Sınav Kaygısı Mı, Ailenin Beklentisini Taşıma Yorgunluğu Mu?

Sınav Kaygısı Ne Zaman Başka Bir Şeye İşaret Eder?
Sınav kaygısı belirli bir düzeyde oldukça doğaldır. Performansı artırabilir, motivasyon
sağlayabilir. Ancak kaygı, öğrencinin kapasitesini kullanmasını engellemeye başladığında
durup bakmak gerekir. Özellikle şu durumlar dikkat çekicidir:
- Aşırı mükemmeliyetçilik
- Başarısızlığa karşı yoğun korku
- “Yapamazsam her şey biter” düşüncesi
Bu noktada kaygı, sınavdan çok sonuçların ne anlama geldiğiyle ilgilidir.
Beklentiler Nasıl Yük Hâline Gelir?
Aileler çoğu zaman iyi niyetle beklenti oluşturur. Çocuğunun iyi bir geleceği olsun ister. Ancak
bu beklenti açıkça konuşulmadığında ya da çocuğun kapasitesiyle uyumlu olmadığında,
genç için ağır bir sorumluluğa dönüşebilir.
Genç, yalnızca kendisi için değil; ailesini hayal kırıklığına uğratmamak, onların emeğini boşa
çıkarmamak ve “hak ettiğini vermek” için sınava hazırlanıyormuş gibi hissedebilir. Bu
durumda sınav, bir ölçme aracı olmaktan çıkar; değer belirleyici hâle gelir.
Kaygı mı, Yorgunluk mu?
Bazı öğrenciler “kaygılı” değil, aslında çok yorgundur. Sürekli güçlü durmak, beklentileri
karşılamak ve hata yapmamak zorunda hissetmek ciddi bir duygusal yük yaratır. Bu
yorgunluk, zamanla kaygı belirtileri olarak kendini gösterir.
Klinik görüşmelerde sıkça duyulan cümlelerden biri şudur:
“Kendim için değil, ailem için kazanmak zorundayım.”
Bu cümle, kaygının yönünü net bir şekilde gösterir.
Terapötik Açıdan Nasıl Ele Alınır?
Terapi sürecinde burada yapılan şey, sınavı küçümsemek ya da beklentileri tamamen yok
saymak değildir. Amaç, gencin hangi yükü taşıdığını fark etmesine yardımcı olmaktır.
Kaygının kime ait olduğu, nerede başladığı ve hangi noktada gencin kendisiyle karıştığı
birlikte ele alınır.
Bu ayrım yapıldığında, kaygı genellikle daha yönetilebilir hâle gelir. Çünkü genç, ilk kez şunu
fark eder:
“Bu hislerin hepsi bana ait olmak zorunda değil.”
Aileler İçin Küçük Ama Kritik Bir Nokta
Ailenin niyeti ne kadar iyi olursa olsun, beklentiler çocuğun omzuna sessizce bırakıldığında
yük hâline gelir. Çocuğun sevildiğini ve değerli olduğunu başarısından bağımsız olarak
hissetmesi, kaygıyı azaltan en güçlü faktörlerden biridir.
Sınav kaygısı her zaman sadece sınavla ilgili değildir. Bazen bu kaygı, uzun süredir taşınan
beklentilerin ve karşılanması gereken hayallerin bir sonucudur. Bu ayrımı yapabilmek, hem
genç hem aile için rahatlatıcı bir adımdır. Çünkü sınav geçicidir, ama taşınan yükler fark
edilmezse kalıcı izler bırakabilir.

