Kargolar Gelince Mutlu, Kutuyu Açınca Pişman mısınız? Alışveriş Bağımlılığı (Onyomani)

"Sepete Ekle" Terapisi
Ofiste çok gergin bir gün geçirdiniz veya partnerinizle tartıştınız. Eliniz gayriihtiyari telefona gidiyor. O turuncu veya mor logolu uygulamayı açıyorsunuz. İhtiyacınız yok ama o ayakkabı indirime girmiş. O ceket çok şık duruyor. "Bunu hak ettim" diyorsunuz ve satın al butonuna basıyorsunuz.
O an vücudunuza sıcak bir rahatlama yayılıyor. Bir zafer hissi, bir heyecan... Ama bu his ne kadar sürüyor? Genellikle kargo kutusu açılana kadar. Kutuyu açıp ürünü elinize aldığınızda, o büyü bozuluyor. Geriye sadece kredi kartı ekstresi ve derin bir suçluluk duygusu kalıyor.
Tanıdık geldi mi? Siz bir ayakkabı veya çanta satın almıyorsunuz; siz o an hissettiğiniz kaygıyı, mutsuzluğu veya boşluğu satın alma eylemiyle uyuşturuyorsunuz. Tıpta buna Onyomani (Alışveriş Bağımlılığı) denir.
Beyin Neden "Al" Diyor?
Tıpkı kumarbazlarda olduğu gibi, alışveriş bağımlılarında da sorun Dopamin sistemidir.
Beyin, mutsuz olduğunda "hızlı ödül" arar. Alışveriş uygulamalarındaki o "Sınırlı Stok", "Son 2 Ürün", "%50 İndirim" uyarıları, beynin ilkel bölgesini (Amigdala) tetikler. Mantığınız "Buna ihtiyacım yok, dolapta aynısı var" derken, dürtüleriniz "Bunu alırsan daha değerli hissedeceksin" yalanını söyler.
İhtiyaç mı, Bağımlılık mı? (Test Edin)
Her alışveriş yapan bağımlı değildir. Ama şunları yaşıyorsanız tehlike çanları çalıyor demektir:
-
Duygusal Tetiklenme: Üzgün, kızgın veya yalnız hissettiğinizde ilk iş alışverişe mi koşuyorsunuz?
-
Etiketi Üzerinde Ürünler: Dolabınızda hiç giyilmemiş, etiketi koparılmamış kıyafetler saklıyor musunuz?
-
Gizleme Huyu: Aldıklarınızı eşinizden/ailenizden saklıyor, fiyatını soranlara "Çok ucuza aldım" diye yalan söylüyor musunuz?
-
Pişmanlık Döngüsü: Satın aldıktan hemen sonra bir suçluluk ve utanç duyuyor musunuz?
Neyi Doldurmaya Çalışıyorsunuz?
Alışveriş bağımlılığı, genellikle "Ben Yetersizim" inancının üzerini örtme çabasıdır. Kişi, o yeni elbiseyi giydiğinde, o son model saati taktığında daha "sevilebilir", daha "saygın" veya daha "tam" olacağına inanır. Ama sorun şu ki; ruhsal bir açlık, maddi bir nesneyle doyurulamaz. İçinizdeki o boşluk, kargo kutularıyla dolmaz.
Çıkış Yolu: Sepeti Boşaltın
Bu döngüyü kırmak için irade yetmez, strateji gerekir.
- 24 Saat Kuralı: Beğendiğiniz şeyi sepete atın ama asla hemen almayın. Kendinize "Bunu almak için 24 saat bekleyeceğim" deyin. Ertesi gün o dopamin dalgası geçtiğinde, %90 ihtimalle o ürünü almak istemeyeceksiniz.
- Tetikleyicileri Silin: Telefonunuzdaki alışveriş uygulamalarını silin veya bildirimlerini kapatın. O "İndirim başladı" maillerinden çıkın. Sürekli vitrin (veya ekran) gezmek, diyetteki birinin pastanede oturması gibidir; iradenizi zorlamayın.
- "Duygu" Alışverişi Yapmayın: Canınız sıkkınken kredi kartınızı evde bırakıp yürüyüşe çıkın. Alışveriş yapma isteği geldiğinde kendinize sorun: "Şu an ne hissediyorum? Yalnız mı? Öfkeli mi?" İhtiyacınız olan şey yeni bir kazak değil, belki de bir arkadaşla sohbet etmektir.
Sonuç: Mutluluk satın alınabilen bir şey olsaydı, dünyanın en zenginleri en mutlu insanları olurdu. Dolabınızdaki fazlalıklardan kurtulun, ruhunuzdaki ağırlıklardan da kurtulacaksınız.





