Hayatını işgal eden suiistimalcilere bir türlü direnemeyenler ve hayır diyemeyenler… Ne zaman sana ihtiyaç duyulsa oradasın. Olmak istemediğin yerlerde, yapmak istemediğin işlerde, üslenmek istemediğin görevlerde başrolde sen varsın. Normal zamanda fikrin sorulmazken iş başa düştüğünde ilk senden rica ediliyor. İçinden “hayır, hayır, hayır” derken ağzından hep “Evet, tamam yaparım, olur sorun değil” mi çıkıyor? Sanırım sen de hayır diyemeyenlerdensin. Hayatını işgal eden suiistimalcilere bir türlü direnemeyenler ve hayır diyemeyenler… “Kötü biri gibi görünmek istemiyorum, reddetsem kaba olduğumu düşünecekler. Reddedersem o da benim istediklerimi yapmaz. İstediği şeyi yapabilirim, en iyi ben beceririm bu işi. Elime mi yapışır yapsam? Reddetsem ayıp olur, hayal kırıklığına uğratırım karşıdakini, kaybederim. Hayır dediğim için çok reaksiyon gösterir, beni tersler şimdi.”

Bu cümleler tanıdık mı? Benim terapi odasında genelde duyduklarım bu ve benzeri şeyler. Genelde uyumlu ve kabul edilen biri olmaya çalıştığın için hayır kelimesinin yanından bile geçmiyorsun. Az önce saydığım şeylerden dolayı uyum göstermeli ve yıkan değil yapan taraf olmalısın. Aslında bu çocukluktan itibaren sana öğretilmiş bir durum olabilir biliyor musun? Hatta sana bir sır daha vereyim kültürel olarak da feci halde evet demeye programlıyız. Hayır diyememek ciddi bir sınır koyma sorunu ve sen bunu ancak çocukluğunda öğrenirsin.

Bağımsız olma özerklik döneminde, erken yaşlarda ve anne baba yanında olur. Anne babanın tutumları bu dönemde çok ama çok önemli! Anne babanın kendine alan açmana izin vermesi gerekir. Vermezlerse anne babanın onayı ve sevgisini kaybetmekten korktuğundan denemez, tam uyumlu bir çocuk olursun. Sadece istendik şekilde davrandığında onaylanıp farklı ve kendine özgü davrandığında cezalandırıldıysan hayır demek, kabul etmemek ya da reddetmek senin için cezalandırılacağın, sevilmeyeceğin, reddedileceğin, dışlanacağın, tepki alacağın bir durum olarak kodlanır kafanda.

Hayır diyememek ciddi bir sınır koyma sorunu ve sen bunu ancak çocukluğunda öğrenirsin. Hayır demenin, farklı düşünmenin kötü olduğunu öğrendin ya bir kere… Her durumda çocukken hayır demenin, farklı düşünmenin kötü olduğunu öğrendin ya bir kere. Bundan sonra karşına kim çıkarsa çıksın onları da mutlu etmek ve onlar tarafından dışlanıp uyumsuz görünmemek için her dediklerini kabul eder, işlerini yapar, gitmek istemediğin yerlere gidersin. İçinde biraz da olsa kendini diğerlerinden daha az becerikli, girişken, sosyal görme gibi bir durum varsa bir de bu eklenir üstüne. Aman bana kızmasınlar, beni kötü bilmesinler, bana kötü davranmasınlar, beni sevsinler dedikçe kendinden verirsin. Ah o sevme sevilme, onaylanma ihtiyacı yok mu?

Sanki seni sen olduğun için sevemezler gibi gelir, illa bir şey yapman gerekir çünkü küçükken kendin olduğunda bedelini ödemişsindir. Üstüne bir de toplumca aşılanan yardımseverlik, büyüklerine karşı gelmeme, bireyselliğin lanetlenmesi gibi şeyleri koy, sen hayır demeyesin de kim desin. Kültürümüzde hayır demek büyük günah!

Bugünü kendime ayırdım ya da yapmak istemiyorum, bu benim işim değil, kusura bakmayın ama istemiyorum gibi cümleler sizi bizim gibi toplumlarda hemen oyun dışı bırakır seni. Bu her yerde böyledir. Şirketler mesela, kurumsalız diye övünür ama profesyonelliğe geldiğinde aileyiz adı altında profesyonellik dışı işleri sana sunar ki hayır diyemeyesin. Yani demem o ki güzel insan hayır diyememek için çok güçlü nedenlere sahip olabilirsin. Buraya kadar kabul ama nasıl hissettiğin ve neler yaşadığını da bilmelisin. Etrafındakilere hep öfkelisin en başında senden yapmak istemediğin şeyleri devamlı yapmanı bekledikleri için. Hatta belki en yakındakiler bile senin sana ait bir hayata sahip olduğunu unuttu. Seni bir türlü anlamıyor boyuna ısrar kıyamet kendi istediklerini dayatıyorlar. Ufak tefek itiraza yeltenecek olsan bin kez özür dileyip bin bir açıklama yaparak hayır diyebiliyorsun.

