Doktorsitesi.com

Kaygılı Bağlanma Tarzı ve Terk Edilme Korkusu Arasındaki İlişki

Klinik Psikolog Damla Kankaya
Klinik Psikolog Damla Kankaya
11 Haziran 2025288 görüntülenme
Randevu Al
İnsan ilişkileri, bireyin çocukluk döneminde oluşturduğu bağlanma örüntülerinden bağımsız değildir. Bağlanma kuramına göre, bireyin çocukken bakıcısıyla kurduğu ilişki, romantik ilişkiler de dahil olmak üzere, yaşam boyu kurulan ilişkilerin çoğunda tekrarlanır (Bowlby, 1969). Dolayısıyla kaygılı bağlanma stili, bireyin duygusal yakınlık için duyduğu güçlü arzu ve reddedilme korkusunu ifade eder. Bu kişiler ilişkilerinde reddedilme, değersiz görülme veya terk edilme korkusu yaşarlar. Bu korkular uzun vadede kişinin ilişki kalitesini, özsaygısını ve dayanıklılığını mahvedebilir.
Kaygılı Bağlanma Tarzı ve Terk Edilme Korkusu Arasındaki İlişki
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kaygılı Bağlanma Stili ve Terk Edilme Korkusu Arasındaki İlişki

İnsan ilişkileri, bireyin çocukluk döneminde oluşturduğu bağlanma örüntülerinden bağımsız değildir. Bağlanma kuramına göre, bireyin çocukken bakıcısıyla kurduğu ilişki, romantik ilişkiler de dahil olmak üzere yaşam boyu kurulan tüm bağlarda kendini tekrar eder. Bu bağlamda kaygılı bağlanma stili, bireyin duygusal yakınlık için duyduğu güçlü arzu ile buna eşlik eden yoğun reddedilme korkusunu ifade eder.

Kaygılı bağlanma örüntüsüne sahip kişiler, ilişkilerinde sürekli olarak reddedilme, değersiz görülme veya terk edilme endişesi yaşarlar. Bu kronik korkular, uzun vadede kişinin ilişki kalitesini, özsaygısını ve psikolojik dayanıklılığını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu makalede, terk edilme korkusunun psikolojik kökenleri; bağlanma kuramı, içsel çalışma modelleri ve duygu düzenleme becerileri çerçevesinde ele alınacaktır.

Bağlanma Kuramı ve Kaygılı Bağlanmanın Tanımı

John Bowlby tarafından geliştirilen bağlanma kuramı, çocukların bakım verenleriyle kurdukları etkileşimlere göre güvenli ya da güvensiz bağlanma stilleri geliştirdiklerini savunur. Mary Ainsworth’un (1978) gerçekleştirdiği "garip durum testi" deneyinde, kaygılı bağlanma "güvensiz bağlanma" kategorisi altında sınıflandırılmıştır.

Kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerde şu temel özellikler gözlemlenir:

  • Partnerinin sevgisi konusunda sürekli bir merak ve şüphe içinde olma.
  • Reddedilme veya terk edilme sinyallerine karşı aşırı duyarlılık.
  • Partnerin davranışlarını aşırı yorumlama ve yanlış algılamaya yatkınlık.
  • Bağlandıkları nesneden veya kişiden ayrıldıklarında aşırı duygusal tepkiler verme.

Terk Edilme Korkusunun Gelişimsel Temelleri

Terk edilme korkusu, genellikle tutarsız ebeveynlik, ilgisizlik veya duygusal ihmal sonucunda çocukluk döneminde şekillenir. Özellikle aşağıdaki durumlar bu korkunun tetiklenmesinde kritik rol oynar:

  1. Tutarsız Ebeveyn Tutumları: Ebeveynlerin bazen çok ilgili bazen de aşırı soğuk davranması, çocuğun ne zaman ilgi göreceğini kestirememesine neden olur.
  2. Travmatik Kayıplar: Boşanma, ölüm veya ani ayrılıklar gibi travmatik olaylar.
  3. Duygusal Yoksunluk: Ebeveynin fiziksel olarak var olmasına rağmen, çocuğun duygusal ihtiyaçlarına yanıt vermemesi.

Bu tür etkileşimler sonucunda çocuk, "İhtiyaçlarım karşılanmazsa terk edilirim" inancını geliştirir. Bu inanç, yetişkinlik döneminde partnerle kurulan ilişkilere yansıyarak içselleşir.

İçsel Çalışma Modelleri ve Bilişsel Şemalar

Bağlanma kuramı, bireyin kendisi ve başkaları hakkında oluşturduğu bilişsel şemaları "içsel çalışma modelleri" olarak tanımlar. Kaygılı bağlanma örüntüsüne sahip bireylerin içsel modelleri genellikle şu inançları barındırır:

  • "Ben sevgiye layığım."
  • "Başkalarına güvenilemez."
  • "Beni terk edecekler."

Bu bireyler güçlü duygularla karşılaştıklarında sakinleşmekte, net düşünmekte ve duygu düzenleme süreçlerini yönetmekte zorluk çekebilirler. Bu durum, mevcut terk edilme korkularının daha da pekişmesine yol açar.

