Sürekli Tartışan Çiftler: Aslında Ne Anlatıyorsunuz?

Bazı çiftler için tartışma, ilişkinin neredeyse günlük dili haline gelir. Aynı konular tekrar tekrar açılır, konuşmalar hızla yükselir ve sonunda ya küslük ya da yorgun bir barış yaşanır. Sürekli tartışmak, dışarıdan “uyumsuzluk” gibi görünse de çoğu zaman altta yatan başka bir ihtiyacın işaretidir. Çünkü çiftler genellikle tartıştıkları konu için değil, tartışmanın temsil ettiği duygu için kavga eder.
Sürekli tartışan çiftlerde en sık görülen tema, “duyulma” ihtiyacıdır. Taraflardan biri kendini anlaşılmamış, görülmemiş veya önemsenmemiş hissedebilir. Bu his uzun süre devam ettiğinde kişi, sesini yükselterek duyulmaya çalışır. Diğer taraf ise bunu saldırı olarak algılar ve savunmaya geçer. Böylece ilişki, ihtiyaçların konuşulduğu bir yer olmaktan çıkar; güç savaşına döner.
Tartışmaların bir diğer kaynağı da duygusal düzenleme problemidir. Bazı insanlar öfkelendiğinde sakinleşemez, bazıları ise duygusal yoğunlukta donar ve kapanır. Biri bağırırken diğeri susuyorsa tartışma daha da büyür. Çünkü bağıran kişi susmayı “umursamamak” gibi algılar, susan kişi ise bağırmayı “tehdit” gibi algılar.
Sürekli tartışmanın altında güvensizlik de olabilir. Çiftlerden biri terk edilme korkusu taşıyorsa, küçük olayları büyük tehdit gibi algılayabilir. Diğer taraf ise sürekli suçlandığını hisseder. Bu döngü, tartışmayı kalıcı hale getirir.
Çözüm için ilk adım, tartışmanın konusunu değil, tartışmanın ihtiyacını konuşmaktır. “Sen hep böylesin” yerine “Şu an kendimi yalnız hissediyorum” diyebilmek; tartışmayı yumuşatır. Ayrıca tartışma anında mola vermek, sakinleşme süresi tanımak ve konuşmayı belirli bir düzene sokmak (sırayla konuşmak, hakaret etmemek, geçmişi açmamak) ilişkiyi korur.
Sürekli tartışan çiftler için en güçlü adım, tartışmayı “kazanmak” yerine ilişkiyi “anlamak” hedefiyle yürütmektir. Çünkü çoğu tartışmanın altında sevgi değil; yanlış iletişim vardır.


