Doktorsitesi.com

Alarm Duygusu "Anksiyete"

Psk. Beyzanur Ceyhan
Psk. Beyzanur Ceyhan
9 Haziran 2022316 görüntülenme
Randevu Al
Anksiyete nedir, ortaya çıkış nedenleri nelerdir, anksiyete bozukluğunun türleri nelerdir, anksiyete bozukluğu kişiye nasıl düşündürür, anksiyete bozukluğunun değişim süreci
Alarm Duygusu "Anksiyete"
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Anksiyete Nedir? Alarm Duygusunun Tanımı

Anksiyete, içten gelen, nedeni tam olarak bilinmeyen, belirsiz ve kötü bir şey yaşanacağına dair hissedilen yoğun bir bunaltı duygusudur. Bu duyguyu yaşadığımız anlarda, özellikle bilinç düzeyimizde yaşamı tehdit eden veya tehdit olarak algıladığımız bir durum söz konusudur. Bir başka ifadeyle anksiyete, tehlike olarak nitelendirilen olaylara karşı geliştirilen doğal bir tepkidir.

Anksiyetenin Oluşum Nedenleri

Anksiyetenin ortaya çıkış nedenlerine dair bilimsel literatürde birden fazla temel açıklama bulunmaktadır. Bu yaklaşımlar konuyu psikolojik, sosyal ve biyolojik açılardan ele alır:

1. Psikodinamik Yaklaşım ve İç Çatışmalar

Bu açıklamaya göre anksiyete, bireyin yaşadığı iç çatışmanın bir ürünüdür. Bu çatışma; ilkel dürtüleri temsil eden alt benlik (id), toplumsal ahlakı temsil eden üst benlik (süper ego) ve dengeleyici mekanizma olan benlik (ego) arasında gerçekleşir. Eğer benlik, bu çatışmaya makul çözümler bulamazsa dürtüyü bir tehlike olarak algılar ve bu bilinçaltı süreçler yüzeye anksiyete olarak yansır.

2. Sosyal Öğrenme ve Genetik Aktarım

Anksiyete, bazı durumlarda öğrenilmiş bir davranış olarak karşımıza çıkar. Sosyal öğrenme süreciyle, aile bireylerinin verdiği tepkiler model alınarak kaygı davranışları geliştirilebilir. Bu durum, anksiyetenin sosyal alanda bir tür genetikliğe veya aktarıma sahip olduğunu göstermektedir.

3. Bilişsel Anlamlandırma ve Yorumlama

Bir diğer görüşe göre anksiyetenin nedeni olayın kendisi değil, kişinin o olayı nasıl algıladığı ve yorumladığıdır. Olayların çarpıtılmış ve sağlıklı olmayan düşünceler etrafında anlamlandırılması, kaygı seviyesini artırır. Bilişsel süreçlerdeki bu hatalı kodlamalar anksiyetenin temelini oluşturur.

4. Biyolojik ve Sinirsel Etkenler

Bazı açıklamalar ise anksiyeteyi sinir sistemi ile bağdaştırır. Kaygı uyandıran bir durumla karşılaşıldığında otonom sinir sisteminin sempatik etkinliği artar ve fiziksel belirtiler baş gösterir. Bu yaklaşım, anksiyetenin kalıtımsal bir yatkınlıktan kaynaklanabileceğini de vurgulamaktadır.

Anksiyete Bozukluğu Türleri

Anksiyete bozuklukları, her biri farklı klinik özellikler taşıyan beş ana alt başlıkta incelenmektedir:

  1. Yaygın Anksiyete Bozukluğu: En az 6 ay boyunca hemen her gün süren, nedeni belirsiz aşırı kaygı halidir. Huzursuzluk, odaklanma güçlüğü, uyku bozuklukları ve kas gerginliği gibi belirtilerle günlük işlevselliği bozar.
  2. Panik Bozukluk: Beklenmedik ve tekrarlayan panik ataklar ile karakterizedir. Kişi her an yeni bir atak geçirme beklentisiyle yoğun kaygı duyar; sürece bazen alan korkusu (agorafobi) eşlik edebilir.
  3. Özgül Fobiler: Gerçekte tehlike arz etmeyen nesne veya durumlara karşı duyulan, genellikle öğrenilmiş aşırı korku halidir.
  4. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB): Korkutucu yaşam olaylarının ardından gelişir. Kabuslar, olayı tekrar yaşıyormuş gibi hissetme ve olay hatırlatıcılarından kaçınma gibi belirtiler görülür.
  5. Sosyal Anksiyete Bozukluğu: Bireyin başkaları tarafından izlendiği veya performans sergilediği ortamlarda yaşadığı yoğun gözlenme ve eleştirilme kaygısıdır.

Anksiyete Bozukluğunda Düşünce Yapısı

Ünlü psikiyatrist Aaron Beck, anksiyete bozukluğu olan bireylerin düşünce yapısını belirli kalıplarla tanımlar. Kişi tehlike hissettiği anda tekrarlayıcı düşüncelerini kontrol edemez ve zihni felaket senaryoları ile meşgul olur. Bu süreçte mantıklı inançlar devreye giremez ve kişi en küçük bir ses veya değişikliği kendisine yönelik bir tehdit olarak algılamaya başlar.

