Doktorsitesi.com

Over Rezervinin Azalması İle İlgili Son Yenilikler Nelerdir?

Prof. Dr. Sedat Kadanalı
Prof. Dr. Sedat Kadanalı
7 Şubat 20121821 görüntülenme
Randevu Al
  • Over rezervi azalması doğal yaşlanma ve genetik faktörler temelinde gerçekleşirken, FMR gen mutasyonlarının AMH seviyeleriyle ilişkisi gelecekte erken teşhis için önemli bir potansiyel sunmaktadır.
  • Güncel klinik çalışmalarda farklı ovulasyon indüksiyonu protokolleri ve ilaç dozları karşılaştırılmış, ancak yöntemler arasında klinik gebelik oranları açısından anlamlı bir üstünlük saptanmamıştır.
  • Androjen ve büyüme hormonu gibi ek tedaviler oosit kalitesini artırabilse de, azalmış over rezervine sahip hastalarda klinik gebelik oranları %15 ile tüm endikasyonlar arasındaki en düşük seviyededir.
Over Rezervinin Azalması İle İlgili Son Yenilikler Nelerdir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Over Rezervi Azalması ve Güncel Yaklaşımlar

Günlük klinik pratikte sıklıkla karşılaşılan over rezervi azalmış hastalar için en iyi sonucu verecek ovulasyon indüksiyonu protokolünü uygulamak, üreme tıbbının temel amaçlarından biridir. Rasyonel bir tedavi yaklaşımı, doğrudan sebebe yönelik olmalıdır. Bu nedenle, bozulmuş veya azalmış over rezervini iyileştirerek gebelik şansını artırmak için öncelikle rezervin neden azaldığını anlamak ve bu hedefe yönelik stratejiler geliştirmek kritik öneme sahiptir.

Over Rezervi Neden Azalır?

Over rezervindeki azalma temel olarak iki ana grupta incelenmektedir: doğal yaşlanma süreci ve prematüre over yetmezliği.

Doğal Yaşlanma Süreci ve Yeni Teoriler

Doğal over yaşlanması, intrauterin hayatta yaklaşık 7 milyon seviyesine ulaşan germ hücresi havuzunun bu noktadan itibaren azalması sürecidir. Germ hücresi sayısı 1000 civarına indiğinde menopoz süreci başlar. Özellikle germ hücresi sayısının 25.000'in altına düştüğü 40'lı yaşlarda, rezervde hem kantitatif (sayısal) hem de kalitatif (kalite) bir azalma söz konusu olduğu için gebelik şansı belirgin şekilde düşmektedir.

Bu alanda son yıllarda iki önemli gelişme dikkat çekmektedir:

  • Azalma Hızı: Eskiden 35 yaşından sonra germ hücresi azalma hızının arttığına inanılırken, güncel veriler bu hızın aslında sabit olduğunu göstermektedir.
  • Prime Reproductive Dönem Teorisi: Bu teoriye göre, üreme potansiyelinin en yüksek olduğu 2. ve 3. dekadda germ hücreleri kök hücrelerden sürekli yenilenmektedir. Bu dönem dışında yenilenme olmadığı için rezervin azaldığı iddia edilmektedir.

FMR Gen Mutasyonları ve AMH İlişkisi

Over rezervi ile ilgili bir diğer önemli yenilik, FMR (Fragile X) geni mutasyonları ile rezerv arasındaki ilişkinin kurulmasıdır. CGG premutasyon ve mutasyon tekrar sayısı arttıkça, over yetmezliği riskinin de arttığı gözlemlenmiştir. Normal popülasyonda 29-30 civarında olan CGG tekrarı 45'e ulaştığında over yetmezliği süreci başlamaktadır.

İşin en dikkat çekici yanı, FMR genindeki bu artışların günümüzde gerçek over rezervini gösterdiği kabul edilen AMH (Anti-Müllerian Hormon) seviyeleri ile korelasyon göstermesidir. Yakın gelecekte, FMR gen mutasyon tekrar sayısına bakarak bir kadının ne zaman over yetmezliğine gireceği ve fertilite tedavilerinde ne kadar acele edilmesi gerektiği konusunda öngörüde bulunmak mümkün olacaktır.

Prematüre Over Yetmezliği (POF)

Kadınların yaklaşık %1'inde görülen prematüre over yetmezliğinin etiyolojisinde şu faktörler yer almaktadır:

  • Genetik Faktörler: Gonadal disgenezis, tek gen mutasyonları (BMP-15, FMR-1 ve 2), FSH ve LH reseptör mutasyonları.
  • Sendromlar: Galaktozemi, BEPS, APECED.
  • Dış Etkenler: Radyasyon ve kemoterapi uygulamaları.

Azalmış Over Rezervinde Tedavi Protokolleri

Klinik testler veya başarısız tedavi geçmişi ile over rezervi azlığı tanısı alan hastalarda hangi protokolün daha etkili olduğu konusu son 10 yıldır yoğun şekilde tartışılmaktadır. Mevcut yaklaşımlar ve etkinlikleri şu şekildedir:

Uygulama YöntemiKlinik Etki ve Sonuç
Gonadotropin Dozunu ArtırmakYapılan çalışmalarda ek bir fayda sağlamadığı görülmüştür.
Antagonist-Agonist RejimleriCochrane metaanalizlerine göre; GnRh-a flare up, mikrodoz, long ve antagonist rejimleri arasında klinik gebelik açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Androjen Eklenmesi (DHEA, Testosteron, Letrozole)Klinik gebelik oranlarını istatistiksel olarak değiştirmese de; kullanılan gonadotropin dozunu azaltmış, oosit sayısını ve embriyo kalitesini artırmıştır.
LH ve hCG EklenmesiKlinik gebelik oranları üzerinde olumlu bir etkisi saptanmamıştır.
Büyüme Hormonu (GH) EklenmesiCochrane verilerine göre "poor responder" (düşük yanıtlı) hastalarda fayda sağlasa da, bu etki daha önce başarısız denemesi olan alt gruplarda kaybolmaktadır.

Başarı Oranları ve Sonuç

Amerika'daki IVF verilerine (SART) bakıldığında, azalmış over rezervi vakalarında klinik gebelik oranı yaklaşık %15 civarındadır. Bu oran, tüm endikasyonlar arasındaki en düşük başarı oranıdır ve yıllar içinde uygulanan farklı yöntemlere rağmen büyük bir değişim göstermemiştir.

Doğal yaşlanma ve genetik faktörlerin mevcut tedavi yöntemleriyle tamamen değiştirilemediği bir gerçektir. Ancak tıp dünyası, hastalara duyulan empati ve çözüm üretme gayesiyle over rezervini tedavi etmenin ve başarı oranlarını artırmanın yollarını aramaya devam edecektir.

Prof. Dr. Sedat Kadanalı

Etiketler

Yumurtalık rezervleri neden azalırOver rezervleri azaldığında neler yapılmalıOverler üretim yapmazsaOver rezervlerinin azalmasında son yenilikler

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Sedat Kadanalı

Prof. Dr. Sedat Kadanalı

Prof. Dr. Sedat KADANALI, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1987 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İlk kez 1987 yılında uygulanan Tıpta Uzmanlık Sınavı ile Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'nda uzmanlık eğitimime başlamıştır. 1993 yılında ise eğitimini başarıyla tamamlamış ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur. Aynı yıl Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'na Yardımcı Doçent olarak atanmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.