Doktorsitesi.com

İlişkiler Neden Sessizce Biter?

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
19 Ocak 202611 görüntülenme
Randevu Al
Bazı ilişkiler büyük tartışmalarla, net kopuşlarla ya da açık vedalarla sona ermez. Bunun yerine, yavaşça azalan mesajlar, ertelenen buluşmalar ve konuşulmayan duygular eşliğinde sessizce dağılır. Taraflar çoğu zaman ne zaman koptuklarını tam olarak hatırlayamaz. İlişki bitmiştir ama bitiş anı belirsizdir.
İlişkiler Neden Sessizce Biter?

Sessiz bitişler genellikle ani bir sorunla değil, biriken ama dile getirilmeyen duygularla
şekillenir. Konuşulmayan kırgınlıklar, ertelenen ihtiyaçlar ve görmezden gelinen hayal
kırıklıkları zamanla ilişkiyi içten içe zayıflatır. Taraflar hâlâ bir aradayken bile, duygusal olarak
yavaş yavaş uzaklaşmaya başlar.
Bu tür ilişkilerde sessizlik çoğu zaman çatışmadan kaçınmanın bir yolu olarak kullanılır.
Duyguların ifade edilmesi zor, riskli ya da “ilişkiyi bozacak” bir şey gibi algılanır. Kişi,
konuşmak yerine susmayı seçer. Ancak suskunluk, sorunu çözmez; yalnızca erteler ve
derinleştirir.
Sessiz bitişlerin bir diğer nedeni de, tarafların ilişki içinde görülmediğini ya da
anlaşılmadığını hissetmeye başlamasıdır. Bu his dile getirilmediğinde, kişi kendini
anlatmaktan vazgeçebilir. “Nasıl olsa değişmiyor” düşüncesi, zamanla umudu aşındırır.
Umudun azaldığı yerde ilişkiyi sürdürmek için gerekli duygusal enerji de azalır.
Bazı bireyler için sessiz bitiş, açık bir ayrılıktan daha güvenlidir. Ayrılık konuşması yapmak,
karşı tarafın duygularıyla yüzleşmeyi, suçluluk hissetmeyi ya da zor sorulara cevap vermeyi
gerektirir. Sessizce çekilmek ise bu yükten kaçınmanın bir yolu olabilir. Bu durum çoğu
zaman bilinçli bir tercih değil, duygusal kapasitenin sınırlarıyla ilgilidir.
İlişkilerin sessizce bitmesinde bağlanma stillerinin de rolü vardır. Duygusal yakınlık
zorlaştığında geri çekilmeyi öğrenmiş bireyler, ilişkiyi onarmaya çalışmak yerine mesafe
koymayı seçebilir. Mesafe arttıkça iletişim azalır; iletişim azaldıkça bağ zayıflar.
Sessiz bitişler, geride kalan taraf için kafa karıştırıcı olabilir. Net bir veda olmadığı için yas
süreci de belirsizleşir. Kişi, “bitmiş mi, bitmemiş mi?” sorusu etrafında sıkışabilir. Bu
belirsizlik, ilişkinin kendisinden daha uzun süren bir duygusal yük hâline gelebilir.
Ancak sessizce biten ilişkiler yalnızca “kaçılan” ilişkiler değildir. Bazen her iki taraf da aynı
anda konuşmamayı seçer. Herkes eksikliği hisseder ama kimse ilk adımı atmaz. Bu durum,
ilişkide karşılıklı bir yorgunluğun işareti olabilir. Bağ kopmuştur ama bunu kabul etmek zaman
alır.
Terapi sürecinde sessiz bitişler ele alındığında, çoğu zaman ilişkinin sonundan çok, ilişki
içindeki suskunluklar konuşulur. Ne söylenemedi, ne zaman vazgeçildi, hangi ihtiyaçlar
ifade edilemedi? Bu sorular, yalnızca geçmişi anlamak için değil, gelecekteki ilişkilerde aynı
döngünün tekrar etmemesi için de önemlidir.
İlişkiler çoğu zaman bir anda bitmez; konuşulmadıkça eksilen bağlar, zamanla sessizliğe
teslim olur. Bu sessizlik fark edildiğinde, ilişki ya yeniden temasla canlanır ya da gerçekten
sona erer. Ancak her iki durumda da, sessizlik bir sonuçtur; nedeni değil.
Sessizce biten ilişkiler, çoğu zaman duyguların yokluğundan değil, ifade edilemeyişinden
doğar. Ve bu fark edildiğinde, kişi bir sonraki ilişkide susmak yerine konuşmayı seçme
şansını elde eder.

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.