Doktorsitesi.com

Polikistik Over Sendromu Nedenleri ve Tedavisi

Prof. Dr. Orkun Çetin
Prof. Dr. Orkun Çetin
8 Haziran 20121172 görüntülenme
Randevu Al
  • Polikistik Over Sendromu (PKOS), hormonal dengesizlikler sonucu yumurtalıklarda kist oluşumu ve yumurtlama bozukluklarıyla karakterize, üreme çağındaki kadınları etkileyen bir hastalıktır.
  • Hastalık; adet düzensizliği, tüylenme, kilo artışı ve kısırlık gibi belirtilerle kendini gösterirken, uzun vadede diyabet, kalp hastalıkları ve rahim kanseri riskini artırabilir.
  • Tedavi sürecinde kilo kontrolü ve insülin direncinin kırılması kritik rol oynar; hastanın durumuna göre ilaç tedavisi, cerrahi müdahale veya yumurtlama uyarıcı yöntemler uygulanır.
Polikistik Over Sendromu Nedenleri ve Tedavisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Polikistik Over Sendromu (PKOS) Nedir?

Polikistik Over Sendromu (PKOS), özellikle 30 yaş altı kadınlarda sıkça rastlanan, yumurtalıklarda kalın doku içerisinde çok sayıda iyi huylu kistin oluşumuyla karakterize bir hastalıktır. Bu durum, beyindeki hipofiz bezinden salgılanan LH ve FSH hormonlarının anormal üretimi sonucunda ortaya çıkar. Hormonal dengesizliğe bağlı olarak yumurtalıklarda düzenli yumurtlama gerçekleşmez ve vücutta erkeklik hormonu salgılanması artar. Pek çok hormonal rahatsızlıkta olduğu gibi, PKOS'un kesin nedenleri henüz tam olarak bilinmemektedir.

PKOS Nasıl Oluşur ve Kısır Döngü Nedir?

Hastalığın gelişimi, kırılması zor bir kısır döngüye benzer. Süreç şu şekilde ilerler:

  • LH hormonu artışı, yumurtalıklarda erkeklik hormonu (androjen) yapımını tetikler.
  • Salgılanan androjenler, yağ dokusunda östrojene dönüşür.
  • Artan östrojen seviyesi, geri bildirimle LH üretimini tekrar artırarak döngüyü süreklileştirir.

Bu döngü, kilo kaybı veya yumurtalıkların baskılanması gibi müdahalelerle kırılabilir. Ayrıca, fazla kiloya bağlı gelişen insülin direnci, hormonal dengeyi bozarak bu süreci tetikleyen kritik bir faktördür.

Belirtiler Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Polikistik Over Sendromu genellikle ergenlik döneminde, adet kanamalarının başlamasıyla birlikte tanınır. Üreme çağındaki kadınların %3 ile %5'ini etkileyen bu hastalıkta, hastaların yaklaşık %75'inde adet düzensizliği görülür. En sık rastlanan durum seyrek adet görmedir; ancak zaman zaman amenore (hiç adet görmeme) de yaşanabilir. Gecikmiş adet sonrası görülen kanamalar genellikle uzun süreli ve şiddetlidir.

Yeni adet görmeye başlayan genç kızlarda, PKOS olmasa dahi ilk iki yıl bu tür düzensizlikler normal kabul edilebilir. Ancak doğum kontrol hapı kullanımı, PKOS tanısının konulmasını geciktirebilmektedir.

Polikistik Over Sendromu Belirtileri

PKOS, vücutta hem hormonal hem de fiziksel birçok değişikliğe neden olur. En yaygın klinik belirtiler şunlardır:

  • Adet düzensizliği ve yumurtlama bozuklukları
  • Hirsutizm (Erkek tipi tüylenme)
  • Sivilce (akne) ve yağlı cilt yapısı
  • Erkek tipi saç dökülmesi
  • Kilo artışı ve obezite (Hastaların %40'ında görülür)
  • İnfertilite (Kısırlık) problemleri

Özellikle şişmanlık, bazı hastalarda belirtileri tek başına başlatan bir unsurdur. Bu vakalarda sadece kilo kaybı sağlanarak sorunların tamamen ortadan kalkması mümkündür.

