Doktorsitesi.com

KREŞE İLK KEZ BAŞLAYAN ÇOCUKLAR İÇİN GÜVENİLİR BİR AYRILMA YÖNTEMİ: BERLİN MODELİ (BERLINER MODELL)

Uzm. Psk. Büke Tuncel
Uzm. Psk. Büke Tuncel
1 Eylül 2016724 görüntülenme
Randevu Al
  • Kreşe başlama sürecinde ebeveynlerin kaygısız bir tutum sergilemesi ve çocukla dürüst bir iletişim kurarak kademeli ayrılık denemeleri yapması kritik önem taşır.
  • Berlin Modeli, çocukların okula güvenli bağlanma yoluyla alışmasını sağlayan, ebeveyn katılımının kademeli olarak azaldığı yaklaşık 10 günlük yapılandırılmış bir süreç sunar.
  • Alışma sürecinin başarısı, çocuğun öğretmeniyle kurduğu güven ilişkisine ve ebeveynin okul sonrası sergilediği pozitif tutuma bağlıdır.
KREŞE İLK KEZ BAŞLAYAN ÇOCUKLAR İÇİN GÜVENİLİR BİR AYRILMA YÖNTEMİ:  BERLİN MODELİ (BERLINER MODELL)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kreşe Başlama Kararı ve Hazırlık Süreci

Bugüne kadar ev ortamında ebeveynleri veya bakıcısı ile büyüyen çocukların okul hayatına adım atması, aileler için kritik bir dönüm noktasıdır. Ebeveynlerin bu kararı almasında; işe dönüş, çalışma saatlerinin artması, bakıcı değişiklikleri veya evdeki imkanların çocuğun gelişimsel ihtiyaçları için yetersiz kalması gibi faktörler rol oynar. Kreşe başlama yaşı, çocuğun bireysel özelliklerine ve ailenin hazır oluş düzeyine göre değişkenlik gösterebilir.

Süreci kolaylaştırmak adına, okula başlamadan önce çocukla anlayabileceği bir dilde konuşmak büyük önem taşır. Çocuğa okulda arkadaşları ve öğretmenleri olacağı, oyunlar oynayacağı kısa ve net cümlelerle anlatılmalıdır. Bu açıklamalar sırasında ebeveynin kaygısız ve rahat bir tutum sergilemesi, çocuğun okula karşı güven duymasını sağlayan en temel unsurdur.

Evde oynanan küçük oyunlar, ayrılık sürecine hazırlık aşamasında destekleyici olabilir. Oyun sırasında çocuğa haber vererek, önce kısa süreli sonra kademeli olarak uzayan ayrılık denemeleri yapılabilir. Bu süreçte dürüstlük ilkesine sadık kalmak, çocuktan habersiz ayrılmamak ve onun tolere edebileceği süreleri gözetmek kritik bir stratejidir.

Güvenli Bir Başlangıç: Berlin Modeli Nedir?

Berlin Modeli, çocukların okula alışma sürecinde geleneksel ve travmatik olabilecek yöntemlerden farklı olarak, güvenli bir ayrılma süreci sunar. Bazı kreşlerde uygulanan, ağlayan çocuğun ebeveyn kucağından zorla alınması yöntemi, çocuğun okul algısını gelecekte olumsuz etkileyebilir. Berlin Modeli ise ortalama 10 günlük bir süreyi kapsayan ve üç ana evreden oluşan yapılandırılmış bir yaklaşım önerir.

Bu modelde, alıştırma sürecindeki çocuktan tek bir kişi sorumludur ve bu kişi genellikle çocuğun öğretmenidir. Öğretmen, çocukla bağ kurarken gelişimini yakından takip eder ve ebeveynlerle sürekli bilgi paylaşımında bulunur. Modelin temel amacı, çocuğun yeni ortamına güvenli bir bağlanma figürü eşliğinde uyum sağlamasıdır.

1. Temel Evre: Üç Günlük Başlangıç

İlk üç gün boyunca ebeveyn (veya güvenli bağlanma figürü), çocukla birlikte her gün aynı saatte okula gider. İlk gün ortalama 1 saat olan kalış süresi, ikinci gün 2 saat, üçüncü gün ise 3 saat olacak şekilde kademeli olarak artırılır. Bu evrede öğretmen, çocuğu zorlamadan oyunlara dahil olmaya çalışarak bağ kurmayı hedefler.

Temel evrede ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır:

  • Süreç boyunca müdahaleci olmamak ve diğer çocukların oyunlarına katılmamak.
  • Pasif bir konumda kalarak çocuğun çevreyi keşfetmesine ve öğretmenle bağ kurmasına fırsat tanımak.
  • Çocuğu kendinden uzaklaştırmaya çalışmamak, ancak ihtiyaç duyduğunda destek vermek.

