Doktorsitesi.com

İlişkinin Kaderini Yazmak

Dr. Psk. Erdal Usluer
Dr. Psk. Erdal Usluer
9 Aralık 2020152 görüntülenme
Randevu Al
İlişkinin Kaderini Yazmak
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İlişki Yaşam Döngüsü ve Evreleri

Canlı olan her varlık ve olgu gibi, ikili ilişkilerin de kendine has bir yaşam döngüsü bulunmaktadır. Bir döngüden söz edildiğinde, genellikle müdahale edilmediği takdirde başlangıç noktasına dönen bir süreç kastedilir. Eşler arasındaki ilişki de kendi haline bırakıldığında, doğal döngüsü içerisinde ya sona erer ya da ciddi bir şekil değişikliğine uğrar.

Aile yaşam döngüsü üzerine çalışan Sosyolog Reuben Hill, özellikle çocukların gelişim evrelerini temel alarak bu süreci 9 aşamada tanımlamıştır. Hill’in yanı sıra Carter ve Mc Goldrick, E.G Duvall, Sorokin, Zimmerman ve Galphin gibi isimler de benzer yaklaşımlar sergilemiştir. Hill'e göre aile yaşam döngüsünün evreleri şunlardır:

  • Kuruluş aşaması
  • Yeni anne-babalar
  • Okul öncesi dönemi
  • Okul çağı ailesi
  • Ergen çocuklu aile
  • Genç yetişkinli aile
  • Yerleştirme yeri olarak aile
  • Ana-babalık sonrası aile
  • Yaşlılık ailesi

Romantik İlişki Döngüsünün Aşamaları

İlişkilerin kaderini belirleyen asıl süreç, romantik döngü içerisinde gizlidir. Birçok çiftin deneyimlediği bu klasik döngü; romantizmle başlar, gerçeklerle karşılaşma ve tepki verme süreçleriyle devam eder. Bilgi, bu noktada en büyük güçtür; çünkü sürecin nasıl işlediğini bilmek, olası krizlere karşı tedbir almayı sağlar.

1. Romantizm Dönemi: Duyguların Hakimiyeti

İlişkinin ilk evresinde kararlara tamamen duygular hakimdir. Bu dönemde, aşk ve bağlılık hormonu olarak bilinen oksitosin en yüksek seviyededir. Kişi, sevdiği için her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğini hisseder. Ancak bu evrede verilen kararların rasyonel bir temeli yoktur; partnerin rahatsız edici özellikleri genellikle görmezden gelinir veya hayranlık uyandıran diğer özelliklerin gölgesinde kalır.

2. Gerçeklerle Karşılaşma ve Şüphe Evresi

Aşkın yarattığı "körlük" etkisi azaldıkça, partnerin değer yargılarına veya kişilik yapısına uygun olmayan davranışları fark edilmeye başlanır. Bu aşamada kişi, içten içe bu özelliklerin değişeceğine dair umut beslerken bir yandan da şüphelerini test etmeye başlar. Bu dönemde ilişkiyi bitirme kararı almak genellikle erkendir; çünkü bu tepki sadece mevcut sorunlardan değil, geçmiş ilişkilerin çözülmemiş problemlerinden de kaynaklanabilir.

3. Tepki ve İletişim Biçimleri

Rahatsızlık veren davranışlar nazikçe dile getirilmeye başlandığında, karşı tarafın kişilik yapısına göre üç farklı tepki mekanizması ortaya çıkar:

  1. Dinleme ve anlama çabası (En ideal ancak en az rastlanan durumdur).
  2. İtiraz etme.
  3. Üstüne alınmama.

4. Şiddetli Çatışma ve Kriz Dönemi

Tartışmaların sıklaştığı bu evrede, karşılıklı suçlamalar ve tarafların birbirini değiştirmeye çalışması ön plandadır. Mutluluk hormonu olan serotonin seviyesi düşerken, "bu ilişki yürümeyecek" düşüncesi güçlenir. İlişkilerin büyük bir kısmı bu aşamada sonlanır. İlişkinin devam edip etmeyeceğini; tarafların geçmiş deneyimleri, sosyal çevreleri ve çözüm için gösterecekleri çabanın yoğunluğu belirler.

5. Yeniden Yapılandırma ve Demokratik Tutum

Eğer ilişki bitirilmemişse, bir yeniden yapılandırma süreci başlar. Uzman desteği alınmayan durumlarda çiftler; kendini geri çekme, uyum sağlama veya kısıtlayıcı kurallar koyma gibi geçici ve sağlıksız çözümlere yönelebilir. Bu durum, mutluluğun başka yerlerde aranmasına neden olabilir.

Sağlıklı bir yeniden yapılandırma için gerekenler şunlardır:

GereksinimAçıklama
Özgür İfadeTarafların sorunlarını korkmadan konuşabilmesi.
Yargısız DinlemeEleştiri odağından uzak, anlamaya dayalı iletişim.
Demokratik TutumHer iki tarafın da varoluşunu yaşayabildiği bir zemin.
Profesyonel DestekSüreci sağlıklı yönetmek için uzman yardımı almak.

Sonuç: İlişkinizin Kaderini Yazmak Sizin Elinizde

İlişkinizin "klasik kaderini" yaşaması bir zorunluluk değildir. Yukarıda tanımlanan aşamaların farkında olmak, sorunları henüz büyümeden fark etmenizi ve doğrudan demokratik tutum geliştirme aşamasına geçmenizi sağlar.

Kendi kaderinizi yazmak için; ilişki sürecini bilmeli, davranışları tarafsızca gözlemlemeli ve sorunları demokratik bir atmosferde çözme becerisi geliştirmelisiniz. Unutulmamalıdır ki asıl hedef sorun çıkmaması değil, çıkan sorunları konuşabilme ve çözebilme yetkinliğine sahip olmaktır.

Etiketler

Arkadaşlık ilişkileriİlişki terapisiİlişki problemleri

Yazar Hakkında

Dr. Psk. Erdal Usluer

Dr. Psk. Erdal Usluer

1991 yılında Ankara Üniversitesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler bölümünden mezun olduktan sonra Wuppertal Üniversitesi Psikoloji Bölümünde (Almanya) yüksek lisans çalışmasına başlamıştır. 1993-1996 yılları arasında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Psikolojik Danışma bölümünde yüksek lisansını tamamladı ve aynı bölümde doktora eğitimine başladı. Daha sonra Universidad Empresarial (UNEM) da Phd (Psikoloji) doktorasını tamamladı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.