Doktorsitesi.com

Sosyal İzolasyon: Modernleşmenin Bir Sakıncası

Uzm. Psk. Tuğçe Esra Özbey
Uzm. Psk. Tuğçe Esra Özbey
18 Kasım 2021143 görüntülenme
Randevu Al
Sosyal İzolasyon: Modernleşmenin Bir Sakıncası
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Benlik Gelişimi Kuramları ve Batı Perspektifi

Batı kültüründe geliştirilen benlik gelişimi kuramları, çocuğun özerk ve kendine yeten bir birey olabilmesi için öncelikle anneden bir kopuş yaşaması gerektiğini savunmaktadır. Bu yaklaşıma göre çocuk, anneden ayrışarak hem bağımsız hem de özerk bir benlik kurgular. Bu teorik çerçevenin en belirgin örneklerinden biri olan Mahler’in (1972) ayrılma-bireyselleşme teorisi, bebeğin anneden ayrı bir varlık olduğunu fark ettiği an, eş zamanlı olarak kendi başına bir birey haline geldiğini öngörür.

Modernleşme Kuramı ve Bireyselleşme İdeali

Modernleşme kuramı, Batılılaşan, ekonomik olarak güçlenen ve eğitim seviyesi yükselen toplumlarda bireylerin kaçınılmaz olarak bireyselleşeceğini iddia eder. Bu kuramsal çerçevede "en iyi" (optimal) insan profili; çevresinden kopuk, tamamen bireysel hedeflerine odaklanan ve kendi kendine yeten bir kişi olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu modelin toplumsal sonuçları, günümüzde çeşitli psikolojik tartışmaları da beraberinde getirmektedir.

İlişkisellik ve Özerklik: İki Temel İhtiyaç

Psikolog Çiğdem Kağıtçıbaşı (2005), "Çocuğun Değeri Araştırması" verilerine dayanarak, sadece bireyselleşmeye odaklanan bir modelin insan sağlığı için eksik olduğunu savunmuştur. Kağıtçıbaşı’na göre insanın iki temel evrensel ihtiyacı bulunmaktadır:

  1. Özerklik (Autonomy): Bireyin kendi kararlarını verebilmesi ve hayatının sorumluluğunu üstlenmesi.
  2. İlişkisellik: Bireyin diğer insanlarla bağ kurma ve sosyal bir dokunun parçası olma ihtiyacı.

Modernleşme kuramı özerklik ihtiyacını karşılarken, ilişkisellik ihtiyacını ihmal etmektedir. Bu ihmal, Batı toplumlarında yaşlıların huzurevlerine terk edilmesi veya sosyal bağların zayıflaması gibi sosyal izolasyon problemlerini doğurmaktadır. Sosyal izolasyon ve yalnızlık ise depresyonu tetikleyen en kritik faktörler arasındadır.

İnsan Doğasında Bağlanma ve Bağımsızlık

İnsan doğası, henüz doğumdan itibaren ilişki kurmak üzere programlanmıştır. Araştırmalar, yeni doğan bebeklerin cansız nesneler yerine insan yüzlerine bakmayı tercih ettiğini göstermektedir (Sanefuji, 2011). Bir başkasına bağlanmak, yaşam boyu süren temel bir eğilimdir. Diğer yandan, psikolojik sağlık için bireyin kendi kararlarını alabilmesi de bir o kadar değerlidir. Kağıtçıbaşı’nın vurguladığı üzere, bir insanın hem özerk hem de yakın çevresiyle güçlü bağlar kuran ilişkisel bir birey olması mümkündür.

KavramTanımPsikolojik Etki
ÖzerklikKendi kararlarını alabilme yetisiPsikolojik sağlık ve sorumluluk bilinci sağlar.
İlişkisellikSosyal çevreyle bağ kurma ihtiyacıSosyal izolasyonu önler, duygusal destek sağlar.
Bireyselleşme (Batı)Çevreden kopuk bağımsızlıkYalnızlık ve depresyon riski taşır.

Çocuk Yetiştirmede İdeal Hedef

Modernleşme kuramının aksine, özerk olmak sosyal çevreden tamamen kopmayı gerektirmez. Psikolojik sağlık için temel tehditlerden biri, çevresinden onay almadan adım atamayan bireyler haline gelmek olsa da, diğeri de tamamen yalnızlaşmaktır. Bu nedenle çocuk yetiştirirken temel hedef, hem kendine yeten hem de sosyal çevresiyle sağlıklı bağlar kurabilen bir yapı geliştirmek olmalıdır.

