEN İNCELEMEK

Klinik Psikolog Damla Kankaya
Klinik Psikolog Damla Kankaya5.0(96 Değerlendirme)
11 Eylül 2025235 görüntülenme
Randevu Al
  • Yas süreci her birey için doğal ve kaçınılmaz bir deneyimdir, ancak çocuklarda bu sürecin işleyişi bilişsel ve duygusal gelişim evrelerine göre yetişkinlerden belirgin farklılıklar gösterir.
  • Çocukların ölüm algısı yaş gruplarına göre değişmekte; bebeklikte bakım verenin yokluğu olarak hissedilirken, okul öncesinde geçici bir durum, ilerleyen yaşlarda ise evrensel ve biyolojik bir gerçeklik olarak kavranmaktadır.
  • Sağlıklı bir yas süreci için kaybın gerçekliğinin kabul edilmesi ve duyguların yaşanması gerekirken; çocuklara karşı açık bir dil kullanılması ve güvenli bağlanmanın desteklenmesi kritik önem taşır.
ÇOCUKLARDA YAS SÜRECİNİ GELİŞİMSEL BİR PERSPEKTİFDEN İNCELEMEK
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Yas Süreci ve Kayıp Deneyimi

Sevilen bir kişinin kaybı, bireyler için oldukça zorlayıcı, yoğun ve acı verici bir deneyimdir. Yas kavramı, bu kaybın ardından yaşanması gereken doğal ve kaçınılmaz bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Bu süreçte bireylerin kaybı inkâr etmesi, duygusal dalgalanmalar yaşaması ve günlük işlevselliklerinde bozulmalar görülmesi olağan kabul edilir.

Ancak yasın çocuklardaki işleyişi yetişkinlerden belirgin şekilde farklılık gösterir. Çocuklar dünyayı anlamlandırmaya çalıştıkları gelişimsel evrelerde; ölüm, ayrılık veya kayıp gibi olguları kavramak için daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle çocukların yas süreci; gelişim özellikleri, yaş düzeyleri ve çevresel koşullar doğrultusunda şekillenmektedir.

Gelişimsel Dönemlere Göre Çocuklarda Ölüm Algısı

Çocuklarda yas sürecini anlamak, onların duygusal iyilik hallerini desteklemek ve süreci sağlıklı atlatmalarını sağlamak açısından kritiktir. Ölüm olgusu, çocuğun gelişimsel kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir. Dönemlere göre farklılıklar şu şekildedir:

0–3 Yaş (Bebeklik Dönemi)

Bu dönemde çocukların ölüm kavramına dair bilişsel bir şemaları bulunmaz ve ölümün geri dönülemezliğini kavrayamazlar. Yine de bebekler, bakım veren figürün yokluğunu ve çevresel değişimleri yoğun şekilde hissederler. John Bowlby’e göre bebeklerde ölüm kavramının gelişimi, 10–18. aylar arasında nesne sürekliliğinin oluşmasıyla başlar. Bakım verenin kaybı, bebeğin güvenlik algısında ciddi sarsılmalara yol açabilir.

3–6 Yaş (Okul Öncesi Dönemi)

Piaget’nin ön-işlem dönemine denk gelen bu evrede çocuklar, ölümü uykuya dalmak veya uzun bir yolculuk gibi geçici bir olgu olarak görürler. Soyut kavramları anlamakta zorlandıkları için yoğun suçluluk duygusu yaşayabilirler. Çocuklar, yaşanan kaybın kendi davranışlarından kaynaklandığını düşünüp kendilerini suçlama eğilimi gösterebilirler.

6–9 Yaş (İlkokul Dönemi)

Bu yaş grubundaki çocuklar ölümün geri dönüşsüzlüğünü kavramaya başlar, ancak bunun evrensel ve kaçınılmaz bir gerçek olduğunu tam olarak içselleştiremezler. Somut işlemler döneminde oldukları için mantıksal neden-sonuç ilişkileri kurarlar; fakat soyut kavramları somut örnekler olmadan anlayamazlar. Bu dönemde uyku bozuklukları, kabuslar ve ayrılık kaygısı gibi belirtiler sıkça görülür.

9–12 Yaş (Geç Çocukluk Dönemi)

Ölüm, bu dönemde yetişkinlere benzer şekilde evrensel ve biyolojik bir gerçeklik olarak kavranır. Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre "çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu" evresinde olan çocuklar; başarı, kontrol ve adalet kavramlarına önem verirler. Bu nedenle kaybı doğal bir süreçten ziyade bir haksızlık veya adaletsizlik olarak algılayıp çevrelerine öfke yansıtabilirler.

