Doktorsitesi.com

Kadınlarda orgazm bozukluğu(anorgazmi)

Uzman Aile Danışmanı Güldane Kavgacı
Uzman Aile Danışmanı Güldane Kavgacı
28 Kasım 2014416 görüntülenme
Randevu Al
Kadınlarda orgazm bozukluğu(anorgazmi)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kadınlarda Orgazm Bozukluğu Nedir?

Kadında orgazm bozukluğu, olağan bir cinsel uyarılma evresi yaşanmasına rağmen, orgazmın sürekli veya yineleyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç gerçekleşmemesi durumudur. Kadınlarda bu durum, erkeklere oranla çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Kadınların orgazmı tetikleyen uyarının türü ve yoğunluğuna verdikleri tepkiler kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir.

Bu karmaşıklık nedeniyle, orgazm bozukluğu tanısı titiz bir klinik değerlendirme gerektirir. Uzman bir cinsel terapist; kadının yaşını, cinsel deneyimini, aldığı uyarının yeterliliğini, partneriyle olan güven ilişkisini ve cinsel iletişimini detaylıca inceleyerek tanı koymalıdır. Ülkemizde bu konuda sistematik bir araştırma bulunmadığı için yaygınlığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, sorunun genç kadınlarda daha sık görüldüğü gözlemlenmektedir.

Orgazm Bozukluğu Türleri: Birincil ve İkincil Anorgazmi

Kadınlarda görülen orgazm sorunları, ortaya çıkış zamanına ve sürece bağlı olarak iki ana grupta incelenmektedir:

  1. Birincil (Primer) Orgazm Bozukluğu: Kişinin cinsel yaşamı boyunca hiç orgazm yaşamamış olması durumudur. Çoğu vaka bu grupta yer alır.
  2. İkincil (Sekonder) Orgazm Bozukluğu: Daha önce orgazm yaşanmış olmasına rağmen, sonradan bu yetinin kaybedilmesidir. Bu durumda altta yatan depresyon, evlilik çatışmaları veya partnerdeki cinsel işlev bozuklukları araştırılmalıdır.

Yaş ilerledikçe ve cinsel deneyim arttıkça orgazm yetisinin geliştiği bilinmektedir. Bu nedenle cinsel deneyim, tanı sürecinde kritik bir parametre olarak değerlendirilir.

Kadınlarda Orgazm Bozukluğunun Nedenleri

Kadınlarda orgazm olamama sorunu; psikolojik, tıbbi ve dış etkenlere bağlı faktörler olarak üç temel kategoride sınıflandırılır.

1. Psikolojik Faktörler

Psikolojik nedenler, özellikle ülkemiz gibi cinselliğin tabu olduğu toplumlarda en yaygın görülen faktörlerdir. Bu nedenler şunlardır:

  • Muhafazakar ve kısıtlayıcı yetiştirilme tarzı.
  • Yetersiz veya yanlış cinsel bilgiler (cinsel mitler).
  • Travmatik cinsel deneyimler ve yakınlık korkusu.
  • Performans anksiyetesi ve suçluluk duygusu.
  • Eşler arası iletişim sorunları ve güven eksikliği.
  • Kişinin orgazm anında kendini takıntılı bir şekilde gözlemlemesi (seyirci rolü).
  • Düşük kendilik algısı ve bedeniyle barışık olmama durumu.

2. Tıbbi ve Fiziksel Faktörler

Fiziksel hastalıkların cinsel işlev üzerindeki etkisi karmaşıktır. Her hastalık her kadında aynı sonucu doğurmasa da aşağıdaki tabloda belirtilen durumlar orgazmı etkileyebilir:

Hastalık KategorisiOlası Rahatsızlıklar
KardiyovaskülerHipertansiyon, Angina Pektoris
EndokrinDiyabet, Adrenal Hastalıklar, Hiper/Hipotiroid
JinekolojikVajinit, Pelvik İltihaplar
NörolojikEpilepsi, İnmeler, Sinir Sistemi Hasarları
GenelCiddi beslenme bozuklukları, yaşlanma

3. İlaç ve Madde Kullanımına Bağlı Faktörler

Bazı kimyasal maddeler ve ilaçlar, vücudun cinsel tepki mekanizmasını doğrudan ketleyebilir. Özellikle antidepresanlar, antihipertansifler ve nöroleptikler bu konuda dikkatle incelenmelidir. Ayrıca, halk arasındaki yaygın inanışın aksine, kronik alkol ve madde kullanımı cinsel fizyolojiyi olumsuz etkileyerek orgazmı zorlaştırır.

