Doktorsitesi.com

🧠 Kaygı Bozukluğu ve Duyguları Düzenleme Yolları

Uzm. Psk. Elif Sevim
Uzm. Psk. Elif Sevim
23 Kasım 202572 görüntülenme
Randevu Al
Kaygı, insanın hayatta kalma mekanizmalarından biridir; tehlikeyi sezmemizi ve harekete geçmemizi sağlar. Ancak kaygı, günlük hayatı etkileyen yoğunlukta yaşanmaya başladığında kaygı bozukluğu adını alır. Kaygı bozukluğu, dünya genelinde en sık görülen psikolojik sorunlardan biridir ve duyguları düzenleme süreçleriyle yakından ilişkilidir. ⸻ Kaygı Bozukluğu Nedir? Kaygı bozukluğu; kişinin tehlike olmadığı hâlde sanki bir tehdit varmış gibi hissetmesi, bedensel ve zihinsel olarak “alarm” haline geçmesiyle ortaya çıkar. En sık görülen belirtiler: • Sürekli kötü bir şey olacakmış hissi • Kalp çarpıntısı, nefes darlığı • Gevşeyememe • Takıntılı düşünceler • Odaklanma güçlüğü • Gerginlik, irritabilite • Uyku problemleri Bu belirtiler, kişinin duyguları düzenleme becerilerinde zorlandığını da gösterir. ⸻ Kaygı Bozukluğunda Duyguları Düzenleme Neden Zorlaşır? Beynin tehdit değerlendirme sistemi olan amigdala, kaygı anında aşırı aktif hâle gelir. Buna karşılık duyguları düzenleyen prefrontal korteks devre dışı kalır. Bu nedenle kişi; • Düşüncelerini sakinleştirmekte, • Duygularını adlandırmakta, • Bedensel tepkilerini kontrol etmekte zorlanabilir. Duygu düzenleme becerileri geliştikçe, kaygı bozukluğu da daha yönetilebilir hâle gelir. ⸻ Kaygı Bozukluğunda Duyguları Düzenleme Yolları Aşağıdaki yöntemler, bilimsel olarak kaygıyı azaltmada etkili bulunmuştur: ⸻ 1. Duyguyu Adlandırmak (Affect Labeling) Araştırmalar, bir duyguyu doğru adlandırmanın amigdala aktivitesini azalttığını gösteriyor. Kendine şu soruları sorabilirsin: • “Şu an ne hissediyorum?” • “Bu his neremde?” • “Beni bu hisse ne götürdü?” Duyguyu tanımak, duygunun gücünü azaltır. ⸻ 2. Nefes Düzenleme Kaygının en hızlı etkilediği yer nefes ritmidir. Bilimsel olarak en etkili teknik: 4-6 nefesi → 4 saniye nefes al, 6 saniye ver. Bu ritim, parasempatik sinir sistemini aktif eder ve beynin “tehlike yok” mesajını almasını sağlar. ⸻ 3. Bilişsel Yeniden Çerçeveleme Kaygının en güçlü tetikleyicisi “felaketleştirme” düşünceleridir. Örnek: “Ya rezil olursam?” Yerine: “Bunu daha önce de yaptım ve sağ çıktım.” Düşünceyi yumuşatmak, kaygının şiddetini ciddi şekilde azaltır. ⸻ 4. Bedensel Farkındalık (Somatik Düzenleme) Kaygı bedende birikir. • Topraklama • Kas gevşetme • Vücut farkındalık meditasyonları bedeni rahatlatır ve beyin de rahatladığını hisseder. ⸻ 5. Duygu Toleransını Artırma Duygudan kaçtıkça kaygı artar. Bunun yerine: “Bu duygu zor ama geçici.” “Bu kaygı bana zarar vermez, sadece bir duygu.” gibi cümlelerle duyguya yer açmak çok etkilidir. ⸻ 6. Rutin Oluşturmak Beyin belirsizlikte daha fazla kaygılanır. Düzenli: • Uyku • Yeme • Gün planlama beynin güvenlik hissini artırır. ⸻ 7. Sosyal Destek Duyguları paylaşmak, beynin tehdit algısını azaltır. Bir arkadaş, aile üyesi veya terapist ile konuşmak kaygıyı yumuşatır. ⸻ 8. Kaçınma Davranışlarını Azaltmak Kaygı bozukluğunda kişi “kaygı uyandıran durumdan kaçma” eğilimindedir. Fakat her kaçınma, beynin tehdidi daha büyük görmesine neden olur. Bu yüzden küçük adımlarla maruz kalma çalışmaları yapılır. ⸻ Sonuç Kaygı bozukluğu tedavi edilebilir bir durumdur. Duygu düzenleme becerileri güçlendikçe, kaygı kontrol edilebilir hâle gelir. Bilişsel-davranışçı terapi, somatik terapi ve mindfulness teknikleri bu süreçte en etkili yöntemler arasında yer alır. Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin unutmaması gereken en önemli şey: Kaygı geçicidir ve doğru becerilerle yönetilebilir.
🧠 Kaygı Bozukluğu ve Duyguları Düzenleme Yolları

Kaygı, insanın hayatta kalma mekanizmalarından biridir; tehlikeyi sezmemizi ve harekete geçmemizi sağlar. Ancak kaygı, günlük hayatı etkileyen yoğunlukta yaşanmaya başladığında kaygı bozukluğu adını alır. Kaygı bozukluğu, dünya genelinde en sık görülen psikolojik sorunlardan biridir ve duyguları düzenleme süreçleriyle yakından ilişkilidir.

 

 

 

 

Kaygı Bozukluğu Nedir?

