Doktorsitesi.com

BOŞANMA SÜRECİ VE ÇOCUKLAR

Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay
Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay
19 Temmuz 2022163 görüntülenme
Randevu Al
SONUÇ OLARAK; Aile içinde sık sık çatışmaların varlığı çocukları, ebeveynlerin boşanmasından daha çok etkiler. Çocukların mutlu oldukları ortamda büyümelerine ihtiyaçları vardır.
BOŞANMA SÜRECİ VE ÇOCUKLAR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Boşanma Sürecini Çocuklara Açıklama Rehberi

Boşanma kararı, aile dinamikleri içerisinde verilmesi en zor kararlardan biridir ve bu durumun çocuklara aktarılma süreci büyük bir hassasiyet gerektirir. Boşanma kararının açıklanması, çocuğun psikolojik sağlığı ve yeni yaşam düzenine uyum sağlaması açısından stratejik bir öneme sahiptir. Bu süreçte doğru zamanlama, uygun mekan ve sağlıklı bir iletişim dili kullanmak, belirsizliğin yaratacağı kaygıyı minimize edecektir.

Boşanma Kararını Kim Açıklamalı?

Şartlar elverdiği müddetçe, bu önemli açıklamanın anne ve baba tarafından birlikte yapılması en uygun yöntemdir. Ebeveynlerin süreci beraber yönetmesi, çocuğun zihninde oluşabilecek çelişkili bilgileri ve soru işaretlerini engeller.

Birden fazla çocuk varsa, açıklama tüm kardeşlere aynı anda yapılmalıdır. Kardeşlerin bir arada olması, haberin getirdiği duygusal yükü hafifletebilir. Bu birliktelik; güven, destek ve ailenin devamlılığı hissinin korunmasına yardımcı olur.

Açıklama İçin En Uygun Ortam Neresidir?

Çocuğun kendini güvende hissetmesi için açıklamanın yaşamakta olduğu evde yapılması tercih edilebilir. Ancak, çocuğun bu durumdan aşırı derecede etkileneceği öngörülüyorsa farklı bir strateji izlenebilir. Bu durumda, çocuğun sıkça gitmediği ve gelecekte de gitmek zorunda kalmayacağı nötr bir ortamda konuşma gerçekleştirilebilir.

Boşanma Haberi Ne Zaman Verilmeli?

Boşanma açıklaması, ancak karar kesinleştiğinde yapılmalıdır. Zamanlama konusunda şu iki kritik dengeye dikkat edilmelidir:

  • Erken Açıklama: Ayrılık kararını çok erken paylaşmak, çocukta uzun ve kaygı dolu bir bekleyişe neden olabilir.
  • Geç Açıklama: Evlerin ayrılmasından hemen önce konuşmak, çocuğun kendisini yeni döneme hazırlaması için gereken süreyi elinden alabilir.

Çocuklara Boşanma Süreci Nasıl Anlatılmalı?

Konuşmanın temel amacı, çocuğun her ne olursa olsun anne ve babası olarak kalacağınızı anlamasını sağlamaktır. Belirsizliği azaltmak adına günlük yaşamda nelerin değişeceği ve nelerin aynı kalacağı net bir şekilde ifade edilmelidir. Kimin nerede yaşayacağı ve ayrı yaşanacak ebeveynle hangi sıklıkta görüşüleceği gibi detaylar, çocuğun endişesini dindirmek açısından faydalıdır.

İletişimde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Açıklama yapılırken ebeveynlerin birbirine yönelik olumsuz eleştirileri, hataları veya aldatma gibi konular kesinlikle aktarılmamalıdır; bu tür bilgiler çocuk için taşınması zor bir yük oluşturur. Süreç anlatılırken şu maddeler göz önünde bulundurulmalıdır:

  • Yaşa Uygun Dil: Küçük yaştaki çocuklara daha basit ifadeler kullanılmalı, büyük çocuklara ise daha detaylı bilgilendirme yapılmalıdır.
  • Normalleştirme: Boşanmanın olağan bir durum olduğu ve herkesin başına gelebileceği vurgulanmalıdır.
  • Suçluluk Duygusunu Önleme: Bu kararda çocuğun hiçbir suçu veya sorumluluğu olmadığı açıkça belirtilmelidir.
  • Rollerin Ayrımı: Karı-kocalık rolleri ile anne-babalık rollerinin birbirinden bağımsız olduğu anlatılmalıdır. Ayrı yaşamanın, çocuğa duyulan sevgi ve ilginin azalacağı anlamına gelmediği güvenle ifade edilmelidir.

Sonuç: Çatışma ve Çocuk Psikolojisi

Aile içindeki sık çatışmaların varlığı, çocukları ebeveynlerin boşanmasından çok daha olumsuz etkilemektedir. Unutulmamalıdır ki çocukların sağlıklı gelişimi için her şeyden önce mutlu oldukları bir ortamda büyümeye ihtiyaçları vardır.

KriterÖnerilen Yaklaşım
Açıklamayı YapanAnne ve Baba Birlikte
Hedef KitleTüm Kardeşler Aynı Anda
ZamanlamaKarar Kesinleştiğinde
İletişim DiliGelişim Düzeyine Uygun ve Suçlayıcı Olmayan

Etiketler

Boşanma süreciBoşanmanın çocuk üzerindeki etkileriBoşanma çocuklara nasıl açıklanmalı

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay

Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay

Birgül Emiroğlu Bakay 1983 yılında İstanbul'da doğdu. İlköğretim ve Lise Eğitimini İstanbul’da tamamladı. 2006 yılında Haliç Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra 2007 yılında Maltepe Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programına kabul edildi. Şizofreni Hastalarında İşlevsel İyileşme Ölçeği ’nin Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışmasını İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniğinde tamamladı. 2018 yıllında İstanbul Arel Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora programına kabul edildi ve “İnfertil Hastalarda İnfertilite Stresinin Yordanmasında Toplumsal Cinsiyet Algısı, Cinsel Mitler Ve Psikiyatrik Belirtilerin Rolü” konulu tezini tamamlayarak Psikoloji Doktoru ünvanını almaya hak kazanmıştır. Türk Psikologlar Derneği'nden Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi, Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi, MidAmerica Nazarene University, Oyun Terapisi Eğitimi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği, Ruhsal Bozukluklarda Sanat Psikoterapisi Eğitimi, İngiltere’de bulunan Tavistock Kliniği’ne bağlı olarak yürütülen İstanbul merkezli “Bebek Gözlemi” eğitimini, Adnan Menderes Üniversitesi onaylı 480 saatlik "Aile Danışmanlığı Eğitim Programını" tamamlamıştır. Yetişkin ve çocuklarda objektif ve projektif test eğitimlerini tamamlayarak uygulama ve yorumlama yetkinliğini kazanmıştır. Çalışmalarını çocuk-ergen ve yetişkinler ile sürdürmektedir. Yayınlanmış bilimsel makaleleri ve yayına hazırlık aşamasındaki çalışmaları bulunmaktadır. 2010 yılından beri İstanbul’da kurucu ortaklarından olduğu Çatı Danışmanlık ve Eğitim Merkezindeki çalışmalarına 2017 Şubat ayı itibariyle Çatı Psikoloji Samsun’ da devam etmektedir. Oyun Terapisi, Sanat Psikoterapileri, Dinamik Psikoterapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapisi ile çalışmalarını yürütmektedir.

Verdiği De

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.