Doktorsitesi.com

Meme ameliyatlarının çoğu gereksiz yere yapılıyor!

Prof. Dr. Ayşegül Özdemir
Prof. Dr. Ayşegül Özdemir
8 Mart 20131972 görüntülenme
Randevu Al
Meme ameliyatlarının çoğu gereksiz yere yapılıyor!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Meme Taramalarında Biyopsi Kararı ve Hasta Hakları

Meme sağlığı takibinde karşılaşılan şüpheli bulgular, hastalar ve aileleri için oldukça endişe verici bir süreci başlatır. Özellikle biyopsi kararı, olası sonuçları nedeniyle psikolojik olarak yıpratıcı bir hadisedir. Birçok hasta, farklı hekimlerden birbirleriyle çelişen görüşler aldığında güven kaybı yaşayabilmektedir. Ancak tıp dünyasında görüş ayrılıklarının olması doğal bir durumdur; burada önemli olan, hastanın en az müdahale ile en doğru tanıya ulaşmasıdır.

Taramaların Yan Etkileri ve Gereksiz Biyopsi Riski

Meme kanseri taramalarının hayat kurtarıcı etkisinin yanında, gereksiz biyopsiler gibi yan etkileri de bulunmaktadır. Taramaya giren hemen her kadında çeşitli lezyonlara rastlanabilir fakat bu oluşumların çok azı kanser niteliği taşır. İstatistiksel verilere göre, tarama yapılan her 1000 kadından ortalama sadece 6 tanesinde kanser tespit edilmektedir.

Bu süreçte radyoloğun temel görevleri şunlardır:

  • Bulunan lezyonların niteliği hakkında hastayı doğrudan bilgilendirmek.
  • Hazırlanan raporun hem hasta hem de diğer hekimler tarafından doğru anlaşılmasını sağlamak.
  • Hasta ile sağlıklı bir iletişim kurarak gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçmek.

Cerrahi Biyopsi Yerine Radyolojik Biyopsi Neden Önemli?

Günümüzde cerrahi meme biyopsisi yapılan her 10 kadından sadece 1'inde kanser bulgusuna rastlanmaktadır. Bu veri, hastaların %90'ına aslında gereksiz yere cerrahi müdahale yapıldığını göstermektedir. Gereksiz biyopsilerin temel nedeni, radyolojik takip ve iğne biyopsisi gibi koruyucu seçeneklerin göz ardı edilerek cerrahinin tek seçenek gibi sunulmasıdır.

YöntemAmaçÖnerilen Durum
Radyolojik (İğne) BiyopsiTanı Koymakİlk aşamada tüm şüpheli kitleler için
Cerrahi MüdahaleTedavi EtmekBiyopsi sonucu kanser kesinleştiğinde

Önemli Not: Cerrahın görevi tanı koymak değil, radyolojik biyopsi sonucunda kanser tespit edilirse tedavi sürecini yönetmektir.

Tanı ve Tedavide Tarihsel Dönüşüm: Rose Kushner ve Kadın Hakları

1970'li yıllara kadar özellikle ABD'de tanı ve tedavi aynı ameliyat seansında gerçekleştiriliyordu. Bu yöntemde cerrah, ameliyat sırasında frozen-section (hızlı patolojik değerlendirme) yaptırıyor ve sonuç kanser çıkarsa hastanın rızasını önceden alarak memeyi tamamen alıyordu. Bu durum, hastalar üzerinde ciddi travmalara yol açmaktaydı.

Gazeteci Rose Kushner'in 1974'te başlattığı aktivist hareket, 1979'da Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü'nün şu kararı almasını sağladı: "Tanı ve tedavi amaçlı cerrahi girişimler ayrı seanslarda yapılacaktır." Bu devrim niteliğindeki karar, kadınlara kendi bedenleri hakkında karar verme ve farklı doktorlardan görüş alma özgürlüğü tanımıştır.

Uzman Görüşü: Prof. Melvin J. Silverstein ile Röportaj

ABD'nin saygın meme cerrahlarından Prof. Melvin J. Silverstein, meme biyopsisi süreçleri hakkında kritik uyarılarda bulunmaktadır:

  • İğne Biyopsisi Güvenilirdir: Meme biyopsilerinin %90'ından fazlası radyolojik yöntemlerle ve iğne kullanılarak yapılabilir. Bu yöntem cerrahi kadar güvenilirdir.
  • Cerrahinin Olumsuz Etkileri: Tanı için doğrudan cerrahiye başvurulduğunda, meme yanlış kesilebilir veya kanserli doku tamamen temizlenemeyebilir. Bu da asıl tedavi sürecini zorlaştırır.
  • Hasta Bilinci: Kadınlar, tıpkı geçmişteki "bekçi lenf düğümü biyopsisi" örneğinde olduğu gibi, daha az invaziv yöntemleri talep ederek tıp dünyasındaki uygulamaların kendi yararlarına değişmesini sağlamalıdır.

Sonuç olarak; memede bir anormallik saptandığında, cerrahi bir operasyondan önce mutlaka radyolojik biyopsi seçenekleri değerlendirilmeli ve tanı kesinleşmeden cerrahi tedaviye başlanmamalıdır.

Etiketler

Meme kanseri tedavisiCerrahi meme biyopsileri gereğinden aşırı sık yapılıyor!

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Ayşegül Özdemir

Prof. Dr. Ayşegül Özdemir

Prof. Dr. Ayşegül ÖZDEMİR, lisans öncesi öğreniminin ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda almış ve Radyoloji Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.