Bu aşamada temel amaç, çocuğun terk edilme korkusu yaşamadan çevreyi keşfetmesini sağlamaktır. İlk üç gün kesinlikle ayrılık denemesi yapılmaz; dördüncü gün deneme için uygundur (ancak dördüncü gün pazartesiye denk gelirse deneme beşinci güne ertelenir).

2. Ayrılma ve Dengeleme Evresi

Ayrılma Evresi: Okula geldikten kısa bir süre sonra ebeveyn, çocuğuna uygun bir şekilde veda ederek odadan ayrılır. Ebeveyn okulun içinde, çocuğun görmediği bir noktada bekler ve en fazla 30 dakika sonra geri döner. Bu süreçte öğretmenin rolü, çocuğun duygusunu kabul etmek, onu rahatlatmak ve dikkatini oyuna yönlendirmektir.

Durumİzlenecek Yol
Çocuk sakinleşebiliyor ve oyuna katılıyorsaAyrılık denemesi başarılıdır, dengeleme evresine geçilir.
Çocuk durmaksızın ağlıyor ve sakinleşmiyorsaEbeveyn hemen geri çağrılır, ikinci deneme 8. güne ertelenir.
Çocuk ayrılığı fark etmemişseÖğretmen mutlaka durumu çocuğa açıklamalıdır; gizlice kaçılmamalıdır.

Dengeleme Evresi: İlk ayrılık denemesi başarılı olduysa, beşinci günden itibaren ayrı kalma süreleri artırılır. Ancak bu sürenin başlangıçta yarım günü geçmemesi önerilir. Bu evrede öğretmen, çocuğun yemek ve oyun gibi tüm ihtiyaçlarını karşılayarak aradaki bağı derinleştirir. Süreç, çocuğun gelişimine göre 10 ile 20 gün arasında sürebilir.

3. Final Evresi ve Okul Sonrası İletişim

Final evresinde çocuk, öğretmeniyle güven ilişkisini tamamen kurmuş durumdadır. Herhangi bir huzursuzluk anında öğretmeni tarafından kolayca sakinleştirilebilir. Ebeveyn artık okulda beklemez ancak ihtiyaç durumunda ulaşılabilecek bir mesafede bulunur.

Okul çıkışında ebeveynin sergileyeceği tutum, sürecin kalıcılığı açısından değerlidir. Okul hakkında pozitif ve rahat bir tonda konuşmak, çocuğun keyif aldığı aktiviteleri anlatmasına zemin hazırlamak okul algısını güçlendirir. Unutulmamalıdır ki; her çocuğun okula alışma hızı ve süreci, kendi bireysel gelişim özelliklerine göre farklılık gösterecektir.

Uzman Psikolog Büke YANGIN

Etiketler

Çocuk gelişimiOkul öncesiAnaokuluna alışmaKreşe alışmaOkul öncesi korkusuÇocukları kreşe hazırlamaAnaokulu ve kreş dönemi

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Büke Tuncel

Uzm. Psk. Büke Tuncel

Uzm. Psk. Büke Tuncel, 2006 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun olarak Psikolog unvanı almıştır. Mezuniyetinin ardından yaklaşık 3 yıl kadar özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde, zihinsel engelli bireyler ve onların aileleriyle çalışmalar yapmıştır. Aynı zamanda eğitim koordinatörü olarak da hizmet vermiştir. Daha sonra sorumlu müdür olarak anaokulunda çalışmaya başlamış ve çocukların gelişimlerinin takip edilmesi, çocuklar ve aileleriyle bireysel görüşmelerin yapılması ve öğretmen eğitimlerinin verilmesi gibi pek çok konuda uygulamalar yapmıştır.

Klinik deneyimini arttırmak amacıyla İstanbul Ticaret Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü'nde lisansüstü derecesini alan Uzm. Psk. Büke Tuncel, bu süreçte, Avrupa Birliği projesi kapsamında, İBB Kadın ve Aile Sağlığı Merkezi’nde çocuk ve ergenlerle bireysel ve grup psikoterapileri yapmış, bu kapsamda çocuklarda atılganlık, sosyal kaygıya yönelik grup çalışmaları düzenlemiştir. 2011 yılında ise Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde Uzman psikolog olarak görev yapmaya başlamıştır. Uzm. Psk. Büke Tuncel, bu hastanede Çocuk ve Ergen Psikiyatri Polikliniği'nde çalışmış olup pek çok farklı sorun ve çok sayıda danışan görerek klinik tecrübesini arttırma fırsatı bulmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.