"Anne Karnım Ağrıyor": Çocuğunuzun Okula Gitmek İstememesi Bir Kapris mi, Yoksa "Akran Zorbalığı"nın Sessiz Çığlığı mı?

Pazar akşamları evinizde hava aniden değişiyor mu? Neşeli çocuğunuz gidiyor, yerine hırçın, içine kapanık veya sebepsiz yere "Karnım ağrıyor, başım dönüyor" diyen bir çocuk mu geliyor?
Birçok anne baba bunu "okul tembelliği" veya "şımarıklık" sanır. Hatta "Hadi nazlanma, herkes gidiyor" diyerek çocuğu servise bindirir. Ama durun. Belki de o karın ağrısı, tıbbi değil; duygusal bir ağrıdır.
Belki de çocuğunuzun gitmek istemediği yer "okul" değil; okulda onu bekleyen o "duygusal savaş alanı"dır. Bugün, modern çağın salgını Akran Zorbalığı'nı (Peer Bullying) ve çocuğunuzun size söyleyemediği o gizli işaretleri konuşacağız.
Zorbalık denince aklımıza hep okul bahçesinde itişip kakışan çocuklar gelir. Keşke sadece bu kadar basit olsaydı. Günümüzde zorbalık evrim geçirdi. Artık daha sinsi, daha sessiz ve daha yaralayıcı.
-
Dışlama: "Sen bizimle oturamazsın", "Oyuna seni almıyoruz". (Ruhsal izolasyon)
-
Alay Etme: Fiziksel özelliklerle, gözlükle, kiloyla dalga geçilmesi.
-
Siber Zorbalık: Whatsapp gruplarından çıkarılma, sosyal medyada hakkında dedikodu yayılması. (Eve kadar takip eden zorbalık)
Çocuğunuzun vücudunda morluk olmaması, ruhunun morarmadığı anlamına gelmez.
Çocuklar genellikle "Ben zorbalığa uğruyorum" demezler. Çünkü korkarlar, utanırlar veya "ispiyoncu" durumuna düşmek istemezler. İş size düşüyor. Şu sinyallere dikkat edin:
-
Açıklanamayan Kayıplar: Kalemleri, kitapları, montu sık sık "kayboluyor" veya yırtık mı geliyor?
-
Fiziksel Belirtiler: Özellikle Pazar akşamları ve Pazartesi sabahları artan baş ağrıları, mide bulantıları.
-
Akademik Düşüş: Başarılı bir çocuğun notları aniden düşmeye başladıysa, derste odaklandığı şey ders değil, "güvende kalma çabası" olabilir.
-
Uyku ve Yeme Bozukluğu: Kabuslar görmek veya iştahın tamamen kesilmesi.
Bir ebeveynin yapabileceği en iyi niyetli ama en hatalı tavsiye şudur: "O sana vurursa sen de ona vur!" veya "Boşver, aldırma."
-
"Sen de vur" demek; şiddeti meşrulaştırır ve çocuğunuzu yapamayacağı bir şeye zorlayarak daha da yetersiz hissettirir.
-
"Boşver" demek; "Senin acın önemsiz, abartıyorsun" mesajı verir ve çocuğun sizinle iletişimini kesmesine neden olur.
Peki ne yapmalısınız?
-
Sorgulamadan Dinleyin: "Ne yaptın da sana bulaştılar?" DEMEYİN. "Senin suçun değil, ben senin yanındayım ve bunu birlikte çözeceğiz" deyin.
-
Okulla İşbirliği: Duygusal değil, profesyonel yaklaşın. Öğretmen ve rehberlik servisiyle, suçlayıcı olmayan bir dille iletişim kurun.
-
Özgüven İnşası: Çocuğunuzu okul dışında başarılı hissedeceği alanlara (spor, sanat, kurs) yönlendirin. Okulda kaybettiği "ben değerliyim" hissini dışarıda kazansın.
Çocuğunuzun okulda yaşadıklarını kontrol edemezsiniz. Ama eve geldiğinde nasıl karşılandığını kontrol edebilirsiniz. Ona verebileceğiniz en büyük güç, ne olursa olsun sığınabileceği bir "Güvenli Liman" olduğunuzu bilmesidir.
Eğer çocuğunuzun içe kapandığını ve bu süreçle baş edemediğini düşünüyorsanız, bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin. Bazen küçük omuzlar, bu yükü tek başına taşıyamaz.





