Doktorsitesi.com

Takıntılarımdan Nasıl Kurtulurum?

Klinik Psikolog Dr. Ercüment Doğan, Ph.D.
Klinik Psikolog Dr. Ercüment Doğan, Ph.D.
8 Ocak 2024386 görüntülenme
Randevu Al
Takıntılarımdan Nasıl Kurtulurum?
Takıntılarımdan Nasıl Kurtulurum?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Zihinsel Takıntıların Mekanizması

Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB), psikiyatri literatüründe kaygı bozuklukları sınıflandırması içerisinde yer alan ve temelinde yoğun bir kaygı halinin bulunduğu bir durumdur. Birçok kişi "Takıntılardan nasıl kurtuluruz?" sorusuna yanıt ararken, aslında zihnin neden belirli konulara takılıp kaldığını anlamak kritik bir önem taşır. Bu durum, beynin kontrol edilemeyen genel kaygı halini yönetebilmek adına geliştirdiği otomatik bir savunma düzeneğidir.

Kişi, kontrol edemediği yoğun kaygıyı yönetebilmek için farkında olmadan kendine kontrol edebileceği alanlar, yani takıntılar geliştirir. Ancak bu yöntem uzun vadede işe yaramaz; birey genel kaygıdan kurtulmaya çalışırken bu kez belirli konulara takılarak yeni bir kaygı döngüsüne girer. Dolayısıyla asıl sorun takıntının kendisi değil, kişideki kaygı fazlalığıdır.

Neden Mantıklı Açıklamalar Takıntıları Durdurmaya Yetmez?

Takıntı sorunu yaşayan bireyler sıklıkla terapistlerinden pratik çözümler, öneriler ve telkinler beklerler. Ancak sadece öneri ve telkin yoluyla yapılan bir psikoterapi çalışması, takıntıdan kurtulmayı sağlamaz. Burada anlaşılması gereken en önemli nokta şudur: Kişi belirli bir duruma kafası takıldığı ve bu durumun gereğini (kompulsiyonu) yapamadığı için kaygı yaşıyor değildir.

Yanlış İnanışBilimsel Gerçek
Kapıyı kontrol etmediğim için kaygılıyım.Kaygılı olduğum için kapıyı kontrol etme ihtiyacı duyuyorum.
Mantıklı bir açıklama duyarsam takıntım geçer.Sorun mantıkla değil, limbik sistemdeki kaygı birikimiyle ilgilidir.
Takıntının konusu (temizlik, din vb.) asıl sorundur.Asıl sorun konunun kendisi değil, altta yatan kaygı fazlalığıdır.

Kaygı Birikimi ve Limbik Sistemin Rolü

Beynin birikmiş kaygı duygusunu düzenleyememesinin temelinde, normalin ötesinde bir kaygı birikmesi yatar. Son dönem araştırmalar, uzak veya yakın dönemde yaşanan travmatik olaylar sonucunda orta beyindeki limbik sistem bölgesinde kaygı duygusunun depolandığını göstermektedir.

Kişi, bünyesinde zaten var olan bu kaygı fazlalığı nedeniyle belirli konulara takılır. Örneğin, bir kişi kapıyı on kez kontrol etmediğinde şiddetli bir kaygı yaşıyorsa, bu durum kapının açık kalma ihtimalinden değil, sistemdeki mevcut kaygı yükünden kaynaklanır. Takıntının konusu temizlik, kontrol, cinsellik veya din olsa da süreç her zaman aynı şekilde işler: Kaygılı olduğumuz için o konuya takılırız; o konu kaygı verici olduğu için değil.

Psikoterapide Nihai Hedef ve Travma Çalışmaları

Davranışçı terapiler veya sadece rasyonel olmayan düşünce kalıpları üzerine çalışmak, bazı takıntı türlerinde tek başına yeterli olmayabilir. Çünkü zemindeki kaygı fazlalığı giderilmediği sürece, kişi bir takıntıdan kurtulsa bile zihin başka bir konuya takılmaya devam eder. Psikoterapideki nihai hedef, takıntılı düşünce gelse dahi kişinin bu durumdan rahatsızlık duymama halidir.

Travmatik Yaşantıların Etkisi

Güncel klinik tecrübeler ve teknolojik ilerlemeler, travmatik yaşantıların beynin biyokimyasını bozan temel unsurlar olduğunu doğrulamaktadır.

  • Çevresel Faktörler: Genetik faktörler rol oynasa da, çoğunlukla travmatik yaşantılar belirleyicidir.
  • Limbik Sistem: Travmaların bu bölgedeki etkileri yıllar sonra bile psikolojik sorunlar doğurabilir.
  • Bilişsel Yöntemler: Uzun süre olumsuz duyguda kalan kişilerin geliştirdiği rasyonel olmayan düşünce kalıplarını aşmada bilişsel yöntemler kritiktir.

Çevresel Söylemlerin Olumsuz Etkileri

Takıntı yaşayan kişilere yönelik "Bunu takacak ne var?", "Mantıklı düşün" veya "Neden aşamıyorsun?" gibi yaklaşımlar süreci daha da zorlaştırır. Bu tür söylemler kişide anlaşılmamışlık, öfke ve suçluluk duygularına yol açar. OKB bir mantık sorunu değildir; kişi zaten takıntısının anlamsız olduğunu bilir ancak içindeki kaygı fazlalığı nedeniyle duramaz.

Sonuç olarak, en etkili iyileşme travmatik duyguların çalışılması ile bozuk düşünce kalıplarının (kognisyonların) düzeltilmesinin bir arada yürütüldüğü bütüncül yaklaşımlarla mümkündür. Bu yöntemler, takıntı sorununu "sınırlı iyileşme" önyargısından kurtararak kalıcı çözümler sunmaktadır.

Ercüment Doğan, Ph.D.
Klinik Psikolog

Etiketler

Takıntılarımdan Nasıl Kurtulurum?

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Dr. Ercüment Doğan, Ph.D.

Klinik Psikolog Dr. Ercüment Doğan, Ph.D.

Y. Doç. Dr. Ercüment DOĞAN,  lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde başladığı Lisans eğitimini 1994 yılında tamamlamıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.