Belki bir süre durup düşünüyorsun nasıl hayır diyeceğim diye tutarsız ya da kıvırmaya çalışan bir pozisyona bile düşüyorsun bazen. Hayır diyemedikçe karşındakilere kızıyor, asıl kızmam gereken kendim deyip kızgınlığını kendine çeviriyorsun belki. Hayat alanından, kişiliğinden, zamanından taviz verirken evet dediğin şeylerin kimisi devasa kötü sonuçlar açıyor başına. Belki gelme diyemeyip gece boyu ağırladığın misafir yüzünden bir günün uyuklayarak geçti işyerinde ne olacak canım diyorsun. Peki, ailesine hayır diyemediğinden istemediği işi, eşi seçenler, sırf yanında durduğu arkadaşı yüzünden suça ortak sayılanlar var bilir misin? ir de işgalciler sarmaya başladı mı dört bir yanını hepten çaresiz kalırsın.

Bir işi her durumda üstelenecek, her durumda bir şeyi mutlaka kabul edecek birisi varsa, o kişinin etrafında kötü niyetli, suiistimale yatkın istismarcılar belirir ve durumu bir güzel kötüye kullanmaya başlar. Bir de seni hayır demeye iten durum aslında bir bumerang. Seni kırmalarından, üzmeleri incitmelerinden korkarsın. Bir süre sonra evet demen de işe yaramaz hep daha fazlasını beklerler, bir gün eksik bıraktığın ya da yeterince yapamadığın belki de istemeden yapamadığın bir şeyden dolayı incitirler, üzerler, kırarlar çünkü almaya alışık olduklarından bu durum hoşlarına gitmez.

Cepteki insan, yedek kulübede bekleyen Kamil, ihtiyaç duyduğunuzda “çekinmeden kullanınız” yazılan tabela gibi hissedersin. İster istemez özgüvenin düşüp kendine saygın azalır. Kötü hissettiğinde kimse yoktur yanında çünkü karşıdakine istemeden dediğin her evet kendine hayır demektir.

O yüzden karşındakiler de yeri geldiğinde sana hayır der. Öyle değil mi ama sen kendine yer açmazsan hayatında başkası sana neden açsın? O yüzden seni umursamaz, sana saygılı davranmaz, seninle ilgilenmez, sen nasılsa seni geri plana atmayı onlara kendi elinle öğrettiğinden işleri düşmedikçe sana gelmezler. Ya saygılarını, sevgilerini kaybedersem dersin ama üzgünüm ilk bunu kaybedersin çünkü zaten her şeyi her istendiğinde yapan ve onun için hiç çaba gösterilmesine gerek kalmayan birisi istendiği an gözden çıkarılacak ilk kişidir. Nasıl olsa tekrar ihtiyaç duyarsan hayır demez. Ve saygı, özen gidiverir. Böylelikle kaybetmiş de olursun zaten. Kolayca verdikçe onlar için değeri olmaz, değeri azaldıkça sen daha çok verirsin, senin çırpınışını gördükçe onların seni daha aşağıda gördükleri bir durum oluşur. Bir dakika, beni sevsinler, ilgilensinler, dışlamasınlar, bana saygı göstersinler diye evet demiyor muydun her şeye? Bu işte bir terslik var…

Hayır diyemediğin her an başkasının hayatını yaşıyorsun! Terslik şu ki hayır diyemediğin her an başkasının hayatını yaşıyorsun. Geminin dümeninde başkası var, rotanı bile belirleyemiyorsun. Başkasının ajandasında tik atacağı işler için sen koşturuyorsun. Sana ait plan hedef, seçimler belki de hayaller yarım kalıyor. Birilerinin devamlı böldüğü parçalı bir harita ile ilerlemeye çalışıyorsun. Ama senin de gücünün bir sınırı var, iyi görüneyim derken iyi olmaktan vazgeçiyorsun. Tüm gücünü onlara harcarken kendine bir damlacık kaynak bırakmıyorsun. Buna son vereceğim ama nerden başlamalı mı diyorsun? Sana sihirli bir değnekle dokundum ve sen istemediğin şeylere evet demeyen bir insan haline geldin. İlk kime ve hangi konulara hayır demeye başlardın? Neye, kimlere, hangi konulara hayır derdin? Bir düşün. Birincisi içinden yükselen sesi bastırmamayı öğren.

