Doktorsitesi.com

Kaybetme Korkusu ile Kontrol Arzusu Arasında: İlişkide Görünmeyen Bağ

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
19 Ocak 20269 görüntülenme
Randevu Al
İlişkilerde kontrol ihtiyacı çoğu zaman güç arayışı ya da baskın bir kişilik özelliği olarak yorumlanır. Oysa klinik açıdan bakıldığında, kontrol davranışının altında sıklıkla kaybetme korkusu yer alır. Bu korku, çoğu zaman açıkça dile getirilmez; bunun yerine ilişkiyi düzenleme, yönlendirme ya da sınırlandırma çabalarıyla kendini gösterir.
Kaybetme Korkusu ile Kontrol Arzusu Arasında: İlişkide Görünmeyen Bağ

Kaybetme korkusu, yalnızca bir ilişkinin sona ermesiyle ilgili değildir. Daha derinde, terk
edilme, değersizleşme ya da duygusal olarak yok sayılma endişeleriyle ilişkilidir. Kişi için
ilişki, yalnızca bir bağ değil; aynı zamanda güvenlik, aidiyet ve benlik bütünlüğünü koruma
alanıdır. Bu alan tehdit altında hissedildiğinde, kontrol ihtiyacı bir savunma mekanizması
olarak devreye girebilir.
Kontrol arzusu, bireyin karşı tarafı sınırlama isteğinden çok, belirsizliğe tahammül etmekte
zorlanmasıyla ilişkilidir. İlişkide ne olacağını bilmek, karşı tarafın davranışlarını
öngörebilmek ve duygusal dengeyi elde tutmak, kişiye geçici bir rahatlama sağlar. Ancak bu
rahatlama kalıcı değildir; çünkü kontrol, güvenin yerine geçen bir yapı değildir, yalnızca
kaygıyı kısa süreli bastırır.
Bu dinamikte dikkat çeken nokta, kontrol eden kişinin de çoğu zaman ilişkide güvende
hissetmemesidir. Aşırı sorgulama, yönlendirme, kıskançlık ya da müdahale etme
davranışları, çoğu zaman ilişkinin sağlamlığından duyulan şüphenin dışavurumudur. Kişi bir
yandan ilişkiyi kaybetmekten korkarken, diğer yandan bu korkuyla ilişkiyi zorlayan bir tutum
içine girebilir.
Kaybetme korkusu ile kontrol arzusu arasındaki bu gerilim, ilişkilerde görünmez bir döngü
yaratır. Kontrol arttıkça karşı tarafın mesafe koyma ihtimali yükselir; bu mesafe ise kontrol
eden bireyin korkularını daha da güçlendirir. Böylece taraflar farkında olmadan, her iki tarafı
da yoran bir ilişki dinamiğinin içine sürüklenebilir.
Bu noktada kontrol davranışını ahlaki bir sorun ya da karakter kusuru olarak ele almak
yerine, duygusal düzenleme becerilerinin yetersizliği üzerinden değerlendirmek daha
işlevsel bir bakış sunar. Kişi, yoğun kaygı ve belirsizlikle başa çıkmak için ilişkiyi kontrol
etmeye çalışır; çünkü başka bir yol bilmiyordur. Bu, geçmiş ilişkilerde ya da erken dönem
bağlanma deneyimlerinde öğrenilmiş bir başa çıkma biçimi olabilir.
Terapi sürecinde bu kontrol ihtiyacının altında yatan kaybetme korkusu görünür hâle
geldiğinde, birey davranışlarının ilişkide yarattığı etkiyi daha net fark edebilir. Kontrolün
sağladığı geçici güven duygusu yerine, duyguları tolere edebilme ve belirsizlikle kalabilme
becerileri geliştikçe, ilişkide daha esnek ve sağlıklı bir temas mümkün olur.
İlişkide güven, karşı tarafı kontrol ederek değil; duygusal riskleri kabul edebilerek inşa edilir.
Kaybetme ihtimaliyle yüzleşebilmek, paradoksal biçimde ilişkiyi daha gerçek ve sürdürülebilir
kılar. Kontrol azaldıkça, ilişkideki bağ da daha doğal bir şekilde güçlenebilir.

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.