Doktorsitesi.com

Aile Travmaları Sonraki Neslin Kaderi midir? (Danışan Vaka Örneğiyle)

Uzm. Psk. Tuğçe Esra Özbey
Uzm. Psk. Tuğçe Esra Özbey
18 Mart 2024142 görüntülenme
Randevu Al
Hepimiz hayatımızda berbat duygular tatmışızdır. Bu yazıyı yazmam için izin veren danışanımın tattığı en berbat duygu, ilginç bir şekilde, annelik suçluluğuydu. Kendisine hata yapma izni vermeyişi, çocuğuna olan müthiş hayranlığı, sevgisi, aşkı; onun kılına dokunmaklığa olan dayanamazlığı, onu üzdüğünde yahut ihmal ettiğinde yaşadığı dayanılmaz acı, babasında yaşadığı olumsuz duyguları ona karşı hissettiği anlarda yaşadığı öfke, annesi gibi hissettiği anlardaki ruhsal debelenmeler ve daha pek çok içsel girdap onda anneliğin hazzını ızdıraba çevirmişti.
Aile Travmaları Sonraki Neslin Kaderi midir? (Danışan Vaka Örneğiyle)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Annelik Suçluluğu ve Ebeveynlikte Duygusal Girdaplar

Birçok ebeveyn, hayatının belirli dönemlerinde ağır duygusal süreçlerden geçer. Bu süreçlerin en yıpratıcı olanlarından biri, bireyin kendisine hata yapma izni vermediği ve çocuğuna duyduğu derin sevgiyle harmanlanan annelik suçluluğudur. Kişinin çocuğunu ihmal ettiğini düşündüğü anlarda yaşadığı dayanılmaz acı ve kendi ebeveynine benzeme korkusu, anneliğin hazzını bir ızdıraba dönüştürebilmektedir.

"Yeterince İyi Anne" Olabilmenin Önündeki Engeller

Bir annenin çocuğuna karşı hissettiği duygusal doyum, genellikle kendi çocukluk deneyimleriyle doğrudan bağlantılıdır. Özellikle baba desteğinden mahrum kalan annelerin, çocuklarını tam anlamıyla tatmin etmeleri oldukça güçleşmektedir. Yarım anne ve yarım babalık rolünü üstlenmek zorunda kalan kadınlar, kendilerini hiçbir zaman "yeterince iyi bir anne" gibi hissedemeyebilirler.

Psikolojik perspektiften bakıldığında, kendi annesinin yeterince iyi olduğunu düşünmeyen bir bireyin, anne olduğunda bu tatmini yaşaması neredeyse imkansızdır. Bu durum, sadece bilişsel bir farkındalıkla çözülemeyecek kadar derin bir ruhsal girdap oluşturur.

Tekrar Eden Döngü: Ebeveynlikte Rol Değişimi

Çocukluk döneminde anne ve babasını suçlayan bireyler, ebeveyn olduklarında kaçınılmaz bir şekilde onlara benzemeye başlarlar. Bu döngüde bilinçaltı, eski aktörleri yeni rollerine yerleştirir; kişi kendi ebeveyninin rolüne geçerken, çocuğunu da kendi çocukluğunun yerine koyar. Bu tekrarlama zorlantısı, aslında geçmişteki olumsuz duygulardan kurtulma çabasıdır ancak yöntem genellikle hastalandırıcıdır.

Ebeveynlikte Yaşanan Üç Temel Çıkmaz

Bu süreçte birey, başa çıkılması zor üç ana duygusal boyutla karşı karşıya kalır:

  1. İçsel Hesaplaşma: Kişinin kendi ebeveynine sorduğu "Neden beni böyle yetiştirdiniz?" sorusuna, "Sizin yüzünüzden ben de sizin gibi oldum" suçlaması eklenir.
  2. Derin Suçluluk Hissi: Birey hem kendi çocuğuna hem de çocuğunun rolünü üstlendiği kendi çocukluğuna karşı büyük bir mahcubiyet duyar.
  3. Çaresizlik ve Ümitsizlik: Ebeveynleri gibi davranmamak için harcanan yoğun psişik enerjiye rağmen, fark yaratılamadığında ortaya çıkan tükenmişlik hissidir.

Modelleme ve Özdeşimsel Öğrenme Mekanizması

İnsanların, ebeveynlerinin kopyası olmaktan kurtulamamasının temelinde modelleme veya gözlem yoluyla öğrenme yatar. Bu öğrenme süreci, bisiklet sürmeyi öğrenmek gibi bilinçli bir çaba gerektirmez; beyindeki nöronlar aracılığıyla en erken dönemde kaydedilir.