Birinin isteğine karşı tedirgin, rahatsız, isteksiz, mutsuz hissediyorsan onu yaparken de aynı duygularla olumsuz hissedeceksin demektir. İç seslerimiz en büyük uyarıcılarımızdır. İlk işaret bu olsun.Kendini tanımakla ilgili sıkıntın olduğunu anla! Sonrasında kendini tanımakla ilgili sıkıntın olduğunu anla. Kimlerle olmaktan, neler yapaktan, nerelere gidip, nelerle uğraşmaktan hoşlandığını bul ki tersi bir durumda alarm mekanizman çalışıp sana istenmeyen uyarısı verebilsin. Birileri sana sormadan ve senden cevap beklemeden kendi cevaplarına, hayat kıstaslarına hakim ol. Bunlarla gerekirse tanış, bunları listele. Bu neden mi önemli? Hayır dediğin esnada kişi bunu bana özel yapıyor ya da tepkili davranıyor demek yerine kuralların ya da prensiplerine dayandığını görürse hem anlayacak, hem saygı duyacak hem de sınırlarını görüp seni tanıyarak sana karşı konumunu belirleyecektir. Ben kimseye kefil olamıyorum arkadaşım prensip meselesi o şekilde bir riske giremem.

Ben iyi tanımadığım insanları evime davet edemem. Dışarıda buluşabiliriz ama. Ben hafta içi dışarı çıkmam, deniz kenarı sevmiyorum ya da yüksek sesli müzik yapılan mekanları sevmiyorum. Şu anda spor saatim seninle yemeğe gelemem çok açlığın yoksa spordan sonra buluşuruz, ben yerim sen de bir şeyler içersin ama sporumu aksatamam. Sizler tekne ile tatile gidiyorsunuz ama ben sevmiyorum ben orman insanıyım size iyi eğlenceler. 1. Senden istenen devasa bir fedakarlık mı yoksa iş görecek küçük bir yardım mı? Bir değerlendirme yap senden istenen devasa bir fedakarlık mı yoksa iş görecek küçük bir yardım mı? Yardımsa yapmayı istiyorsan yapar sonunda da birine yardımcı olmanın mutluluğunu yaşarsın. Aşırı bir istekse kendinden verir, mutsuz ve huzursuz olursun.

Bunu ayırt etmeyi öğren ve sana aşırı gelen isteği karşı tarafa sesli olarak söyle. Çok büyük bir şey olduğunu bir de senden duyup anlasın. 2. Araya zaman koyabilirsin… Israrcı bir tip varsa karşında ve anlamıyorsa araya zaman koyabilirsin. Hem karşı tarafı makul düşünmeye hem de kendini doğru karar vermeye sevk edecek bir zaman koyabilirsin araya. Bakarız, o zaman gelsin, dur bir düşünelim de. Zaman geçtikten sonra uzunca sebepler sıralayarak özgüvensiz davranma ki daha çok ısrar edersem kabul eder diye düşünmesin. İstemediğini söylemen yetmez mi? 3. Hayır demen için, hayır kelimesine de alışman gerekiyor elbette…

Hayır demen için kendini tanıman, prensiplerini bilmen kadar hayır kelimesine de alışman gerekiyor. Gün içerisinde küçük şeyler için hayır demeye çalış hatta buna özel bir gün ayır ve ufak şeylerden hayır diyerek başla. Özgüven kırıntıları birleşip nasıl da yollar oluşturur sanıyorsun? Bir yerden başlamalı ise buradan başla. 4.Hayır demek sınır çizmeyi öğrenmektir… Hayır demek sınır çizmeyi öğrenmektir. Sen öğrendikçe bahçenin etrafı çitle sınırlanacak. Küçük küçük şeylere hayır dedikçe istedikleri an girip işgal edemeyecekler alanını, ezilmeyecek çiçeklerin. Hayır demeyi öğrenmezsen bir sürü çakıl taşının bir araya gelip seni hayatından geri bırakan asfalt bir yol haline geldiğini göreceksin üst üste koyunca. O yüzden sen dışında herkese verdiğin önemin birazını da kendi hayatına vermeye çalış. Başkalarını üzmeyeceğim diye üzülen olma. Bu hayat senin gerisinde kalma…


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!