İletişim Problemleri Bağlamında İmalı Konuşma ve Çift Anlamlı Mesajlar

İletişim problemleri, bireylerin duygu ve düşüncelerini açık biçimde ifade edememeleri sonucunda ilişkilerde karmaşaya ve yanlış anlamalara yol açabilmektedir. Bu problemler arasında yer alan imalı konuşma ve çift anlamlı mesajlar, bireyin söylemek istediğini doğrudan ifade etmek yerine örtük ve yoruma açık ifadeler kullanmasıyla ortaya çıkan bir iletişim biçimidir. Bu tür iletişim, özellikle yakın ilişkilerde sık görülmekte ve ilişkisel gerilimi artırabilmektedir.
İmalı konuşmada birey, mesajını açıkça dile getirmekten kaçınır; bunun yerine dolaylı ifadeler, göndermeler ya da üstü kapalı cümleler kullanır. “Benim için fark etmez”, “Sen bilirsin” ya da “Sorun yok” gibi ifadeler, çoğu zaman gerçek duyguyu yansıtmaz. Bu durum, karşı tarafın mesajı doğru şekilde yorumlamasını zorlaştırır ve iletişimde belirsizlik yaratır.
Bu iletişim biçiminin temelinde, duygularını açıkça ifade etmenin riskli ya da tehlikeli algılanması yatabilmektedir. Birey, anlaşılmama, eleştirilme ya da reddedilme korkusuyla doğrudan iletişim kurmak yerine imalı bir dil kullanmayı tercih edebilir. Ancak bu dolaylı ifade biçimi, kısa vadede çatışmadan kaçınmayı sağlasa da uzun vadede karşılıklı anlaşılmayı güçleştirir.
Araştırmalar, imalı ve çift anlamlı iletişimin ilişkilerde güven duygusunu zayıflattığını ve iletişim doyumunu azalttığını göstermektedir. Karşı taraf, sürekli olarak “ne demek istediğini tahmin etmeye” çalıştığında zihinsel ve duygusal bir yük oluşur. Bu durum, zamanla yorgunluk, kırgınlık ve iletişimden kaçınma gibi sonuçlara yol açabilir.
Psikolojik danışma sürecinde imalı konuşma örüntüsünün fark edilmesi, danışanın duygu ifade biçimlerinin anlaşılması açısından önemlidir. Danışanın hangi duyguları doğrudan ifade etmekte zorlandığı ve bu zorluğun hangi ilişki deneyimleriyle bağlantılı olduğu ele alınır. Açık, net ve sorumluluk alan iletişim biçimlerinin desteklenmesi, imalı konuşmanın azalmasına katkı sağlar.
Sonuç olarak imalı konuşma ve çift anlamlı mesajlar, iletişimi yüzeysel olarak sürdürüyor gibi görünse de ilişkilerde derin bir anlaşılma sorununa neden olabilmektedir. Bu nedenle bireylerin duygu ve düşüncelerini açık ve anlaşılır biçimde ifade edebilmeleri, sağlıklı iletişimin temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Kaynakça
Burgoon, J. K., Guerrero, L. K., & Floyd, K. (2016). Nonverbal Communication. New York: Routledge.
American Psychological Association. (2020). APA Dictionary of Psychology. Washington, DC: APA.
Rogers, C. R. (1961). On Becoming a Person. Boston: Houghton Mifflin.

