BAĞLANMA

BAĞLANMA
Bağlanma başka bir insanla kurulan duygusal bağdır. Bağlanma teorisi ise burdan yola çıkarak ilk bakım verenle kurulan bağdan itibaren tüm sosyal ilişkilere odaklanır.Bütün canlıların doğdukları andan itibaren hayatta kalabilmek için bir başkasına bağlanma ihtiyacı vardır. Bebek, bakımverenle kurduğu bağ sayesinde hayatta kalma şansını artırır. Aslında kurulan bu sosyal ilişki biyolojik bir ihtiyaçtır.
Doğumdan itibaren anne bebek arasında annenin göz temasını,ten temasını, kokusunu bebeğin içselleştirdiği bir süreç başlar.Anne de bebeğin ihtiyaçlarını sürekli, zamanında ve şefkatle karşılar, annelik içgüdüsüyle hareket ederse bebeğin kendisi ve diğerleriyle ilgili içsel temsillerinin oluştuğu bağlanma sistemi oluşmaya başlar.
Güvenli bağlanmada çocuk, dış dünyanın güvenilir olduğuna dair içsel nörobiyolojik yolları netleştirir, hayatı boyunca hem kendini hem de dış dünyayı güvenli algılayarak, sosyal ilişkilerini iyi yönetebilen,yakınlık kurmada sorun yaşamayan,travmatik durumlarla daha kolay baş edebilen, derin ilişkiler kurabilen, sağlıklı bir insan olma yolunda ilerler.
Olaylar tersi yönde geliştiğinde ise anne bebeğin nörobiyolojik temelde bağlanma ihtiyacını karşılamaz ve bağlanma yoluyla temel güven duygusunu kazandıramazsa kişinin kuracağı her ilişki,ayrıca ergenlik dönemindeki davranış kalıpları güvensiz bağlanma şeklinin nörobiyolojik yolaklarına göre şekillenir.Terk edilme korkularının yüksek olduğu,dünyanın güvensiz olduğuna dair temel kabulleri olan,kaygıları yüksek,yakınlıktan korkan,duygusal dalgalanmalar yaşayan bir insan olarak karşımıza çıkar.
Bağlanma modelimiz yetişkinlik döneminde kurduğumuz ilişkinin niteliğini belirlemesi yönüyle çok önemlidir.Kişinin bağlanma stiline dayanarak, yakın ilişkilere, evlilik ve ebeveynliğe yaklaşma şekli büyük ölçüde değişebilmektedir.


