Doktorsitesi.com

VAJİNAL DOĞUM

Prof. Dr. Alparslan Baksu
Prof. Dr. Alparslan Baksu
2 Aralık 2016215 görüntülenme
Randevu Al
  • Gebelik süreci son adet tarihinden itibaren yaklaşık 40 hafta sürerken, doğumun başladığı gerçek ağrıların sıklaşması ve nişan adı verilen akıntıyla anlaşılır.
  • Doğum süreci rahim ağzının açılması, bebeğin doğumu ve plasentanın ayrılması olmak üzere üç temel evreden oluşur.
  • Doğum sonrasındaki ilk iki saat kanama riski açısından kritik olup, 6 haftalık lohusalık döneminde vücudun normale dönmesi beklenir.
VAJİNAL DOĞUM
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Normal (Vajinal) Doğum ve Gebelik Süreci

Gebelik süresi, son adet tarihinin ilk gününden itibaren hesaplandığında toplam 280 gün veya 40 haftalık bir dönemi kapsar. Ancak bu hesaplama, kadınların cinsel birliktelik gününe göre belirlediği süreyle her zaman uyuşmayabilir. Gebelik başlangıcı döllenme gününden itibaren baz alınırsa, bu sürenin yaklaşık 15 gün kadar kısalacağı görülmektedir. Gebeliğin sonuna yaklaşıldığında, henüz kesin olarak kanıtlanamamış faktörlerin etkisiyle doğum ağrıları tetiklenir.

Bebek Pozisyonunun Normal Doğuma Etkisi

Gebeliğin son aylarında yapılan muayenelerde, bebeğin anne karnındaki pozisyonu ve önde gelen kısmı titizlikle belirlenir. Özellikle ilk gebeliklerde, doğumdan birkaç hafta önce bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesi, normal doğum şansının en önemli göstergesidir. Bebeklerin yaklaşık %95'i baş önde olacak şekilde doğum kanalına girer.

Bebeğin pozisyonuna göre izlenecek yollar şu şekildedir:

  • Makat Geliş: Doğum şekli, hekimin deneyimi ve ailenin tercihine göre belirlenir; çünkü bu durumda bebeğin zarar görme riski mevcuttur.
  • Yan (Transvers) ve Çapraz (Oblik) Duruş: Bu pozisyonlarda normal doğum şansı bulunmamaktadır.
  • Versiyon Manevrası: Doğum ağrıları başlamadan önce bebeği çevirme işlemi denenebilir. Aile riskleri kabul ederse, normal doğum şansı için bu manevralar uygulanabilir.

Doğumun Habercisi: Gerçek Doğum Ağrıları

Gerçek doğum ağrılarından birkaç gün önce, halk arasında "nişan" olarak bilinen kanlı-sümüksü bir akıntının gelmesi doğumun en önemli habercisidir. Gebeliğin 38-42. haftaları arasında hazırlık ağrıları giderek artar. Başlangıçta seyrek ve düzensiz olan bu ağrılar, zamanla sıklaşarak daha güçlü hissedilmeye başlanır. Ağrı aralıkları 5 dakikanın altına indiğinde ve her bir ağrı yarım dakikadan fazla sürdüğünde, gerçek doğum ağrılarının başladığı kabul edilir.

Normal Doğumun Üç Temel Evresi

Doğum süreci fizyolojik olarak üç ana evreye ayrılmaktadır:

  1. Birinci Evre: Doğum ağrılarının başlamasından rahim ağzının tam açılmasına kadar geçen süredir. Kendi içinde Latent (gizli) ve Aktif dönem olarak ikiye ayrılır. Rahim ağzı 4 cm açıklığa ulaşana kadar geçen yavaş sürece latent, tam açıklığa kadar olan hızlı sürece ise aktif faz denir.
  2. İkinci Evre: Rahim ağzının tam açılmasından bebeğin doğmasına kadar geçen süredir. Bebek, ıkıntılı ağrılarla doğum kanalında ilerletilir ve bu evre genellikle 1-2 saat sürer.
  3. Üçüncü Evre: Bebeğin doğumu ile plasentanın (bebek eşi) ayrılması arasındaki dönemdir. Bu süreç en fazla 30 dakika içinde tamamlanır.

Doğuma Yakın Dönemde Dikkat Edilmesi Gereken Uyarıcı İşaretler

Gebelerin aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurması hayati önem taşır:

BelirtiOlası Durum
Vajinadan Sıvı GelmesiSu kesesinin (zarların) erken yırtılması.
Düzenli ve Şiddetli KasılmalarDoğum ağrılarının başladığının göstergesi.
Vajinal KanamaRahim ağzı genişlemesi veya plasentanın erken ayrılması (dekolman).
Şiddetli Bel ve Karın AğrısıRahim yırtılması veya plasenta ayrılması riski.

Epizyotomi (Dikişli Doğum) Hangi Durumlarda Uygulanır?

Geçmişte rutin bir uygulama olan epizyotomi (dikişli doğum), günümüzde sadece belirli tıbbi gereklilikler durumunda tercih edilmektedir. Yapılan araştırmalar, rutin dikişin kronik ağrı ve cinsel ilişkide rahatsızlık gibi sakıncalar doğurabileceğini göstermiştir.

Günümüzde epizyotomi şu durumlarda uygulanır:

  • Bebeğin çıkış yolunda yüksek yırtılma riski varsa,
  • Bebek kalp atımları bozulmuşsa,
  • Omuz takılması gibi komplikasyonlar gelişmişse.

Bu durumlar dışında doğumlar dikişsiz olarak gerçekleştirilmeye çalışılır; oluşan hafif yırtıklar ise kolaylıkla tamir edilebilir.

Doğum Sonrası Takip ve Emzirme Süreci

Doğum sonrası ilk 1-2 saat, rahim toplanmaması (atoni) ve aşırı kanama riski nedeniyle kritiktir. Bu süreçte anne her 15 dakikada bir kontrol edilmelidir. Erken saptanan atoni durumları ilaçla tedavi edilebilirken, ileri durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir.

Emzirme Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  • Engel bir durum yoksa emzirmeye mümkün olan en kısa sürede başlanmalıdır.
  • Bebek her 2-3 saatte bir periyodik olarak emzirilmelidir.
  • Meme başı çatlaklarını önlemek için doğru emzirme tekniği uygulanmalı ve her meme 15 dakikadan fazla verilmemelidir.
  • Emzirme sonrası meme başı temizliği yapılmalı ve anne bol sıvı tüketmelidir.

Kan Uyuşmazlığı ve Lohusalık Dönemi

Annenin Rh (-), bebeğin ise Rh (+) olduğu durumlarda, sonraki gebelikleri korumak adına doğum sonrası anneye kan uyuşmazlığı iğnesi (Rh immunglobülin) yapılmalıdır.

Lohusalık, doğumdan sonraki 6 haftalık süreci kapsar. Bu dönemde vücuttaki fizyolojik değişiklikler normale döner ve loşi adı verilen akıntının rengi kırmızıdan sarıya doğru değişir. Vücudun oldukça hassas olduğu bu dönemde ateş yüksekliği veya şiddetli ağrı gibi enfeksiyon belirtileri görüldüğünde mutlaka bir hekime danışılmalıdır.

Etiketler

Vajinal doğumNormal vajinal doğumNormal doğum faydalarıNormal doğum eylemiNormal doğum yapabilir miyimNormal doğumun riskiVajinal doğum sonrasında

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Alparslan Baksu

Prof. Dr. Alparslan Baksu

Prof. Dr. Alparslan BAKSU, 1962 yılında doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1985 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapmış ve 1992 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.