GÖRÜNMEYEN PSİKOLOJİK ETKİLENMELER

Özellikle duygusal ihmal, görünmeyen psikolojik etkilenmelerin başında gelir. Duygusal
ihmal, fiziksel ihtiyaçların karşılanmasına rağmen çocuğun duygusal olarak görülmemesi,
anlaşılmaması ve onaylanmaması durumudur. Bu tür bir ortamda büyüyen birey,
duygularının önemli olmadığına dair örtük bir mesaj alır. Yetişkinlikte ise bu kişiler, kendi
duygularını tanımakta ve ifade etmekte zorlanabilir.
Görünmeyen etkilenmelerden biri de mikro travmalardır. Mikro travmalar; tek başına yıkıcı
görünmeyen ancak tekrar ettikçe ruhsal yük oluşturan deneyimlerdir. Sürekli eleştirilmek,
küçümsenmek, kıyaslanmak ya da duygusal olarak geçersiz kılınmak bu kapsama girer.
Beyin, bu tekrar eden deneyimleri bir tehdit örüntüsü olarak kodlar ve kişiyi sürekli tetikte
tutar.
Bu tür etkilenmeler, çoğu zaman kaygı bozuklukları, düşük öz değer, mükemmeliyetçilik
ya da tükenmişlik sendromu gibi sorunlarla ilişkilidir. Kişi, neden bu kadar yorulduğunu ya
da neden sürekli “yetmiyormuş” gibi hissettiğini anlamakta zorlanabilir. Ancak kökenine
bakıldığında, geçmişte yeterince görülmemiş olmanın izleriyle karşılaşılır.
Sosyal ilişkiler de psikolojik etkilenmelerin önemli bir alanıdır. Özellikle duygusal sınırların
net olmadığı ilişkilerde büyüyen bireyler, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının
önüne koymaya eğilimli olabilir. Bu durum, kişinin kendi benliğinden uzaklaşmasına ve
içsel boşluk hissine yol açar. “Hayır” demenin suçluluk yaratması, bu görünmeyen
etkilenmelerin tipik bir sonucudur.
Modern yaşamın getirdiği sürekli uyarılma hali de psikolojik etkilenmeleri artıran
faktörlerden biridir. Sosyal medya, sürekli karşılaştırma ve performans baskısı yaratır.
Beyin, kendini başkalarıyla kıyasladıkça yetersizlik algısı beslenir. Bu durum, özellikle öz
değerini dış onaya dayandıran bireylerde daha belirgin hale gelir.
Görünmeyen psikolojik etkilenmelerin en zorlayıcı yanı, kişinin bunları “geçerli”
görmemesidir. “Abartıyorum”, “Daha kötüsü var” ya da “Buna üzülmemeliyim” gibi
düşünceler, kişinin kendi duygusal deneyimini geçersiz kılmasına yol açar. Oysa psikolojik
etkilenmenin ölçüsü, olayın büyüklüğü değil; kişinin iç dünyasında bıraktığı izdir.
İyileşme süreci, bu görünmeyen etkilenmelerin adlandırılmasıyla başlar. Kişi,
yaşadıklarının kendisi üzerindeki etkisini fark ettiğinde, beynin tehdit ve güvenlik
sistemleri yeniden dengelenmeye başlar. Terapötik süreçte bu deneyimlerin
anlamlandırılması, duygusal regülasyonun yeniden öğrenilmesini sağlar.
Sonuç olarak psikolojik etkilenmeler her zaman dramatik olayların sonucu değildir.
Sessizce biriken, görünmeyen ve çoğu zaman fark edilmeyen yaşantılar da ruhsal
dünyamızda derin izler bırakır. Bu izlerin farkına varmak, kişinin kendisiyle daha gerçek ve
şefkatli bir ilişki kurmasının kapısını aralar.
HAZIRLAYAN:
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu

