Ölüm nedir ve neden korkarız?

Ölüm nedir ve neden korkarız?

Ölüm Nedir ve Neden Korkarız? – 1 / “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır.”, sanıyorum ki Zincirlikuyu Mezarlığı’nın girişinde yazan bu söze pek çoğumuz aşinayız. Peki buna ne kadar inanıyoruz veya içimize ne kadarını sindirebiliyoruz?

Öleceğini bilen ve bu korku ile yaşayan tek canlıyız. Birçoğumuz ölmemek için elinden gelen her şeyi yapsa da boşuna bir uğraş içinde olduğunun farkında. Ölümü kabul etmiş bile olsak bir şekilde ölümsüz eserler, daima bizi hatırlatacak bir şeyler ortaya koyma çabasındayız. Bir şekilde iz bırakmamız gerektiği inancındayız. Peki ama neden bu ölümsüzlük isteğimiz? Genetik mi? Evrimsel mi? Yoksa öğrendiğimiz bir şey mi? / Ölüm Nedir ve Neden Korkarız? 

Öncelikle ölüm nedir bunu sormamız gerekir? Birçok farklı alanda, birçok farklı kültürde ve birçok inanışta kendine göre tasviri olmasına rağmen ölümle ilgili tam bir tanım yapmak mümkün değildir. Fakat yine de şu şekilde bir açıklama yapmaya çalışabiliriz; evrensel olan (herkes ölür), kişisel (ben de öleceğim), kaçınılmaz ve geri dönülmez bir kavram olarak tanımlanabilir. Psikiyatr Dr. Irvin Yalom’a göre ölüm ilk anksiyete ve psikopatoloji kaynağıdır. Freud’a göre ölüm, bilinçdışımız tarafından kabul edilebilir bir şey değildir. Ölüm ancak dışarıdan bir kötü tarafından bize karşı kullanılacak bir silah olabilir. Doğal sebeplerle veya yaşlılık sebebiyle ölmek, ölüm için yeterli bir gerekçe olarak gözükmez. / Ölüm Nedir ve Neden Korkarız? 

Ölüm Nedir ve Neden Korkarız?

Ölüm iki şekilde karşımıza çıkmaktadır, ilki başkasının ölümü, ikincisi ise kendi ölümümüzdür. Ölüme doğduğumuz andan itibaren tanıklık ederiz ve hayatımızın ilk aşamalarında karşılaştığımız ölüm türü, başkasının ölümüne tanıklık etmek olarak ortaya çıkar. Sürekli kulağımıza çalınan, sohbet aralarında duyduğumuz, şu ölmüş, falanca kazada vefat etmiş gibi sözler bize ölüm denilen bir şeyin olduğunu gösterir. Sonrasında kişi kendi ölümü ve ölümlülüğü üzerine düşünmeye başlar. Ölüm bir olgu ve kavram olarak incelendiğinde rasyonel bir kabullenmeyi beraberinde getirir. Fakat kişinin bu öznel kavramı içselleştirmesi ve kendi başına geleceğini onaylaması oldukça zordur. / Ölüm Nedir ve Neden Korkarız? 

Ölüm ve ölüm algısı kişiden kişiye göre değişen ve farklı anlamlar taşıyan bir kavramdır. Ve bu farklılıklar “ölüm sistemi” denilen bir yapının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.  Kestanbaum bir dizi ölüm sistemi üzerine durmaktadır:

İnsanlar: Ölüm kaçınılmazdır ve herkes hayatının bir noktasında kendisinin ve başkalarının ölümü ile karşılaşacaktır. Bazı bireylerin ölümle ilgili daha sistematik rolleri vardır. Yaşamı tehdit edici ortamlarda çalışanlar (itfaiyeciler, polisler) ve din adamları gibi.

Mekanlar ya da bağlam: Hastaneler, cenaze evleri, mezarlıklar, tedavisi olanaksız hastalar hastaneleri, savaş alanları ve anıtları içermektedir. / Ölüm Nedir ve Neden Korkarız?

Zamanlar: Ölüm, anma günleri gibi ölenlerin onurlandırıldığı zamanları ya da önemli günleri içerir. Ayrıca bazı felaketlerin yıldönümleri (Güney Doğu Asya’daki tsunami felaketi gibi günler) ölen kişilerin özel yöntemlerle hatırlandığı zamanlardır.

Nesneler: Bir kültürdeki tabut, siyah giysiler, cenaze arabası gibi çok sayıda nesne ölümle ilişkilidir.

Semboller: Kafatası ve tehlikeyi işaret eden çapraz kemikler ve çeşitli dini törenler ölümle bağlantılıdır. / Ölüm Nedir ve Neden Korkarız? – 1

Ölümün toplumdan topluma, kişiden kişiye değişmesi gibi yaşamın değişik dönemlerinde de farklı anlamlar ve ifade eder. Kişi 0-2 yaş döneminde ölüm tam olarak algılanamaz. Ölüm denilen bir şeyin var olduğu ve ölen kişinin artık aralarında olmadığının ayırımında olabilir. 2-6 yaş aralığında ise ölümün kalıcı bir şey olduğu yine tam olarak anlaşılmamıştır fakat ölümle ilgili belirsizlikler bir önceki döneme göre daha nettir. 6-9 yaş aralığında ölümün kaçınılmaz ve geri dönülmez bir son olduğunu algılamaya başlar bunu sağlayan şey ise çocukta zaman kavramının daha anlaşılır bir duruma gelmesidir. Fakat bütün bu gelişmelere rağmen ölümü kişiselleştiremez yani kendi ölümü hakkında düşünemez. 9-12 yaş döneminde ölümü tam olarak algılanır, ölümle ayrılığın farkını anlayabilir. Ölümün kendisi dahil herkesin başına gelebileceğini anlar. 13-18 yaş aralığında ise ölümü neredeyse yetişkinler kadar anlayabilir seviyeye gelmiş olur. 18 yaş sonrası ise yetişkin olarak ölümü ve beraberinde gelen soyut kavramların anlaşıldığı yetişkinlik dönemi başlamış olur. / Ölüm Nedir ve Neden Korkarız? 

Bu makale 8 Kasım 2020 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Psikoterapist Elif Alsar, lisans öncesi eğitimlerinin ardından, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji bölümünü başarıyla tamamlamıştır. Yüksek lisansını yine Üsküdar Üniversitesi'nde tamamlamış olup psikoterapist unvanına sahip olmuştur.

Mesleki çalışmalarına özel danışmanlık merkezi'nde devam etmektedir.

Etiketler
Terapi
Psikoterapist Elif Aksar
Psikoterapist Elif Aksar
İstanbul - Psikoloji
Facebook Twitter Instagram Youtube