Oyun ve Psikolojik Gelişim: Çocuğun Duygusal Dünyasına Açılan Kapı

Gelişimsel açıdan oyun, bilişsel, sosyal ve duygusal alanların kesişiminde yer alır. Özellikle sembolik oyunlar, çocuğun yaşadığı olayları yeniden kurgulamasına ve anlamlandırmasına olanak tanır. Çocuk, oyun sırasında gerçek hayatta kontrol edemediği durumlar üzerinde sembolik bir kontrol hissi geliştirir. Bu durum, stres ve kaygının azalmasına katkı sağlar.
Duygusal gelişim açısından oyun, çocuğun karmaşık duygularını güvenli bir ortamda ifade etmesini mümkün kılar. Korku, öfke, kıskançlık ve üzüntü gibi duygular oyun senaryolarında açığa çıkabilir. Yetişkinin bu süreçte yargılamayan ve eşlik eden bir tutum sergilemesi, çocuğun duygusal farkındalığını artırır.
Oyun aynı zamanda sosyal becerilerin gelişiminde de önemli bir role sahiptir. Paylaşma, sıra bekleme, kurallara uyma ve empati kurma gibi beceriler oyun yoluyla doğal olarak öğrenilir. Akranlarla oynanan oyunlar, çocuğun sosyal sınırlarını test ettiği ve ilişki deneyimi kazandığı önemli alanlardır.
Oyun terapisi bağlamında, oyunun iyileştirici gücü profesyonel bir çerçevede kullanılır. Terapötik oyun ortamı, çocuğun kendini güvende hissettiği ve içsel çatışmalarını ifade edebildiği bir alan sunar. Bu süreçte oyun, çocuğun dili haline gelir.
Sonuç olarak oyun, çocukların psikolojik gelişiminde vazgeçilmez bir araçtır. Çocuğun dünyasını anlamak ve desteklemek isteyen her yetişkin için oyun, dikkatle izlenmesi gereken önemli bir penceredir.
Hazırlayan:
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu

