Doktorsitesi.com

Kanser ve beslenme arasındaki ilişki

Uzm. Dyt. Özge Karaarslan
Uzm. Dyt. Özge Karaarslan
28 Haziran 20144169 görüntülenme
Randevu Al
  • Kanser riskini belirleyen unsurlar arasında beslenme ve egzersiz alışkanlıkları, genetik faktörlerden çok daha baskın bir role sahiptir.
  • Obezite ve özellikle göbek çevresindeki yağlanma; meme, kolon ve prostat gibi çeşitli kanser türlerinin riskini doğrudan artırmaktadır.
  • İşlenmiş gıdalardan ve yanlış pişirme tekniklerinden kaçınıp; lifli gıdalar, sebzeler ve antioksidan içerikli besinleri tüketmek kansere karşı koruyucu kalkan oluşturur.
Kanser ve beslenme arasındaki ilişki
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Beslenme ve Kanser Arasındaki İlişki

Kanser, günümüzde büyük oranda önlenebilir bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Hastalık oluştuktan sonra uygulanan cerrahi ve ilaç tedavileri hem maliyetli hem de oldukça zahmetli süreçlerdir. Oysa kanser oluşumunu önleyecek tedbirler almak çok daha kolay ve ekonomiktir. Kansere karşı korunmanın temel yolu, bu hastalığa zemin hazırlayan risk faktörlerini doğru analiz etmekten geçer.

Kanser Oluşumuna Etki Eden Faktörler

Kanser riskini belirleyen unsurlar genetik, yaşam tarzı ve çevresel etkiler olarak üç ana grupta toplanır. Yapılan araştırmalar, beslenme ve egzersizin kanser üzerindeki etkisinin genetik faktörlerden çok daha baskın olduğunu göstermektedir.

Faktör GrubuEtki Oranı (%
Kalıtım (Genetik Faktörler)%10 – 15
Beslenme ve Egzersiz%35 – 40
Diğer Çevresel Faktörler (Sigara, alkol, radyasyon vb.)%50 – 55

Dünya genelinde kanser prevalansındaki farklılıkların temel nedeni genetik değil, beslenme ve çevre faktörleridir. Örneğin, mide kanserinin yaygın olduğu Japonya'dan kolon kanserinin sık görüldüğü ABD'ye göç edenlerde, mide kanseri riski düşerken kolon kanseri riski artmaktadır. Bu durum, bireylerin yaşam ve beslenme tarzlarının kanser türü üzerindeki belirleyici etkisini kanıtlamaktadır.

Kanser Oluşumunda Beslenmenin Rolü

Hatalı beslenme alışkanlıkları, kanser hücrelerinin tetiklenmesinde kritik bir rol oynar. Özellikle aşağıdaki unsurlar risk artışına neden olmaktadır:

  • Yağ, şeker, tuz ve et gibi besinlerin aşırı tüketimi.
  • Vitamin, mineral ve posa (lif) alımının yetersiz kalması.
  • Besinlere bulaşan kimyasal ve zararlı maddeler.
  • Yanlış pişirme teknikleri (kızartma, yanmış gıdalar vb.).
  • Sigara ve alkol kullanımı gibi kötü alışkanlıklar.

Şişmanlık ve Kanser Etkileşimi

Yetersiz fiziksel aktivite ve aşırı enerji alımına bağlı gelişen şişmanlık, kanser riskini doğrudan artırır. Obezite ile en yakın ilişkili kanser türleri erkeklerde kolon, rektum ve prostat; kadınlarda ise meme, uterus, böbrek ve sindirim sistemi kanserleridir.

Özellikle göbek çevresindeki yağlanma, meme kanseri riskini %50 oranında artırmaktadır. Kadınlarda menopoz döneminde 10 kg üzerindeki ağırlık artışı, kanser riskini 2 katına çıkarmaktadır.

