Doktorsitesi.com

Kronik migren olabilirsiniz: tanı’nmamış olmayın

Prof. Dr. Mustafa Ertaş
Prof. Dr. Mustafa Ertaş
30 Mart 2015848 görüntülenme
Randevu Al
Kronik migren olabilirsiniz: tanı’nmamış olmayın
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Migren Teşhisinde Doğru Tanı Oranı Neden Azalıyor?

Günümüzde migren, bireylerin gündelik yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar, migren teşhis ve tedavisinde önemli aksaklıklar yaşandığını ortaya koymaktadır. Türkiye verilerine göre, 2008 yılında kesin migren tanısı alan hastaların %51.2'sine doğru teşhis konulmuşken, 2013 yılında bu oran %26.4'e gerilemiştir. Bu veriler, migren tanısını doğru koyma başarısının zaman içinde yarı yarıya azaldığını göstermektedir.

Migren Teşhisini Kolaylaştıran 3 Temel Soru

Hekimlerin migreni doğru teşhis edebilmesi için hastalarına yöneltebileceği 3 basit soru, tanı sürecini büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. Bu sorular şunlardır:

  1. Son 3 ayda en az iki kez rahatsız edici baş ağrısı geçirdiniz mi?
  2. Baş ağrısına mide bulantısı eşlik etti mi?
  3. Baş ağrısı sırasında ışıktan rahatsız oldunuz mu?

Bu sorulardan en az ikisine veya tamamına "evet" cevabı verilmesi, kişinin %90'ın üzerinde bir olasılıkla migren hastası olduğunu göstermektedir. Bu aşamadan sonra uzman bir hekim tarafından tanının doğrulanması ve uygun tedavi planının oluşturulması gerekmektedir.

Yaşamı Engelleyici Bir Hastalık Olarak Kronik Migren

Migren, genellikle başın tek tarafında yoğunlaşan, şiddetli ve zonklayan bir ağrı tipidir. Bu ağrılara çoğunlukla ses ve ışık hassasiyeti ile mide bulantısı eşlik eder. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), kronik migreni "engelleyicilik" bakımından körlükten hemen önce, bunama ve felç gibi durumlarla aynı kategoride değerlendirmektedir.

Kadınlarda Migren Görülme Sıklığı ve Tetikleyiciler

Migren ağrılarının ortaya çıkmasında kadınlık hormonu en belirleyici faktörlerden biridir. Bu biyolojik durum nedeniyle migren, kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla görülmektedir. Şiddetli ağrıları önlemek ve yaşam kalitesini korumak için düzenli uyku, stresten uzak durmak ve bilinçsiz ağrı kesici kullanımından kaçınmak kritik öneme sahiptir.

Ağrı Kesici Kullanımı Migreni Kronikleştiriyor mu?

Kronik migren vakalarının yaklaşık %80'i, aşırı ve yanlış ilaç kullanımı nedeniyle gelişmektedir. Ayda 10 gün veya daha fazla ağrı kesici kullanmak, hastalığın kronikleşmesine yol açan en temel nedendir. Migreni kronikleştiren diğer faktörler şunlardır:

  • Doğum kontrol hapı ve konsantrasyon artırıcı ilaçların kullanımı.
  • Uykusuzluk ve erken uyanma gibi düzensiz yaşam koşulları.
  • Çok aydınlık ortamlarda çalışmak ve sürekli strese maruz kalmak.
  • Genetik yatkınlık (Annede migren olması, çocukta görülme riskini artırır).

Kronik Migren Tedavisinde Botulinum Toksin A Uygulaması

Kronik migren tedavisinde ilaçlı ve ilaçsız çeşitli seçenekler mevcuttur. İlaç tedavilerinde yan etki riski ve kişiden kişiye değişen etkinlik oranları nedeniyle, son yıllarda Botulinum Toksin Tip A uygulaması öne çıkmaktadır. Bu tedavi yöntemi hakkında bilinmesi gerekenler şunlardır:

Uygulama AlanıUygulama SıklığıBaşarı Faktörü
Alın, kaş arası, kafa yanları, ense, boyun ve sırt kasları3 ayda bir (En az 4 seans)İlaç tedavisi ile kombine edildiğinde artar

Botulinum Toksin uygulaması, hem mevcut ilaç tedavisi alan hastalara hem de henüz tedaviye başlamamış kişilere güvenle uygulanabilmektedir. Tedavinin etkinliği genellikle 3 ay sürmekte ve düzenli periyotlarla tekrarlanması önerilmektedir.

Etiketler

Migren tanısı nasıl konurAnnede migren varsa çocuk migrenli doğabiliyorAğrı kesiciler migreni kronikleştiriyorMigren körlük kadar engelleyici bir hastalıkKronik migren neden olurKronik migren nasıl anlaşılırMigren ve tedavisi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mustafa Ertaş

Prof. Dr. Mustafa Ertaş

Prof.Dr. Mustafa ERTAŞ 1960 yılında İstanbul'da doğmuştur. Lisans öncesi eğitimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1982 yılında başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Beyin ve Sinir Cerrahi Anabilim Dalı'nda ihtisasını yapmış ve 1989 yılında Nöroloji Uzmanı olmuştur. 1993 yılında Doçent ünvanı, 1999 yılında ise Profesör ünvanını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.