Doktorsitesi.com

Kıkırdak Problemleri

Prof. Dr. Tahir Öğüt
Prof. Dr. Tahir Öğüt
15 Kasım 2016366 görüntülenme
Randevu Al
  • Ayak bileği kıkırdak lezyonlarının tedavisinde 1.5 cm kritik bir eşik olarak kabul edilmekte, bu boyutun altındaki hasarlar genellikle kapalı artroskopi yöntemiyle tedavi edilmektedir.
  • Artroskopik cerrahi, hastanede kısa süreli yatış ve hızlı iyileşme imkanı sunarken; 1.5 cm'den büyük lezyonlarda açık cerrahi ve kemik grefti uygulamaları tercih edilmektedir.
  • Tedavi planlaması hastanın yaşına, lezyonun boyutuna ve hasarın oluşum biçimine göre belirlenerek kök hücre desteği veya vida ile sabitleme gibi farklı yöntemler kullanılabilmektedir.
Kıkırdak Problemleri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ayak Bileği Kıkırdak Lezyonları ve Tedavi Yaklaşımları

Ayak bileği ekleminde görülen kireçlenmeler, diğer eklemlere oranla daha az sıklıkla karşımıza çıksa da lokal kıkırdak lezyonları oldukça yaygın bir problemdir. Eklem kireçlenmesi kıkırdağın genelinde bir deformasyonu ifade ederken, lokal lezyonlar genellikle 1 cm civarındaki sınırlı bir alanda meydana gelen hasarları temsil eder. Bu durum çoğunlukla kıkırdağın altındaki kemik dokusunda nekroz (kemik ölümü) ile birlikte seyretmektedir.

Ayak Bileği Artroskopisi (Kapalı Ameliyat)

Günümüzde lokal kıkırdak problemlerinin tedavisinde öncelikli olarak artroskopi yöntemi tercih edilmektedir. Halk arasında kansız ameliyat olarak da bilinen bu işlem, iki küçük delikten girilerek uygun teknolojik cihazlarla lezyonun görüntülenmesi ve tedavi edilmesi esasına dayanır.

Artroskopik cerrahinin avantajları şunlardır:

  • Genellikle sadece bir gece hastanede yatış gerektirir.
  • Ameliyat sonrası alçı uygulamasına ihtiyaç duyulmaz.
  • Hastanın normal yaşantısına hızlı bir şekilde dönmesine olanak tanır.

Klinik Vaka Örnekleri ve Başarı Oranları

Kıkırdak lezyonlarının tedavisinde vaka bazlı yaklaşımlar büyük önem taşır. Örneğin, kıkırdakta lokal lezyonu bulunan ve aynı zamanda tarsal tünel sendromu (sinir sıkışması) şikayeti olan 45 yaşındaki bir kadın hastada, açık cerrahi yerine arka bölgeden artroskopi tercih edilmiştir. Bu operasyonda hem sinir gevşetilmiş hem de kıkırdak lezyonu tıraşlanmıştır. İki yıllık takip sonucunda hastanın tüm şikayetlerinin ortadan kalktığı gözlemlenmiştir.

Büyük kistlerle karşılaşılan durumlarda da artroskopik yöntemler kullanılabilmektedir. Bu vakalarda kistin içi artroskopik olarak kazınmakta ve greft adı verilen kemik dokuları yine kapalı yöntemle bölgeye yerleştirilmektedir.

Açık Cerrahi Ne Zaman Gereklidir?

Özellikle 40-60 yaş aralığındaki hastalarda, kıkırdak lezyonunun boyutu 1.5 cm’i geçtiğinde artroskopik yöntemler yetersiz kalabilmektedir. Eğer eklemde yaygın bir kireçlenme yoksa ancak lezyon büyükse açık cerrahi yöntemi tercih edilir.

Açık cerrahi operasyon süreci şu adımları izler:

  1. Lezyonlu bölgeye açık ameliyatla ulaşılır.
  2. Mevcut lezyon iyice kazınarak ölü kemik dokusu boşaltılır.
  3. Boşaltılan alan, genellikle hastanın kendi kalçasından alınan canlı kemik ile doldurulur.
  4. Kıkırdak yüzeyi özel bir madde ile kaplanır.
  5. Bu madde, kalçadan alınan ve kök hücreden zengin olan kemik iliği aspirasyonu ile birleştirilerek doku kalitesi artırılır.

Yaş ve Lezyon Tipine Göre Tedavi Seçimi

Hastanın yaşı ve hasarın oluşum biçimi tedavi yöntemini doğrudan etkiler. Eğer hasta 18 yaşından küçükse ve kıkırdak parçası travmatik bir sebeple kopmuşsa, parça çıkarılmak yerine doğrudan vida ile tespit edilerek korunmaya çalışılır.

Lezyon Boyutu / DurumÖnerilen Tedavi Yöntemi
1.5 cm'den küçük lezyonlarArtroskopik (Kapalı) Cerrahi
1.5 cm'den büyük lezyonlarAçık Cerrahi ve Kemik Grefti
Büyük KistlerArtroskopik Kazıma ve Greftleme
Genç yaşta travmatik kopmalarVida ile Sabitleme (Tespit)

Özetle, ayak bileği kıkırdak hasarlarında tedavi planı lezyonun boyutuna göre şekillenir. 1.5 cm kritik eşik olarak kabul edilmekte; bu ölçünün altındaki vakalar artroskopi ile, üzerindeki vakalar ise açık cerrahi ve kök hücre destekli yöntemlerle tedavi edilmektedir.

Etiketler

Kıkırdak problemleriKıkırdak problemleri nedenleriKıkırdak problemleri oluşumuKıkırdak problemleri tedavisiKıkırdak problemlerinin çözümü

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Tahir Öğüt

Prof. Dr. Tahir Öğüt

Prof. Dr. Tahir ÖĞÜT, 1967 yılında Ankara'da doğmuştur. İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1991 yılında derece ile tamamlamıştır. İhtisasını ise İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde yapmış ve 1997 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı olmuştur. 1999 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda Başasistanlık yapan Dr. ÖĞÜT, 1999 yılında Marmara Bölgesinde meydana gelen depremde bu görevini ilk 3 ay kadrosuz ve gönüllü olarak yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.