Anksiyete bozukluğu yaşayan bireylerde sıkça görülen bilişsel çarpıtmalar şunlardır:

Bilişsel ÇarpıtmaAçıklama
FelaketleştirmeOlayların en kötü senaryo ile sonuçlanacağına inanma.
KişiselleştirmeDışsal olayları tamamen kendisiyle ilişkilendirme.
Aşırı GenellemeTek bir olaydan yola çıkarak genel ve olumsuz yargılara varma.
Seçici SoyutlamaOlayın sadece olumsuz detaylarına odaklanma.
Keyfi ÇıkarsamaKanıt olmaksızın olumsuz sonuçlara varma.

Değişim ve Tedavi Süreci

Anksiyete ile mücadelede değişim dilde başlar. "Anksiyeteyi yenmek" veya "savaşmak" gibi ifadeler yerine, kişinin kendisini tanıması ve yeni bilişsel şemalar kurması hedeflenir. Terapi sürecinde yaygın olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolü tercih edilse de farklı yöntemler de uygulanabilir.

Tedavi süreciyle ilgili bilinmesi gerekenler şunlardır:

  • Terapi süresi genellikle kişinin durumuna göre 8 ile 10 oturum arasında değişebilir.
  • Gerekli görüldüğü takdirde, uzmanlar süreci desteklemek adına ilaç tedavisi için psikiyatriye yönlendirme yapabilir.
  • Değişimin anahtarı, kişinin anksiyete bozukluğuyla ilgili içgörü kazanması ve değişimi hedeflemesidir.

Unutulmamalıdır ki; hatalı zihinsel şemalar düzeltilebilir ve bu sayede yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir.

Psikolog & Aile Danışmanı
Beyzanur Ceyhan

Etiketler

Kaygı bozukluğuGenel anksiyete bozukluğuAile danışmanlığıAnksiyete bozukluklarının türleriBireysel psikoterapi

Yazar Hakkında

Psk. Beyzanur Ceyhan

Psk. Beyzanur Ceyhan

Psikolog Beyzanur Ceyhan, Psikoloji lisans programını İstanbul Aydın Üniversitesi'nden onur öğrencisi olarak tamamladı. Lisans eğitimi sürecindeyken ve sonrasında birçok kurum ve kuruluşta gönüllü olarak yer aldı. Bu süreçte staj yaptığı kurumlar, Darülaceze, Filika Psikolojik Danışmanlık Merkezi, T.C. Adalet Bakanlığı Aile Mahkemesi’dir. Mesleki gelişim sürecine katkı sağlayan gönüllülüklerini Türk Psikologlar Derneği, Psikoterapi ve Psikososyal Çalışmalar Derneği, Otistikler Derneği, UCİM ve PAGEP’te tamamladı. Bu derneklerin çoğunun koordinasyon ekiplerinde hâlâ aktif olarak gönüllü görev alarak mesleki gelişimine katkı sağlamakla birlikte mesleğini sahada gönüllü olarak da sürdürmektedir. Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi Travma ve Kriz birimi tarafından düzenlenen, İzmir Depremi ve Covid-19 sürecinden etkilenen bireylere yönelik psikososyal destek çalışmalarının triaj ekibinde yer aldı. Aynı zamanda UCİM derneği ile birlikte Kahramanmaraş depreminde sahada gönüllü psikolog unvanıyla yer aldı, psikolojik ilk yardım ve psikososyal destek çalışmalarının içinde bulundu. Tamamladığı ve çoğunun organizasyonunda yer aldığı eğitimleri; Travma Dersleri, Psikoonkoloji Eğitimi ve Süpervizyon Çalışmaları, Yeterince İyi Aile Eğitimi, Çift Terapisi Dersleri, Travma Psikolojisi Eğitimi, Psikolojik İlk Yardım ve Psikososyal Destek Eğitimi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi Eğitimi, Aile Danışmanlığı Eğitimi, Oyun Terapisi Eğitimi, Eğiticinin Eğitimi, Çocuk Bakımı ve Gelişimi Eğitimi, Bilişsel Davranış Terapisi Eğitimi şeklindedir ve bu başlıklarda yeterliliğe sahiptir. Ek olarak çalışmalarında temel aldığı ekol olan EMDR terapisi eğitiminin birinci düzey ve ikinci düzeyini tamamlayarak uygulayıcı ünvanını Davranış Bilimleri Enstitüsü'nden aldı. İstanbul Psikodrama Enstitüsü'ne bağlı olan Kayseri Psikodrama Enstitüsü'nden psikodrama eğitimlerine devam etmektedir. İnsan ile çalışmanın getirdiği etik kuralları temeline oturtarak ,birçok gönüllü saha çalışması ve eğitimlerle, dinamikliğini kaybetmemek, mesleki bilgilerini güncel tutmak ve etik bağlamından şaşmamak için çalışmalarına devam etmektedir. Bütün mesleki birikimleriyle danışanlarına fayda sağlamak için kurucusu olduğu, Erzurum/Terminal Caddesi'nde yer alan Persona Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde danışan kabulüne devam etmektedir. Kurumunda aynı zamanda mesleki bilgi ve donanımlarıyla fayda sağlamak ve daha çok kişiye ulaşmak amacıyla çeşitli eğitim ve atölye çalışmaları yapmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.