PKOS Tanısı ve PKO ile Arasındaki Fark

PKOS tanısı; klinik bulgular, laboratuvar testleri ve ultrason incelemesinin birlikte değerlendirilmesiyle konur. Tanı sürecinde şu kriterler dikkate alınır:

Tanı YöntemiAçıklama
Vajinal UltrasonografiYumurtalık kenarlarında çok sayıda küçük kist (folikül) saptanır.
Kan TestleriLH/FSH oranının 3'ün üzerinde olması ve yüksek androjen seviyeleri.
Progesteron ÖlçümüAdetin 21. gününde yumurtlama olup olmadığını kontrol etmek için yapılır.
İnsülin DirenciPankreasın fazla insülin salgılaması, yumurtlamayı engelleyerek androjen artışına yol açar.

Önemli Not: Ultrasonografide görülen Polikistik Over (PKO) görüntüsü ile Polikistik Over Sendromu (PKOS) karıştırılmamalıdır. Kadınların %20'sinde PKO görüntüsü olabilir ancak hormonal değerleri normalse bu bir hastalık (patoloji) değildir. PKOS ise bir belirtiler grubunu ve hastalığı ifade eder.

Uzun Dönemdeki Sağlık Riskleri

Tedavi edilmeyen PKOS, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir:

  1. Tip 2 Diyabet: İnsülin direnci nedeniyle, özellikle obez hastaların %25-35'inde 30'lu yaşlarda şeker hastalığı gelişebilir.
  2. Kalp ve Damar Hastalıkları: Hormonal değişiklikler tansiyon problemlerine ve kolesterol yüksekliğine neden olarak kalp hastalığı riskini artırır.
  3. Rahim Kanseri: Düzenli yumurtlama olmadığı için rahim içi dokusu (endometrium) sadece östrojene maruz kalır. Progesteron desteği eksikliği endometrium kanseri riskini yükseltir.

PKOS Tedavi Şekilleri

Adet Düzensizliği ve Kilo Kontrolü

Tedavide temel amaç yumurtlamayı yeniden sağlamaktır. Obez hastalarda %5 oranında kilo kaybı, yumurtlamanın başlaması için genellikle yeterlidir. Çocuk istemeyen 35 yaş altı hastalarda doğum kontrol hapları veya progesteron içeren ilaçlar adetleri düzene sokmak için tercih edilir.

İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi

Yumurtlama bozukluğu yaşayan kadınların %70'inde temel sorun PKOS'tur. Tedavi seçenekleri şunlardır:

  • Klomifen Sitrat: Yumurtlamayı uyarıcı ilk tedavi seçeneğidir.
  • Aşılama (İnseminasyon): Enjektabl hormonlarla yumurtalıklar uyarılır; başarı oranı %62 civarındadır.
  • Laparoskopik Diatermi (LOD): Cerrahi olarak yumurtalıklara küçük delikler açılır. 12 ay içinde kendiliğinden gebelik oranı %60-80 arasındadır.

Tüylenme (Hirsutizm) Tedavisi

Androjen fazlalığına bağlı gelişen tüylenme tedavisinde cyproterone asetat ve doğum kontrol hapları kullanılır. Kıl büyüme hızı yavaş olduğu için tedavinin sonuç vermesi 8 ile 18 ay sürebilir. Mevcut tüyler için epilasyon veya bleaching yöntemleri gerekebilir.

Son yıllarda, insülin duyarlılığını artıran ilaçların kullanımı da PKOS tedavisinde yüksek başarı oranları vaat eden yeni yaklaşımlar arasında yer almaktadır.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Orkun Çetin

Prof. Dr. Orkun Çetin

Eğitim Kocaeli Üniversitesi

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.