Ergenlik Dönemi

Ergenlikte ölüm, biyolojik bir sonun ötesinde varoluşsal ve felsefi bir mesele olarak sorgulanır. Ergenler, soyut düşünme kapasiteleriyle ölümün anlamı üzerine derin değerlendirmeler yaparlar. Bu süreçte kimlik gelişimi ile bağlantılı olarak; içe kapanma, sosyal izolasyon veya madde kullanımı gibi riskli davranışlar ve hayata karşı yoğun isyan görülebilir.

William Worden ve Yasın Aktif Görevleri

William Worden (2009), yas sürecini zamanla iyileşmeyi bekleyen pasif bir durum yerine, tamamlanması gereken aktif görevler olarak tanımlar. Sağlıklı bir yas süreci için şu dört adımın izlenmesi gerekir:

  1. Kaybın gerçekliğini kabul etmek.
  2. Kaybın yarattığı duygusal acıyı hissetmek ve işlemek.
  3. Ölen kişinin olmadığı bir hayata uyum sağlamak ve yaşamı yeniden düzenlemek.
  4. Ölen kişiyle duygusal bağı sürdürerek hayata devam etmek.

Yas Sürecinin Yönetimi ve Destek Yaklaşımları

Çocuklarda yas sürecinin yönetimi; gelişimsel özellikler ve bağlanma ilişkileri göz önünde bulundurularak çok boyutlu ele alınmalıdır. Süreci sağlıklı yönetmek için aşağıdaki noktalar dikkate alınmalıdır:

Dikkat Edilmesi GerekenlerUygulama Yöntemi
Dil KullanımıAçık, anlaşılır ve yaşa uygun bir dil seçilmelidir.
MetaforlarBelirsiz metaforlardan (örn. ebedi uyku) kaçınılmalıdır.
Duygu PaylaşımıÇocuğun duygularını ifade etmesine alan tanınmalıdır.
Güvenli BağlanmaÇocuğun duygusal regülasyonu desteklenerek güven hissi tazelenmelidir.

Sonuç olarak, çocuğun sorularına sabırla yanıt vermek ve yasın doğal bir süreç olarak deneyimlenmesine izin vermek, ileride oluşabilecek anksiyete ve depresyon gibi psikopatolojik durumların önlenmesinde kritik rol oynar.

Kaynakça

  • Çolak, G. V., & Hocaoğlu, Ç. (2021). Kayıp ve Yas: Bir Gözden Geçirme. Kıbrıs Türk Psikiyatri Ve Psikoloji Dergisi.
  • Sarman, A., Tuncay, S., & Sarman, E. (2021). Çocukta Ölüm Kavramı, Ölümcül Hastalığı Olan Çocuklara ve Ailesine Yaklaşım. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Dergisi.
  • (2021). Yas ve Çocuk: Ebeveynin/ Bir Yakınını Kaybeden Çocuklara ve Geride Kalan Yetişkinlere Yardım ve Öneriler. İstanbul, Çizgi Kitapevi.
  • Yıldız-Önal, Y. & Köseoğlu, S. A. (2021). Psikolojik danışmanların yas danışmanlığına ilişkin değerlendirmeleri. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Damla Kankaya

Klinik Psikolog Damla Kankaya

Almanya (Nurnberg) doğumlu Uzm. Klinik Psikolog Damla KANKAYA Lise Eğitimini tamamladıktan sonra FOS Nurnberg de Önlisans Psikoloji eğitimini bitirmiştir.

İstanbul Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Burslu Onur Öğrencisi olarak mezun olmuştur. Lisan eğitimini takiben aynı yıl içerisinde yüksek lisansa başlamış ve uzmanlığını Klinik Psikolog olarak tamamlamıştır.

Klinik Psikoloji Doktora Programının Tez aşamasındadır.

Kurumsal Şirketlere yönelik Endüstriyel Psikoloji alanında danışmanlık vermektedir.

Birçok Yurtiçi ve Yurtdışı Eğitimlerde Sunum ve Kongrelere Konuşmacı ve katılımcı olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Türkiye'de ilk olarak araştırılmış olan 'Evli Bireylerde Aldatma Eğilimi ve Cinsel Yaşantılar' adlı tez konusu Türk Psikiyatri dergisinde yayınlanmıştır. Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesidir.

İstanbul Kurumsal Danışmanlık Ofisi sahibidir. Endüstriyel Psikolog olarak Şirket ve Okullara yönelik kurumsal danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Öğrencilere mesleki gelişim programları ile bu ofiste destek olmayı hedeflemektedir

Antalya Damla KANKAYA SÜNTEROĞLU Özel Sağlık Hizmet Birimi kurucusudur. Antalya kliniğinde yüz yüze veya online olarak yetişkinlere yönelik; Bireysel, Cinsel, Aile ve Çift Danışmanlığı alanlarında hizmet sunmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.