Doktorsitesi.com

Kaygılı Bağlanma Tarzı ve Terk Edilme Korkusu Arasındaki İlişki

Uzm. Kl. Psk. Damla Kankaya
Uzm. Kl. Psk. Damla Kankaya
11 Haziran 202532 görüntülenme
Randevu Al
İnsan ilişkileri, bireyin çocukluk döneminde oluşturduğu bağlanma örüntülerinden bağımsız değildir. Bağlanma kuramına göre, bireyin çocukken bakıcısıyla kurduğu ilişki, romantik ilişkiler de dahil olmak üzere, yaşam boyu kurulan ilişkilerin çoğunda tekrarlanır (Bowlby, 1969). Dolayısıyla kaygılı bağlanma stili, bireyin duygusal yakınlık için duyduğu güçlü arzu ve reddedilme korkusunu ifade eder. Bu kişiler ilişkilerinde reddedilme, değersiz görülme veya terk edilme korkusu yaşarlar. Bu korkular uzun vadede kişinin ilişki kalitesini, özsaygısını ve dayanıklılığını mahvedebilir.
Kaygılı Bağlanma Tarzı ve Terk Edilme Korkusu Arasındaki İlişki

Kaygılı Bağlanma Tarzı ve Terk Edilme Korkusu Arasındaki İlişki

 

Gelişimsel ve Klinik Bir Bakış

 

 

Giriş

 

İnsan ilişkileri, bireyin çocukluk döneminde oluşturduğu bağlanma örüntülerinden bağımsız değildir. Bağlanma kuramına göre, bireyin çocukken bakıcısıyla kurduğu ilişki, romantik ilişkiler de dahil olmak üzere, yaşam boyu kurulan ilişkilerin çoğunda tekrarlanır (Bowlby, 1969). Dolayısıyla kaygılı bağlanma stili, bireyin duygusal yakınlık için duyduğu güçlü arzu ve reddedilme korkusunu ifade eder. Bu kişiler ilişkilerinde reddedilme, değersiz görülme veya terk edilme korkusu yaşarlar. Bu korkular uzun vadede kişinin ilişki kalitesini, özsaygısını ve dayanıklılığını mahvedebilir.

 

Bu makale, kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerde gözlemlenen terk edilme korkusunun psikolojik ve gelişimsel kökenlerini tartışacak ve bağlanma kuramı, içsel çalışma modelleri ve duygu düzenleme becerileri açısından kuramsal bir açıklama sunacaktır.

 

John Bowlby’nin bağlanma kuramı, çocukların bakım verenleriyle yaşadıkları etkileşimlere bağlı olarak güvenli ya da güvensiz bağlanma stilleri geliştirdiklerini ileri sürer. Mary Ainsworth’un (1978) “garip durum testi” deneyinde kodlandığı şekliyle, kuram, kaygılı bağlanmayı “güvensiz bağlanma” kategorisi altında ele alır. Kaygılı bireyler genelde:

• Diğerinin sevgisi konusunda sürekli olarak merak içinde olmak. • Reddedilme ya da terk edilme konusunda aşırı duyarlı olmak. • Eşlerinin davranışlarını aşırı yorumlamak ve yanlış algılamaya daha yatkın olmak.

• Bağlandıkları nesneden ayrıldıklarında aşırı duygusal olma eğilimi gösterirler.

Bütün bu özellikler bireyin ilişkilerinde yüksek düzeyde terk edilme korkusu yaşamasına neden olur.

Terk Edilme Korkusunun Gelişimsel Temelleri

 

Terk edilme korkusu, genellikle tutarsız ebeveynlik, ilgisizlik, ihmal veya duygusal ihmal sonucu çocuklarda oluşur. Aşağıdaki durumlar özellikle bu korkuyu tetikler: • Ebeveynler bazen soğuk, bazen ilgili (çocuk ne zaman ilgili olacaklarını asla bilemez) davranırlar.

• Ayrılık, kayıp ya da travmatik bir olay (örneğin boşanma, ölüm). • Var ama duygusal olarak yok (anne ya da baba orada olsa bile duygusal ihtiyaçlara cevap vermemek). Bu tür etkileşimler sonucunda çocuk, “İhtiyaçlarım karşılanmazsa terk edilirim” inancını geliştirir. Bu inanç, çocuk büyüdükçe içselleşir ve kişinin partneriyle olan ilişkisinde kendini gösterir.

Bağlanma kuramı, bireyin kendisi ve başkaları hakkında oluşturduğu bilişsel şemaları “içsel çalışma modelleri” olarak adlandırır. Kaygılı bağlanma örüntüsüne sahip bireylerin içsel çalışma modeli genellikle şu şekildedir: • “Ben sevgiye layıkım.

” • “Başkalarına güvenilemez.

• “Beni terk edecekler. ” Bu inançlar şunları içerir: • “Beni terk edecekler. ” Güçlü duygularla boğulduklarında sakinleşmekte, net düşünmekte ve duygularını yönetmekte zorluk çekebilirler. Bu da terk edilme korkularını arttırır.