Riskli Besinler ve Katkı Maddeleri

Beslenme düzeninde yer alan bazı maddeler, belirli kanser türlerinin gelişimini hızlandırabilir:

  • Doymuş Yağlar: Akciğer, kolon, rektum ve prostat kanseri sıklığını artırır.
  • İşlenmiş Etler: Salam, sosis ve sucuk gibi ürünlerde bulunan nitrit ve nitrat tuzları, mide ve özafagus kanseri riskini yükseltir.
  • Aflatoksin: Nemli ortamlarda saklanan tahıl ve kuruyemişlerde (ceviz, fındık vb.) oluşan küfler, karaciğer kanserine yol açabilir.
  • Kafein ve Alkol: Aşırı kafein tüketimi meme kanseri; aşırı alkol tüketimi ise karaciğer, ağız ve yutak kanseri riskini artırır.

Pişirme Yöntemlerinin Kanserle İlişkisi

Besinlerin hazırlanma süreci, en az içeriği kadar önemlidir. Kızartılmış ve dumanlanmış besinleri sık tüketenlerde sindirim sistemi kanserlerine daha sık rastlanır. Kırmızı etin yüksek ısıda doğrudan ateşe maruz kalması, heterosiklik aminler gibi kanserojen maddelerin oluşmasına neden olur.

Doğru Pişirme İçin İpuçları:

  1. Et ile ateş arasında en az 15 cm mesafe bırakılmalıdır.
  2. Yakıt olarak odun kömürü tercih edilmelidir.
  3. Kızartma yapılacaksa et; un veya nişasta gibi su tutucularla marine edilmeli, şeker eklenmemelidir.

Kansere Karşı Koruyucu Beslenme Etmenleri

Doğada bulunan pek çok bileşen, kansere karşı güçlü birer kalkan görevi görür. İşte öne çıkan koruyucu besinler:

  • Folik Asit: Yeşil yapraklı sebzeler ve tam buğday ekmeğinde bulunur; kolon kanseri riskini azaltır.
  • Likopen: Domateste bulunan bu madde; prostat, mide ve akciğer kanserine karşı ispatlanmış koruyuculuğa sahiptir.
  • Curcumin (Zerdeçal): Güçlü bir anti-inflamatuar ve kemopreventif ajandır.
  • Posa (Lif): Özellikle sebzelerden alınan posa, kolon kanserine karşı en etkili koruyuculardan biridir.
  • Süt Ürünleri: Süt yağı (konjuge linoleik asit) ve kalsiyum, kolon kanserine karşı koruyucu etki gösterir.

Kanserden Korunmak İçin Altın Kurallar

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek ve kanser riskini minimize etmek için şu adımlar atılmalıdır:

  • İdeal vücut ağırlığı mutlaka korunmalıdır.
  • Mevsim dışı sebze ve meyve tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Hazır yemek (fast-food) yerine ev yapımı ve taze gıdalar tercih edilmelidir.
  • Fiziksel aktivite artırılmalı, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.
  • Şekerli içecekler ve aşırı kafein tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Tabağın 2/3'ü bitkisel kaynaklı besinlerden (sarımsak, soğan, domates vb.) oluşmalıdır.
  • Zorunluluk olmadıkça ilaç formunda vitamin/mineral takviyesi kullanılmamalıdır.

Uzm. Dyt. Özge KARAARSLAN

Etiketler

Kanser ve beslenmeKansere karşı koyabilmek için ne yapmalı?Kansere karşı koruyucu olan beslenme etmenleriPişirme yöntemlerinin kanser oluşumu ile ilişkisiBeslenme ile kanser oluşumu arasındaki etkileşimKanser oluşumunda beslenmenin rolü

Yazar Hakkında

Uzm. Dyt. Özge Karaarslan

Uzm. Dyt. Özge Karaarslan

Uzm. Dyt. Özge KARAARSLAN, 1984 yılında Mersin’de doğmuştur. Lisans öncesi eğitimini 2002 yılında İçel Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır. Hemen ardından 2002 yılında Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde lisans eğitimine başlamıştır. 2006 yılında bölüm ikincisi olarak mezun olmuş ve Diyetisyen unvanı almıştır. 2007 – 2009 yılları arasında Ankara Üniversitesi Beslenme Bilimleri Ev Ekonomisi yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.