 

 

Kaygı bozukluğu; kişinin tehlike olmadığı hâlde sanki bir tehdit varmış gibi hissetmesi, bedensel ve zihinsel olarak “alarm” haline geçmesiyle ortaya çıkar.

En sık görülen belirtiler:

 

  • Sürekli kötü bir şey olacakmış hissi
  • Kalp çarpıntısı, nefes darlığı
  • Gevşeyememe
  • Takıntılı düşünceler
  • Odaklanma güçlüğü
  • Gerginlik, irritabilite
  • Uyku problemleri

 

 

Bu belirtiler, kişinin duyguları düzenleme becerilerinde zorlandığını da gösterir.

 

 

 

 

Kaygı Bozukluğunda Duyguları Düzenleme Neden Zorlaşır?

 

 

Beynin tehdit değerlendirme sistemi olan amigdala, kaygı anında aşırı aktif hâle gelir. Buna karşılık duyguları düzenleyen prefrontal korteks devre dışı kalır.

Bu nedenle kişi;

 

  • Düşüncelerini sakinleştirmekte,
  • Duygularını adlandırmakta,
  • Bedensel tepkilerini kontrol etmekte
    zorlanabilir.

 

 

Duygu düzenleme becerileri geliştikçe, kaygı bozukluğu da daha yönetilebilir hâle gelir.

 

 

 

 

Kaygı Bozukluğunda Duyguları Düzenleme Yolları

 

 

Aşağıdaki yöntemler, bilimsel olarak kaygıyı azaltmada etkili bulunmuştur:

 

 

 

 

1. Duyguyu Adlandırmak (Affect Labeling)

 

 

Araştırmalar, bir duyguyu doğru adlandırmanın amigdala aktivitesini azalttığını gösteriyor.

Kendine şu soruları sorabilirsin:

 

  • “Şu an ne hissediyorum?”
  • “Bu his neremde?”
  • “Beni bu hisse ne götürdü?”

 

 

Duyguyu tanımak, duygunun gücünü azaltır.

 

 

 

 

2. Nefes Düzenleme

 

 

Kaygının en hızlı etkilediği yer nefes ritmidir. Bilimsel olarak en etkili teknik:

4-6 nefesi → 4 saniye nefes al, 6 saniye ver.

Bu ritim, parasempatik sinir sistemini aktif eder ve beynin “tehlike yok” mesajını almasını sağlar.

 

 

 

 

3. Bilişsel Yeniden Çerçeveleme

 

 

Kaygının en güçlü tetikleyicisi “felaketleştirme” düşünceleridir.

Örnek: “Ya rezil olursam?”

Yerine: “Bunu daha önce de yaptım ve sağ çıktım.”

Düşünceyi yumuşatmak, kaygının şiddetini ciddi şekilde azaltır.

 

 

 

 

4. Bedensel Farkındalık (Somatik Düzenleme)

 

 

Kaygı bedende birikir.

 

  • Topraklama
  • Kas gevşetme
  • Vücut farkındalık meditasyonları
    bedeni rahatlatır ve beyin de rahatladığını hisseder.

 

 

 

 

 

5. Duygu Toleransını Artırma

 

 

Duygudan kaçtıkça kaygı artar.

Bunun yerine:

“Bu duygu zor ama geçici.”

“Bu kaygı bana zarar vermez, sadece bir duygu.”

gibi cümlelerle duyguya yer açmak çok etkilidir.

 

 

 

 

6. Rutin Oluşturmak

 

 

Beyin belirsizlikte daha fazla kaygılanır.

Düzenli:

 

  • Uyku
  • Yeme
  • Gün planlama
    beynin güvenlik hissini artırır.

 

 

 

 

 

7. Sosyal Destek

 

 

Duyguları paylaşmak, beynin tehdit algısını azaltır.

Bir arkadaş, aile üyesi veya terapist ile konuşmak kaygıyı yumuşatır.

 

 

 

 

8. Kaçınma Davranışlarını Azaltmak

 

 

Kaygı bozukluğunda kişi “kaygı uyandıran durumdan kaçma” eğilimindedir.

Fakat her kaçınma, beynin tehdidi daha büyük görmesine neden olur.

Bu yüzden küçük adımlarla maruz kalma çalışmaları yapılır.

 

 

 

 

Sonuç

 

 

Kaygı bozukluğu tedavi edilebilir bir durumdur.

Duygu düzenleme becerileri güçlendikçe, kaygı kontrol edilebilir hâle gelir.

Bilişsel-davranışçı terapi, somatik terapi ve mindfulness teknikleri bu süreçte en etkili yöntemler arasında yer alır.

 

Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin unutmaması gereken en önemli şey:

Kaygı geçicidir ve doğru becerilerle yönetilebilir. 

Etiketler

PsikologPsikolojiTerapi

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Elif Sevim

Uzm. Psk. Elif Sevim

Uzman Psikolog Elif Sevim, psikoloji lisansını başarı belgesi ile tamamladıktan sonra yüksek lisansını da üstün başarı belgesiyle tamamlayarak uzmanlığını almaya hak kazanmıştır. Bakanlıkta, kliniklerde ve üniversitelerde hem terapist hem de eğitmen olarak çalışmalarda bulunmuştur. Şu anda Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji Laboratuvarında araştırmacı olarak çalışmakta ve kurucusu olduğu Jüpiter Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezinde danışan görmeye devam etmektedir.

Bireysel, Ergen ve Çift terapisi vermektedir. Ayrıca, SCL-90, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Hamilton Depresyon Ölçeği ve Hamilton Anksiyete Ölçeğini terapilerinde aktif olarak kullanmaktadır. Psikolog Elif Sevim bir çok eğitime katılmıştır ve katılmaya devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.