Doktorsitesi.com

Tiroid Hastalıkları ve Beslenme

Uzm. Dyt. Betül Deniz
Uzm. Dyt. Betül Deniz
27 Temmuz 2022178 görüntülenme
Randevu Al
  • Tiroid hormonlarının metabolizma hızı üzerindeki etkisi nedeniyle, tiroid hastalarında protein alımının artırılması ve tam tahıllı, lifli karbonhidratların tercih edilmesi kilo yönetiminde kritik öneme sahiptir.
  • İyot dengesinin korunması ve guatrojenik besinlerin tüketiminin sınırlandırılması, hormon üretiminin aksamaması ve tiroid fonksiyonlarının stabilize edilmesi için gereklidir.
  • Selenyum, demir ve çinko minerallerinin yeterli düzeyde alınması, tiroid hormonlarının üretimi ve Hashimoto gibi otoimmün tiroid hastalıklarına karşı koruyucu bir kalkan oluşturur.
Tiroid Hastalıkları ve Beslenme
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Tiroid ve Metabolizma İlişkisi: Kilo Kontrolü Mümkün Mü?

Tiroid hormonlarının metabolizmanın düzenlenmesindeki kritik rolü nedeniyle, tiroid fonksiyonunun azalmasıyla birlikte bireylerde metabolizma hızı yavaşlar. Bu durum, vücut ağırlığında artışa zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, tiroid hastaları için diyet tedavisi ve doğru beslenme planlaması, kilo yönetiminde hayati bir önem taşımaktadır.

Makro Besin Öğelerinin Önemi ve Kaynakları

Tiroid hastalarında protein tüketimi, günlük enerji alımının %15-20’sine, hatta mümkünse %25’ine yükseltilmelidir. Yağlı balıklar, organik tarımla elde edilen tavuk yumurtaları ve organik inek eti; hem protein hem de iyot, demir, çinko ve omega-3 asitleri için mükemmel kaynaklardır.

Sağlıklı yağ ve karbonhidrat seçimleri ise şu şekilde planlanmalıdır:

  • Yağ Kaynakları: Zeytinyağı, avokado ve yağı, ceviz yağı, ceviz, yağlı balıklar ve deniz ürünleri tercih edilmelidir.
  • Karbonhidrat Kaynakları: Tam tahıllar öncelikli olmalıdır. Çözünebilir lif alımını artırmak, bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek hipotiroidizmde yaygın görülen kabızlık sorununu ve bağırsak işlevlerini iyileştirebilir.

İyot Dengesi ve Guatrojenik Besinlerin Etkisi

İyot eksikliği, tiroid guatrına neden olan bilinen bir faktördür; ancak aşırı alım da risk taşır. Günlük 1 mg’dan fazla (yaklaşık 1 çay kaşığı veya 5 gram tuz) iyot tüketimi, tiroid fonksiyonunun zayıflamasına yol açabilir. Bu dengeyi korumak, hormon üretimini stabilize etmek için kritiktir.

Guatrojenler, tiroid bezinde hormon üretimi için gerekli olan iyodun kullanımını engeller. Bu besinlerin yüksek miktarda tüketilmesi, T3 ve T4 hormonlarının üretimini aksatarak hastalığın kötüleşmesine neden olabilir.

Dikkat Edilmesi Gereken Guatrojenik Besinler

Besin GrubuÖrnekler
SebzelerLahana, karnabahar, brokoli, kara lahana, Brüksel lahanası, turp, ıspanak, şalgam, mısır, tatlı patates
MeyvelerŞeftali, armut, çilek, böğürtlen
DiğerYer fıstığı, badem, soya fasulyesi ve sütü

Bu besinlerin tüketimi haftada 1-2 kez, 1 kepçe ölçüsüyle sınırlandırılmalıdır. Isıtma ve pişirme işlemleri guatrojenleri inaktive eder; ısıl işlem bu maddelerin yaklaşık %30’unu etkisiz hale getirir.

Tiroid Sağlığı İçin Kritik Mineraller: Selenyum, Demir ve Çinko

Tiroid bezi, vücudun en büyük selenyum deposudur. Günlük 40 mcg’ın altındaki düşük selenyum seviyeleri, tiroid hastalığı gelişimi için ciddi bir risk faktörüdür. Balık, et, ay çekirdeği, tofu, pişmiş fasulye ve peynir selenyum açısından zengindir.

Demir eksikliği ve buna bağlı anemi, özellikle Hashimoto hastalığına sıklıkla eşlik eder. Bu durum genellikle çölyak hastalığı veya demir emilimini bozan otoimmün gastrit kaynaklı olabilir. Diğer yandan çinko, tiroid hormonlarının üretiminde doğrudan rol oynar. Çinko eksikliğinin giderilmesi, Hashimoto hastalarında normal tiroid fonksiyonlarının geri kazanılmasına yardımcı olur.

Sonuç olarak, iyot alımını optimize ederek guatrojenlerin etkisi kırılabilir ve selenyum alımını artırarak tiroid hastalıklarına karşı koruyucu bir kalkan oluşturulabilir.

Etiketler

Tiroid beziHiperparatiroidi belirtileriDiyet yapmakDiyetisyendiyet

Yazar Hakkında

Uzm. Dyt. Betül Deniz

Uzm. Dyt. Betül Deniz

Uzm. Dyt. Betul Deniz, Ankara Üniversitesi’nde 2004 yılında lisans eğitimini tamamladıktan sonra yine Ankara Üniversitesi Beslenme Bilimleri’nde 2006 yılında yüksek lisans eğitimi ile uzmanlık almıştır.
Kariyeri süresince 15 yıl kurumsal firmalarda yönetici ve diyetisyenlik mesleğini birlikte götürmüştür. 
2020 yılında Yeditepe Üniversitesi’nden Yaşam Koçluğu sertifikası alarak, aslında çok sevdiği ve uzman olduğu insan ilişkileri konusunda kariyerine bir branş daha eklemiştir.
2021 yılı başında Yeditepe Üniversitesi’nden Fitoterapi Eğitimi alarak diyet danışmanlığı ve çağın beklentisi olan bitkisel çözümlerle danışanlarına farklı çözümler sunmaktadır

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.