 

İlişkilerde Davranışsal Gözlemler

Terk edilme korkusu ve kaygılı bağlanma, bireyin romantik ilişkilerinde şu davranışlara yol açabilir: * Partnerini sınama (sonsuz “Beni seviyor musun? ” ve “Beni terk edecek misin? ” soruları), * Kendi zararına olacak şekilde diğer kişiye tutunmaya çalışma.

• Kontrolcü davranışlar, kıskançlık, • Partnerin ilgisini kaybettiğini gördüğünde aşırı tepki verme (ağlama, tehdit, sessizlik, vb.). • Gereksiz yere partnerin dikkatini çekmek için aşırı çaba gösterme.

Bütün bu eylemler uzun vadede ilişkiyi tüketme eğilimindedir ve paradoksal olarak “terk edilmeye” yol açar. Yani birey eylemleriyle korktuğu şeyi kendi kendine yaratır.

Sonuç ve Öneriler

Kaygılı bağlanma stili ve terk edilme korkusu bireyin psikolojik geçmişi ve gelişimsel yörüngesi ile yakından ilişkilidir. Bu korkunun tanınması ve üstesinden gelinmesi sağlıklı ilişkilerin gelişimi için son derece önemlidir.

 

Bilişsel yeniden yapılandırma, terapi süreci boyunca çalışmak, öz-şefkat geliştirmek ve psikoterapi, bireyin içsel modellerini sorgulamasına ve duygularını daha sağlıklı bir şekilde yönetmesine olanak sağlar.

 

Partnerle açık iletişim, güven inşa edici davranışlar ve karşılıklı olarak belirlenmiş sınırlara sahip olma dışında, bu davranışlar ilişkideki terk edilme korkusunun etkilerini azaltmaya da yarar.

 

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss: Vol. 1. Attachment. New York: Basic Books.
  • Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of Attachment: A Psychological Study of the Strange Situation. Hillsdale, NJ: Lawrence Erlbaum.

 

BERKE DENİZ

 

Yazar Hakkında

Uzm. Kl. Psk. Damla Kankaya

Uzm. Kl. Psk. Damla Kankaya

Uzm. Psk. Damla KANKAYA, Almanya doğmuştur . PsikoTerap-İST Eğitim ve Danışmanlık Merkezi`nin İstanbul ve Antalya şubelerinin kurucusudur.
Lisans öncesi eğitimini (ilk, orta ve lise) Nürnberg'de tamamlamıştır. Ardından başlamış olduğu Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümünden "Onur Öğrencisi" olarak mezun olmuş ve Psk. unvanı almıştır. Üniversite eğitimi süresince birçok ulusal kongre ve üniversite seminerlerine katılım göstermiştir. Birçok sosyal sorumluluk projesinde ve Beykent Üniversitesi Psikoloji Kulübünde asil üye olarak aktif görev yapmıştır. Ve Lisans eğitimi sırasında, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Sana Klinik Hastanesi (Almanya) stajyer psikolog olarak birçok kurum ve hastanede staj yapmış ve kendini geliştirmeyi hedeflemiştir.
Mezuniyetini takiben aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimine başlamış ve "Klinik Psikolog" olarak yüksek lisans derecesini tamamlamış ve "Evli bireylerde Cinsel Doyum Ve Aldatma Eğiliminin İlişkisi" adlı tez çalışmasını yayınlamıştır. Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora Programının Tez aşamasındadır.
2014 yılında Özel Olimpos Hastanesi- Antalya'da Psikolog olarak görev yapmıştır. Kurumsal Şirketlere yönelik Endüstriyel Psikoloji alanında danışmanlık vermektedir. Birçok Yurtiçi ve Yurtdışı Eğitimlerde Sunum ve Kongrelere Konuşmacı ve katılımcı olarak çalışmalarına devam etmektedirPsikoTerap-İST Eğitim ve Danışmanlık Danışmanlık Merkezi’nde yetişkinlere yönelik; Bireysel, Cinsel, Aile ve Çift Terapileri alanlarında hizmet sunmaktadır. İyi derecede Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmektedir. Türk Psikologlar Derneği (TPD) üyesidir.
Ayrıca lisans eğitimi esnasında, Goodenough Harris Bir İnsan Çiz Testi, Bender Gestalt Görsel Motor Algılama Testi, Luisa Duss Psikanalitik Öykü Tamamlama Testi, Peabody Resim- Kelime Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, Kent E.G.Y Testi, Catel 2A Zeka Testi, Cinsel Terapi Eğitimi, MMPI, WISC-R, BDT Eğitimi (Prof. Dr. Hakan TÜRKÇAPAR) , Temel Hipnoz ve İleri Hipnoz Eğitimi (Dr.Mehmet KARAV),Rorschach Eğitimi (Prof. Dr. Kadir ÖZER) ve Aile ve Çift Terapisi Eğitimlerini tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.