Öğrenme TürüMekanizmaEtki Gücü
Özdeşimsel ÖğrenmeBilinçaltı temelli, "Ben annemim/babamım" kabulü.Çok Yüksek
Karşıt Özdeşimsel ÖğrenmeBilinçli düzeyde, "Onlar gibi olmayacağım" andı.Düşük

Nesiller Arası Travmayı Kırmak: Duygusal Farkındalık

Ebeveynlikte öğrenme süreci, yer çekimi yasası kadar kaçınılmazdır ve çoğu zaman insanların kaderini belirler. Ancak nesiller boyu aktarılan bu hatalı döngüyü kırmak mümkündür. Bunun yolu, bilişsel farkındalıktan ziyade duygusal farkındalığa inmektir.

Psikoterapide, ebeveynle olan özdeşimsel süreçlerin en derinlerde fark edilmesi ve ayrışmanın yaşanması hedeflenir. Birey, "Şu an çocuğuma davranırken kendim değil, annem veya babam oluyorum" diyebildiği an, özüne dönmeye başlar. Bu ayrışma, kişinin hayattan aldığı doyumu artırarak yaşamın daha doğal bir seyirde ilerlemesini sağlar.

Etiketler

Aile baskısıAile içi problemleraile travması

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Tuğçe Esra Özbey

Uzm. Psk. Tuğçe Esra Özbey

Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey, Türkiye derecesiyle girdiği Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümü 100% İngilizce programından mezuniyet için yeterliğin üzerinde 5 ders alarak
2017 yılında onur öğrencisi derecesiyle mezun olmuştur. Ardından Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Deneysel Psikoloji alanında tezli yüksek lisans eğitimi almış ve yeme bozuklukları konusundaki
yüksek lisans tez çalışmasını tamamlamıştır. Bunun ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı (Family Counseling) branşındaki ikinci yüksek lisansından yüksek onur derecesiyle
mezun olmuş ve “Kadınlarda Çelişik Duygulu Cinsiyetçiliğin Aile Planlaması, Aile içi Şiddet, Karar Alma ve Mental İyi Oluş Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi” konsundaki tez çalışması ile eğitimini
tamamlamıştır. Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci olduğu dönemde Aylin Vartanyan Dilaver’in yürütmekte olduğu Dışavurumcu Sanat ve Çatışma Dönüşümü dersi kapsamında dezavantajlı
çocuklarda dışavurumcu sanat etkinliklerinde aktif olarak görev almıştır. Oyun terapisi uygulayıcısı olarak iki farklı sertifikaya sahiptir. Bilginet Akademi platformu üzerinden Uzm. Kl. Psk. Fundem Ece’nin Oyun Terapisi eğitimine, 2022 yılında Üsküdar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi tarafından verilen Doç. Dr. Çisem Uzun’un Oyun ve Masal Terapisi Eğitimi’ne katılmış ve eğitimlerini başarıyla tamamlayarak oyun terapisi uygulayıcısı ünvanını almıştır. Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesi olarak TPD tarafından verilen Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI) eğitimi sertifikasını almıştır. Yurtiçindeki eğitimlerinin yanı sıra, yurtdışından pek çok eğitime online katılım sağlamış ve sertifikalar almaya hak kazanmıştır. John Hopkins Üniversitesi’nden Psikolojik İlkyardım, Chicago Üniversitesi’nden Günlük Hayatın Nörobiyolojisi, Wesleyan Üniversitesi’nden Şizofreni, Emory Üniversitesi’nden Bağımlı Beyin, Yale Üniversitesi’nden Ebeveynlikle İlgili Davranış Bilimi konularındaki eğitimleri sertifika almış olduğu eğitimlerden diğer bazılarıdır. 2025 Aile Yılı kapsamında Türk Kızılayı ile birlikte başlatmış olduğu “Kadınları Güçlendirme ve Aile Bilinçlendirme Eğitimi” kapsamında Fidyekızık İlkokulu sınıf annelerine yönelik bir eğitim projesinde aile psikolojisi alanındaki uzmanlığı ile gönüllü olarak eğitim vermektedir. 2018 yılından beri meslekta aktif olarak danışanlarıyla çalışmaktadır. Bireysel psikoterapide psikanalitik terapi ve davranışçı terapi ekollerini takip etmektedir. Çift terapisi ve aile danışmanlığı süreçlerinde ise sistemik aile terapisi, yapısal aile terapisi ve bilişsel davranışçı aile terapisi gibi çeşitli ekolleri bir arada danışanlarının ihtiyacına göre takip etmekte ve eklektik bir yaklaşımla seanslarını yapılandırmaktadır. Çocuklar için oyun terapisiyle, ergen yaş grubunda ise bireysel terapiyle birlikte aile danışmanlığı sürecini birlikte yürütmektedir. Psikoloji branşında bilimsel bilgileri klinik gözlemleriyle, günlük yaşamdan örneklerle ele
aldığı Acı Çeken İnsan isimli kitabı 2022 yılında Frekans Yayınları’ndan çıkmıştır ve tüm kitapçılarda bulunmaktadır. Bilimsel Psikoloji Merkezi’nin kurucu psikoloğudur. Uzman Psikolog Tuğçe Esra Özbey, evli ve bir çocuk annesidir.

 <

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.