Sonuç olarak, Batı tarzı bireyselleşme, kişiyi ailesinden ve toplumundan kopararak yalnızlığa ittiği için sakıncalı yönler barındırmaktadır. Sağlıklı bir insan psikolojisi için ilişkisellik ve özerklik ihtiyaçlarının dengeli bir şekilde karşılanması, yaşamın her döneminde kritik bir öneme sahiptir.

Etiketler

Sosyal anksiyeteAnksiyeteSosyal izolasyonSosyal izolasyon nedir

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Tuğçe Esra Özbey

Uzm. Psk. Tuğçe Esra Özbey

Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey, Türkiye derecesiyle girdiği Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümü 100% İngilizce programından mezuniyet için yeterliğin üzerinde 5 ders alarak
2017 yılında onur öğrencisi derecesiyle mezun olmuştur. Ardından Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Deneysel Psikoloji alanında tezli yüksek lisans eğitimi almış ve yeme bozuklukları konusundaki
yüksek lisans tez çalışmasını tamamlamıştır. Bunun ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı (Family Counseling) branşındaki ikinci yüksek lisansından yüksek onur derecesiyle
mezun olmuş ve “Kadınlarda Çelişik Duygulu Cinsiyetçiliğin Aile Planlaması, Aile içi Şiddet, Karar Alma ve Mental İyi Oluş Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi” konsundaki tez çalışması ile eğitimini
tamamlamıştır. Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci olduğu dönemde Aylin Vartanyan Dilaver’in yürütmekte olduğu Dışavurumcu Sanat ve Çatışma Dönüşümü dersi kapsamında dezavantajlı
çocuklarda dışavurumcu sanat etkinliklerinde aktif olarak görev almıştır. Oyun terapisi uygulayıcısı olarak iki farklı sertifikaya sahiptir. Bilginet Akademi platformu üzerinden Uzm. Kl. Psk. Fundem Ece’nin Oyun Terapisi eğitimine, 2022 yılında Üsküdar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi tarafından verilen Doç. Dr. Çisem Uzun’un Oyun ve Masal Terapisi Eğitimi’ne katılmış ve eğitimlerini başarıyla tamamlayarak oyun terapisi uygulayıcısı ünvanını almıştır. Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesi olarak TPD tarafından verilen Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI) eğitimi sertifikasını almıştır. Yurtiçindeki eğitimlerinin yanı sıra, yurtdışından pek çok eğitime online katılım sağlamış ve sertifikalar almaya hak kazanmıştır. John Hopkins Üniversitesi’nden Psikolojik İlkyardım, Chicago Üniversitesi’nden Günlük Hayatın Nörobiyolojisi, Wesleyan Üniversitesi’nden Şizofreni, Emory Üniversitesi’nden Bağımlı Beyin, Yale Üniversitesi’nden Ebeveynlikle İlgili Davranış Bilimi konularındaki eğitimleri sertifika almış olduğu eğitimlerden diğer bazılarıdır. 2025 Aile Yılı kapsamında Türk Kızılayı ile birlikte başlatmış olduğu “Kadınları Güçlendirme ve Aile Bilinçlendirme Eğitimi” kapsamında Fidyekızık İlkokulu sınıf annelerine yönelik bir eğitim projesinde aile psikolojisi alanındaki uzmanlığı ile gönüllü olarak eğitim vermektedir. 2018 yılından beri meslekta aktif olarak danışanlarıyla çalışmaktadır. Bireysel psikoterapide psikanalitik terapi ve davranışçı terapi ekollerini takip etmektedir. Çift terapisi ve aile danışmanlığı süreçlerinde ise sistemik aile terapisi, yapısal aile terapisi ve bilişsel davranışçı aile terapisi gibi çeşitli ekolleri bir arada danışanlarının ihtiyacına göre takip etmekte ve eklektik bir yaklaşımla seanslarını yapılandırmaktadır. Çocuklar için oyun terapisiyle, ergen yaş grubunda ise bireysel terapiyle birlikte aile danışmanlığı sürecini birlikte yürütmektedir. Psikoloji branşında bilimsel bilgileri klinik gözlemleriyle, günlük yaşamdan örneklerle ele
aldığı Acı Çeken İnsan isimli kitabı 2022 yılında Frekans Yayınları’ndan çıkmıştır ve tüm kitapçılarda bulunmaktadır. Bilimsel Psikoloji Merkezi’nin kurucu psikoloğudur. Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey, evli ve bir çocuk annesidir.

 <

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.