Orgazm Sorununun Belirtileri ve Etkileri

Orgazm bozukluğu yaşayan kadınlarda zamanla şu belirtiler ve duygusal durumlar ortaya çıkabilir:

  • Orgazma ulaşılamadığı için artan üzüntü ve düş kırıklığı.
  • İlerleyen süreçte gelişen cinsel isteksizlik veya uyarılma bozukluğu.
  • Kadının kendini yetersiz, eksik veya başarısız hissetmesi.
  • Partnerin kendini suçlu, beceriksiz veya sevilmeyen biri olarak görmesi.
  • İlişki genelinde memnuniyetsizliğin artması ve negatif beden imajı.

Kadın Orgazm Bozukluğu Tedavisi

Tedavi süreci, sorunun kaynağına göre kişiselleştirilmiş bir formülasyonla yürütülür. Eğer sorun tıbbi bir nedene veya ilaç kullanımına bağlıysa, ilgili uzman hekimlerle koordineli bir çalışma yürütülerek ilaç değişikliği veya tıbbi tedavi uygulanır.

Psikolojik kaynaklı orgazm sorunlarında ise şu yaklaşımlar izlenir:

  • Cinsel Terapi: Çiftin birlikte katılımı ile yürütülen, başarı oranı oldukça yüksek bir yöntemdir.
  • Psikoseksüel Eğitim: Cinsel anatomi, fizyoloji ve doğru bilinen yanlışlar üzerine yapılan bilgilendirmelerdir.
  • Bilişsel Davranışçı Yaklaşım: Suçluluk, utanma ve anksiyete gibi duyguların üzerine gidilerek, kişinin hazza odaklanması sağlanır.
  • Vücut İmajı Çalışmaları: Kadının kendi bedeniyle barışması ve cinsel potansiyelini keşfetmesi hedeflenir.

Sonuç olarak, özellikle psikolojik nedenli orgazm bozuklukları cinsel terapiye mükemmel yanıt vermektedir. Doğru iletişim, uygun mekan ve yeterli uyarı koşulları sağlandığında, bu sorun kalıcı olarak çözülebilmektedir.

Shu. Güldane KAVGACI
Aile ve Evlilik Terapisti & Cinsel Terapist

Etiketler

Orgazm bozukluğuOrgazm olamamakOrgazm olmak için yapılabileceklerOrgazm azalmasıOrgazm sorunlarıOrgazm olamayan kadınlarOrgazm problemi

Yazar Hakkında

Uzman Aile Danışmanı Güldane Kavgacı

Uzman Aile Danışmanı Güldane Kavgacı

Güldane Kavgacı, Hacettepe Üniversitesinden mezun oldu. Yakın Doğu Ünivesitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Psikoloji Yüsek lisansını tamamladı.Üsküdar Üninersitesinde çocukluk çağı
travmalarının evlilik uyumuna etkileri konulu, tez çalışması ile Aile Ve Evlilik Danışmanlığı Yüksek lisans Proğramını bitirdi. Yıldız Teknik Üniversitesinden 300 saati teorik 150 saati uygulamalı Aile
Danışmanlığı Eğitimi Ve Süpervizyon Sertifika Proğramını Tamamladı. İstanbul aile ve evlilik terapileri derneğinden 500 saatlik aile ve çift terapisi Eğitim Ve Süpervizyon Sertifika programını bitirdi. Cinsel Sağlık Enstitüsü Dernegi(CİSED) ve Üsküdar Üniversitesinden Cinsel Terapi Eğitimi Ve Süpervizyom Eğitimini tamamladı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.