İlişkilerde Davranışsal Gözlemler ve Paradoksal Sonuçlar

Terk edilme korkusu ve kaygılı bağlanma, romantik ilişkilerde belirli davranış kalıplarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu davranışlar genellikle şunları içerir:

  • Partneri Sınama: Sürekli olarak "Beni seviyor musun?" veya "Beni terk edecek misin?" gibi sorularla onay arayışı.
  • Aşırı Tutunma: Kendi zararına olacak şekilde partnerine bağımlı hale gelme.
  • Kontrol ve Kıskançlık: Partnerin ilgisini kaybetme korkusuyla sergilenen kontrolcü tutumlar.
  • Aşırı Tepkisellik: Partnerin ilgisinin azaldığı hissedildiğinde ağlama, tehdit veya sessizlik gibi tepkiler verme.

Bu eylemler, ironik bir şekilde ilişkiyi tüketerek bireyin en çok korktuğu şey olan "terk edilme" durumunu kendi elleriyle yaratmasına (kendini gerçekleştiren kehanet) neden olabilir.

Sonuç ve İyileşme Önerileri

Kaygılı bağlanma stili ve terk edilme korkusu, bireyin psikolojik geçmişi ve gelişimsel süreciyle doğrudan bağlantılıdır. Sağlıklı ilişkiler inşa edebilmek için bu korkunun tanınması ve üzerinde çalışılması hayati önem taşır.

YöntemAçıklama
Psikoterapiİçsel modellerin sorgulanması ve duyguların sağlıklı yönetimi için profesyonel destek.
Bilişsel Yeniden YapılandırmaOlumsuz inanç ve şemaların daha gerçekçi düşüncelerle değiştirilmesi.
Öz-ŞefkatBireyin kendisine karşı daha anlayışlı ve destekleyici bir tutum geliştirmesi.
Açık İletişimPartnerle güven inşa edici diyaloglar kurma ve sınırları belirleme.

Bu yöntemler, ilişkilerdeki terk edilme korkusunun yıkıcı etkilerini azaltmaya ve daha güvenli bağlanma örüntüleri geliştirmeye yardımcı olur.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss: Vol. 1. Attachment. New York: Basic Books.
  • Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of Attachment: A Psychological Study of the Strange Situation. Hillsdale, NJ: Lawrence Erlbaum.

Hazırlayan: BERKE DENİZ

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Damla Kankaya

Klinik Psikolog Damla Kankaya

Uzm. Psk. Damla KANKAYA, Almanya doğmuştur . PsikoTerap-İST Eğitim ve Danışmanlık Merkezi`nin İstanbul ve Antalya şubelerinin kurucusudur.
Lisans öncesi eğitimini (ilk, orta ve lise) Nürnberg'de tamamlamıştır. Ardından başlamış olduğu Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümünden "Onur Öğrencisi" olarak mezun olmuş ve Psk. unvanı almıştır. Üniversite eğitimi süresince birçok ulusal kongre ve üniversite seminerlerine katılım göstermiştir. Birçok sosyal sorumluluk projesinde ve Beykent Üniversitesi Psikoloji Kulübünde asil üye olarak aktif görev yapmıştır. Ve Lisans eğitimi sırasında, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Sana Klinik Hastanesi (Almanya) stajyer psikolog olarak birçok kurum ve hastanede staj yapmış ve kendini geliştirmeyi hedeflemiştir.
Mezuniyetini takiben aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimine başlamış ve "Klinik Psikolog" olarak yüksek lisans derecesini tamamlamış ve "Evli bireylerde Cinsel Doyum Ve Aldatma Eğiliminin İlişkisi" adlı tez çalışmasını yayınlamıştır. Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora Programının Tez aşamasındadır.
2014 yılında Özel Olimpos Hastanesi- Antalya'da Psikolog olarak görev yapmıştır. Kurumsal Şirketlere yönelik Endüstriyel Psikoloji alanında danışmanlık vermektedir. Birçok Yurtiçi ve Yurtdışı Eğitimlerde Sunum ve Kongrelere Konuşmacı ve katılımcı olarak çalışmalarına devam etmektedirPsikoTerap-İST Eğitim ve Danışmanlık Danışmanlık Merkezi’nde yetişkinlere yönelik; Bireysel, Cinsel, Aile ve Çift Terapileri alanlarında hizmet sunmaktadır. İyi derecede Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmektedir. Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesidir.
Ayrıca lisans eğitimi esnasında, Goodenough Harris Bir İnsan Çiz Testi, Bender Gestalt Görsel Motor Algılama Testi, Luisa Duss Psikanalitik Öykü Tamamlama Testi, Peabody Resim- Kelime Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, Kent E.G.Y Testi, Catel 2A Zeka Testi, Cinsel Terapi Eğitimi, MMPI, WISC-R, BDT Eğitimi (Prof. Dr. Hakan TÜRKÇAPAR) , Temel Hipnoz ve İleri Hipnoz Eğitimi (Dr.Mehmet KARAV),Rorschach Eğitimi (Prof. Dr. Kadir ÖZER) ve Aile ve Çift Terapisi Eğitimlerini tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.