Psikodinamik Kuramda Depresyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Psikodinamik Kurama Göre Depresyonun Tanımı
Psikodinamik kuram, depresyonu egoda meydana gelen bir yıkım veya yıkım ihtimali oluşturan, benlik değerinde meydana gelen ciddi bir zedelenme olarak tanımlar. Bu durum genellikle bir sevgi nesnesinin yitimi sonucunda ortaya çıkan bir yanıt olarak açıklanır. Ancak depresyon sadece fiziksel kayıplarla değil; sevgi nesnesi tarafından reddedilme veya hayal kırıklığına uğrama gibi duygusal kayıplara tepki olarak da gelişebilir.
Depresyonun İçsel Mekanizması ve Nesne İlişkileri
Depresyon sürecinde bastırma mekanizması, kaybedilen sevgi nesnesinin yokluğunu görmezden gelmeye çalışsa da aslında bu durum dışarıdaki nesneyle yeniden kavuşma çabasının bir yansımasıdır. Birey, sevgi nesnesine karşı birbirine zıt duygular ve yoğun bir ulaşma isteği besler. Bu çatışmalı arzular neticesinde benlik (ego), nesneye ulaşma isteğinin yoğunluğu nedeniyle kendisini cezalandırma yoluna gider.
Kişinin daha önce yitirdiği nesneye karşı beslediği acı çektirme arzusu, depresyon evresinde doğrudan benliği hedef alır. Bastırma mekanizmasıyla birlikte kişinin benliğinin bir kısmı, kaybedilen nesneye dönüşür. Bu içselleştirme süreci, bireyin kendi içine yönelttiği yıkıcı duyguların temelini oluşturur.
Ego ve Süperego Çatışması: İntihar Riski
Depresyon tablosunda süperego, ego üzerinde yoğun bir baskı kurar ve ego bu baskı karşısında direnemeyerek pasif bir konuma geçer. Bazı durumlarda bu stres düzeyi ego için tahammül edilemez bir noktaya ulaşabilir. Öz saygı ve benlik değerinin kaybı o kadar bütünsel bir hal alır ki ego, süperegonun kendisinden tamamen vazgeçtiğini varsayar. Bu vazgeçiş hissi, egonun kendini ölüme terk etmesine ve sonuç olarak intihar eyleminin gerçekleşmesine yol açabilir.
Freud’un Psikodinamik Depresyon Açıklaması
Sigmund Freud, depresyonun psikodinamik gelişim sürecini belirli bir hiyerarşi içerisinde şu şekilde açıklamıştır:
- Oral Dönem Fiksasyonu: Kişide bu döneme bağlı olarak bağımlılık, sevgiye yönelik aşırı arzu ve terk edilmeye karşı artmış bir hassasiyet gelişir.
- Zıt Duyguların Ortaya Çıkışı: Bastırılmış nesneye yönelik sevgi ve nefret gibi ambivalan (çatışmalı) duygular oluşur. Sevgi farkındalık düzeyindeyken, nefret bilinçdışıdır.
- Katı Süperego Yapısı: Bireyde oldukça güçlü ve cezalandırıcı bir süperego mevcuttur.
- Kayıp Hissi ve Bilinçdışı Nefret: Oluşan kayıp hissi, bastırılmış olan bilinçdışı nefreti tetikler.
- Duyguların Benliğe Yönelmesi: Güçlü süperego, bu negatif hislerin dışarı boşalmasını engeller; sonuç olarak nefret ve öfke doğrudan benliğe (egoya) yönelir.
- Kendinden Ödün Verme Çabası: Sevgi ve onay ihtiyacını karşılamak adına yoğun bir kendinden ödün verme süreci başlar.
- Semptomların Oluşumu: Negatif duyguların benliğe yönelmesiyle öz saygı azalır, ego zayıflar ve klinik depresyon semptomları belirginleşir.




