Mükemmeliyetçilik – Yüksek Standart mı, Görünmez Bir Yük mü?

Mükemmeliyetçilik – Yüksek Standart mı, Görünmez Bir Yük mü?
Mükemmeliyetçilik Nedir?
Mükemmeliyetçilik, bireyin kendisi ve çevresi için yüksek standartlar belirlemesiyle birlikte, hata yapmaya karşı yoğun bir hassasiyet geliştirmesi olarak tanımlanır. İlk bakışta motivasyonu artıran ve başarıyı destekleyen bir özellik gibi görünse de, psikolojik açıdan ele alındığında mükemmeliyetçilik çoğu zaman bireyin ruhsal iyilik halini zorlayan bir yapı haline gelir.
Psikoloji literatüründe mükemmeliyetçilik; sadece “iyi yapma isteği” değil, “yeterince iyi olmanın asla yeterli gelmemesi” durumu olarak açıklanır. Bu nedenle mükemmeliyetçi bireyler başarıya ulaştıklarında bile kalıcı bir tatmin yaşayamazlar.
Mükemmeliyetçiliğin Kökeni
Mükemmeliyetçi eğilimlerin kökeni sıklıkla çocukluk deneyimlerine dayanır. Sevginin, ilginin ya da onayın başarıya bağlandığı aile ortamlarında büyüyen çocuklar, zamanla değerli olabilmek için kusursuz olmaları gerektiğine inanır. “En iyisi olmalısın”, “Daha iyisini yapabilirdin”, “Hata yapmamalısın” gibi mesajlar, çocuğun iç dünyasında katı kurallar haline gelir. Yetişkinlikte bu kurallar, bireyin kendi kendine yönelttiği acımasız beklentilere dönüşür. Bu noktada mükemmeliyetçilik bir kişilik özelliğinden çok, bireyin reddedilmemek ve sevilmeye devam etmek için geliştirdiği bir başa çıkma stratejisidir.
Uyumlu ve Uyumsuz Mükemmeliyetçilik
Araştırmalar mükemmeliyetçiliği iki temel başlıkta ele alır:
Uyumlu (sağlıklı) mükemmeliyetçilik, bireyin yüksek hedefler belirlerken esnek kalabilmesini ve hata yapmayı öğrenme sürecinin bir parçası olarak görmesini içerir.
Uyumsuz (sağlıksız) mükemmeliyetçilik ise hatayı kişisel bir tehdit olarak algılar. Bu durumda hata yapmak, yalnızca bir davranışın değil, bireyin kendisinin yetersiz olduğu anlamına gelir.
Uyumsuz mükemmeliyetçilik; kaygı bozuklukları, depresyon, tükenmişlik ve erteleme davranışıyla güçlü biçimde ilişkilidir. Kişi mükemmel yapamayacağını düşündüğü için ya aşırı çalışır ya da tamamen kaçınır.
İçsel Eleştirmen ve Bilişsel Çarpıtmalar
Mükemmeliyetçi bireylerin zihninde genellikle sert ve yargılayıcı bir iç ses bulunur. Bu içsel eleştirmen, bireyi motive etmekten çok sürekli eksik hissettiren bir işlev görür.
“Sadece bu mu?”, “Daha iyisi olmalıydı”, “Herkes senden daha iyi” gibi otomatik düşünceler zamanla kronik stres yaratır.
Bilişsel davranışçı terapiye göre bu düşünceler; siyah-beyaz düşünme, felaketleştirme ve aşırı genelleme gibi bilişsel çarpıtmalar içerir. Terapötik süreçte bu düşüncelerin fark edilmesi ve daha gerçekçi alternatiflerle yeniden yapılandırılması hedeflenir.
Mükemmeliyetçiliğin Duygusal Bedeli
Mükemmeliyetçilik çoğu zaman dışarıdan güçlü ve başarılı görünse de, içsel dünyada yetersizlik, suçluluk ve sürekli tetikte olma hali barındırır. Başarılar kısa süreli bir rahatlama sağlarken, tatmin kalıcı olmaz.
Kişi dinlenirken bile suçluluk hissedebilir, kendini yeterince üretken olmamakla eleştirebilir. Bu durum zamanla kişinin yaşamdan aldığı keyfi azaltır ve duygusal tükenmişliğe yol açar.
HAZIRLAYAN
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu

