Doktorsitesi.com

TRAVMA VE YASIN AİLE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Klinik Psikolog Damla Kankaya
Klinik Psikolog Damla Kankaya
20 Temmuz 2023187 görüntülenme
Randevu Al
Travma durumlarında ailenin tüm üyeleri aynı travmatik olaydan doğrudan etkilenebilirler. Doğal afetler, teknolojik kazalar, araba kazası bunlara örnektir. Bir başka durum ise diğer aile üyelerinin, bir aile üyesinin travma yaşadığını dolaylı olarak öğrendiğinde travmatize olabilmesidir. Bireyler travmatize olduklarında, gündelik yaşamlarını sürdürebilmeleri, güvenli, destekleyici, sevgi dolu ilişkilerini sürdürebilmeleri ciddi boyutta zarar görür. Travmatize olmuş bireyin diğer aile üyelerine tam da ihtiyaç duydukları zamanda yaşadığı belirtiler içe çekilme, yabancılaşma, kızgınlık ve yanlış anlamalara neden olabilmektedir. Onlarla yaşayanlar da döngüyle beraber kendilerini reddedilmiş, kızgın, çaresiz hissedebilir, travmaya maruz kalanın imkansız ve antisosyal olduğuna karar verebilirler.
TRAVMA VE YASIN AİLE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Travma ve Yasın Aile Dinamikleri Üzerindeki Temel Etkileri

Travma durumlarında ailenin tüm üyeleri, yaşanan travmatik olaydan doğrudan etkilenebilmektedir. Doğal afetler, teknolojik kazalar veya trafik kazaları bu duruma örnek teşkil ederken; bir aile üyesinin yaşadığı travmanın dolaylı yoldan öğrenilmesi de diğer üyeler üzerinde travmatize edici bir etki yaratabilir. Bireyler travmaya maruz kaldığında, günlük yaşamlarını sürdürme kapasiteleri ile güvenli ve destekleyici ilişki kurma yetileri ciddi boyutta zarar görür.

Travmatize olmuş bir bireyin sergilediği içe çekilme, yabancılaşma ve kızgınlık gibi belirtiler, aile üyeleri arasında yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu süreçte diğer aile fertleri kendilerini reddedilmiş, öfkeli ve çaresiz hissederek, travma yaşayan kişinin davranışlarını "antisosyal" olarak nitelendirebilirler. Bu durum, aile içindeki duygusal bağların en çok ihtiyaç duyulan anda zayıflamasına neden olur.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Kaçınma Belirtileri

Aile ve evlilik ilişkilerinde, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) kapsamında görülen yeniden yaşantılama belirtilerinden ziyade, kaçınma belirtileri daha yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Travmaya maruz kalan bireyler, günlük hayatın getirdiği sorumluluklarla baş edemediklerinde hayata karşı ilgilerini kaybedebilirler. Özellikle kronik vakalarda alkol, madde veya ilaç bağımlılığı bir rahatlama yolu olarak seçilebilir; bu durum ailenin hem finansal istikrarını hem de duygusal dengesini bozar.

Travma yaşayan bireyler iş yaşamlarında işlevsel görünseler de, ev ortamında belirgin sorunlar yaşayabilirler. Aile içinde gözlemlenen temel sorunlar şunlardır:

  • Bellek sorunları ve sürekli tetikte olma hali,
  • Duygusal küntlük ve çatışma çözme yetersizliği,
  • Depresif belirtiler ve sosyal izolasyon,
  • Aile üyelerinin "cam kırıkları üzerinde yürüyor" gibi hissetmesi.

Aile İçi Roller ve Savunma Mekanizmaları

Bazı aile yapılarında travmatize olan birey "günah keçisi" ilan edilirken, bazılarında ise tüm sistem bu kişiyi koruma ve destekleme odaklı organize olur. İyileşme süreci başladığında, bu değişim mevcut aile dengesine bir tehdit olarak algılanabilir ve aile içinde çeşitli koalisyonlar kurulabilir. Travmaya maruz kalan kişi; güvensiz, kaygılı ve aşırı bağımlı bir örüntü geliştirebileceği gibi, kendisini aileden tamamen soyutlayabilir.

İlişkisel tetikleyiciler söz konusu olduğunda, sürece genellikle suçluluk, kıskançlık ve öfke duyguları eşlik eder. Travmatize birey, uyarılmışlık halini tetikleyebilecek sosyal ortamlardan (düğün, cenaze, veli toplantısı vb.) kaçınarak aileyi korumaya çalışabilir. Ancak bu kaçınma davranışı, aile içi kaosu ve umutsuzluğu artırarak bir kısır döngüye dönüşebilir.

Ebeveynlik Rolleri ve Çocuk Kaybı

Travma, ebeveynlik stilleri üzerinde de belirgin değişimlere yol açar. Geçmişte istismar edilmiş ebeveynler, aynı hataları yapma korkusuyla ya aşırı izin verici ya da otoriter bir tutum sergileyebilirler. Bu durum eşler arasında çatışmaları tetikleyen temel bir unsurdur.

