Kontrol

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Zihinsel Şablonlar ve Tahmin Edilebilirlik İhtiyacı
Bilim insanlarının doğa olaylarını kestirme ve kontrol etme çabalarına benzer şekilde, her birey yaşamında mümkün olduğunca çok şeyi öngörmeye ve kontrol etmeye çalışır. Çevremizdeki olayların neden yaşandığını veya insanların nasıl davranacağını bilememek, bireyde ciddi bir rahatsızlık hissi uyandırabilir. Bu kestirilebilirlik gereksinimini karşılamak amacıyla dünya ile ilgili geliştirdiğimiz görüşlere zihinsel şablonlar adı verilir.
Karşılaştığımız olayları anlamlandırmak için bu şablonları birer rehber olarak kullanırız. Eğer olaylar şablonlarımıza uyum sağlıyorsa, bu yapıları gelecekte tekrar kullanmak üzere hafızamızda saklarız. Ancak şablonlar gerçeklikle örtüşmüyorsa, bir sonraki durumu daha iyi kestirebilmek adına bu yapılar üzerinde revizyonlar gerçekleştiririz. Bu süreç, bilim insanlarının hipotezlerini deney sonuçlarına göre test etme ve değiştirme yöntemiyle büyük bir benzerlik gösterir.
Hipotez Test Etme Süreci: Bir Örnek
Geçmiş gözlemlerinize dayanarak bir yöneticiniz hakkında belirli hipotezler geliştirmiş olabilirsiniz. Örneğin, yöneticinizin sıkıcı ve küstah olduğuna dair bir kanaate sahipseniz, onunla her karşılaştığınızda bu hipotezi test edecek yeni bilgiler toplarsınız.
- Doğrulanma Durumu: Eğer yönetici küstah bir tavır sergilerse, mevcut hipotezinizi kullanmaya devam edersiniz.
- Yanlışlanma Durumu: Eğer kişi iş dışında cana yakın ve çekici bir profil çizerse, eski hipotezi terk ederek yenisini geliştirirsiniz.
Kaygının Kökeni: Belirsizlik ve Deneyim Eksikliği
Her insanın kişisel yapıları ve bu yapıları zihninde düzenleme biçimi kendine özgüdür. Psikolojik sorunların temelinde genellikle kaygı faktörü yatar; gelecek kestirilemediğinde veya çevredeki olaylar anlamlandırılamadığında kaygı düzeyi artar. Örneğin, bir iş görüşmesinde kiminle görüşeceğinizi veya hangi soruların sorulacağını bilmemek, belirsizlik nedeniyle yoğun bir stres yaratır.
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Olayları Anlamlandıramama | Kafa Karışıklığı |
| Geleceği Kestirememe | Kaygı ve Yön Kaybı |
| Deneyim Eksikliği | Uyum Sorunları |
Yeni bir işe başlamak, farklı bir şehre taşınmak veya yeni bir okula gitmek gibi durumlarda yaşanan zorlukların temel sebebi deneyim eksikliğidir. Bu süreçlerde karşılaşılan yeni insanlarla ve durumlarla başa çıkabilecek uygun zihinsel yapılara sahip olmamak, bireyin uyum sürecini zorlaştırır. Sağlıklı bireyler, yetersiz kalan eski yapıların yerine sürekli olarak yeni ve işlevsel yapılar inşa ederler.
Bilişsel ve Davranışsal Psikoterapinin Rolü
İnsanlar bazen dünyayı anlamlandırmak için uygun yapılar geliştiremezler ve bu noktada psikoterapi desteğine ihtiyaç duyarlar. Bilişsel ve Davranışsal Psikoterapi, odağına doğrudan danışanın düşüncelerini alır. Bu yaklaşım, engelleyici duygu durum bozukluklarının ve kendine zarar verici davranışların temelinde yanlış düşünce kalıplarının yattığını savunur.
Bilişsel terapilerin temel amaçlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
- Danışanın zarar verici ve depresif düşüncelerinin farkına varmasını sağlamak.
- Yetersiz kalan eski yapıları, olayları daha iyi kestirecek şekilde değiştirmek.
- Yapı hiyerarşilerini yeniden şekillendirerek daha uygun ve sağlıklı yeni yapılar oluşturmak.
Sonuç olarak, bireyler içlerinde kaygı yaratıcı düşünceler barındırdıkları için kaygılı hale gelirler. Psikoterapistin hedefi, danışanın bu düşünce sistemini revize ederek dünyayı daha öngörülebilir ve yönetilebilir bir yer haline getirmesine yardımcı olmaktır.