Çocuk kaybı, doğası gereği normal hayat akışına aykırıdır ve geleceğe yönelik bir kaybı temsil eder. Ebeveynin yaşadığı bu durum bir hastalık veya patoloji değil, derin bir keder (deep sadness) olarak tanımlanmalıdır. Bu süreçte yasın tamamlanması gibi bir formülasyon yoktur; yas zamanla şekil değiştirerek devam eder.

Yas Sürecini Olumsuz Etkileyen Faktörler

FaktörAçıklama
Duygusal İzolasyonDuygulardan tamamen uzak durmaya çalışmak.
Aşırı AktivasyonBitkinliğe yol açacak kadar yoğun meşguliyet.
Madde KullanımıAlkol veya diğer maddelerle acıyı dindirme çabası.
Çözümlenmemiş YasÖnceki kayıplardan kalan bitmemiş süreçler.
Eleştirel ÇevreDestek yerine eleştiri sunan ilişkiler.

Uzmanlar ve Çalışanlar İçin Tavsiyeler

Çocuk kaybı yaşayan ailelerle çalışan profesyonellerin, sürecin yoğunluğunu ve öfkesini kabul etmesi kritiktir. Müdahale sürecinde şu noktalar göz önünde bulundurulmalıdır:

  1. Yası Kabul Edin: Yas tutmanın bir iyileşme süreci olduğunu ve hayatın bir parçası haline geleceğini anlayın.
  2. İnançlara Saygı Duyun: Ailenin dini ve kültürel ritüellerini birer destek kaynağı olarak kullanmalarına izin verin.
  3. Direnci Artırın: Aile yapısını ve sosyal destek ağlarını belirleyerek ailenin psikolojik sağlamlığını (resilience) güçlendirin.
  4. Eşlik Edin: Analiz ve derin terapiden ziyade, destekleyici danışmanlık vererek ailenin yanında olun.
  5. Anlam Arayışı: Ailenin hayatında yeni bir odak noktası veya anlam bulmasına yardımcı olun.

Uzm. Psk. Damla Kankaya Sünteroğlu
Psk. Dan. Kübra Çetinkaya

Etiketler

PsikolojikTravmatikAileYas tutma süreci

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Damla Kankaya

Klinik Psikolog Damla Kankaya

Uzm. Psk. Damla KANKAYA, Almanya doğmuştur . PsikoTerap-İST Eğitim ve Danışmanlık Merkezi`nin İstanbul ve Antalya şubelerinin kurucusudur.
Lisans öncesi eğitimini (ilk, orta ve lise) Nürnberg'de tamamlamıştır. Ardından başlamış olduğu Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümünden "Onur Öğrencisi" olarak mezun olmuş ve Psk. unvanı almıştır. Üniversite eğitimi süresince birçok ulusal kongre ve üniversite seminerlerine katılım göstermiştir. Birçok sosyal sorumluluk projesinde ve Beykent Üniversitesi Psikoloji Kulübünde asil üye olarak aktif görev yapmıştır. Ve Lisans eğitimi sırasında, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Sana Klinik Hastanesi (Almanya) stajyer psikolog olarak birçok kurum ve hastanede staj yapmış ve kendini geliştirmeyi hedeflemiştir.
Mezuniyetini takiben aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimine başlamış ve "Klinik Psikolog" olarak yüksek lisans derecesini tamamlamış ve "Evli bireylerde Cinsel Doyum Ve Aldatma Eğiliminin İlişkisi" adlı tez çalışmasını yayınlamıştır. Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora Programının Tez aşamasındadır.
2014 yılında Özel Olimpos Hastanesi- Antalya'da Psikolog olarak görev yapmıştır. Kurumsal Şirketlere yönelik Endüstriyel Psikoloji alanında danışmanlık vermektedir. Birçok Yurtiçi ve Yurtdışı Eğitimlerde Sunum ve Kongrelere Konuşmacı ve katılımcı olarak çalışmalarına devam etmektedirPsikoTerap-İST Eğitim ve Danışmanlık Danışmanlık Merkezi’nde yetişkinlere yönelik; Bireysel, Cinsel, Aile ve Çift Terapileri alanlarında hizmet sunmaktadır. İyi derecede Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmektedir. Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesidir.
Ayrıca lisans eğitimi esnasında, Goodenough Harris Bir İnsan Çiz Testi, Bender Gestalt Görsel Motor Algılama Testi, Luisa Duss Psikanalitik Öykü Tamamlama Testi, Peabody Resim- Kelime Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, Kent E.G.Y Testi, Catel 2A Zeka Testi, Cinsel Terapi Eğitimi, MMPI, WISC-R, BDT Eğitimi (Prof. Dr. Hakan TÜRKÇAPAR) , Temel Hipnoz ve İleri Hipnoz Eğitimi (Dr.Mehmet KARAV),Rorschach Eğitimi (Prof. Dr. Kadir ÖZER) ve Aile ve Çift Terapisi Eğitimlerini tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.