Doktorsitesi.com

Genital (Vajinel) Akıntılar

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu
Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu
23 Mayıs 2016324 görüntülenme
Randevu Al
  • Vajinal akıntılar fizyolojik olarak normal kabul edilse de renk, koku ve miktar değişiklikleri ile kaşıntı gibi belirtiler ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir.
  • Bakteriyel, mantar ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar tedavi edilmediğinde kısırlık, dış gebelik ve kronik ağrılar gibi kalıcı hasarlara yol açabilmektedir.
  • HPV ve Herpes gibi viral enfeksiyonlar kanser riski ve bulaşıcılık açısından kritik öneme sahip olup düzenli tarama ve uygun doğum yöntemleri gerektirir.
Genital (Vajinel) Akıntılar
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Vajinal Akıntı Nedir ve Neden Önemlidir?

Vajinal akıntılar, kadınların jinekolojik muayene için doktora başvurma nedenlerinin başında gelmektedir. Vajina, anatomik yapısı gereği giriş kısmında ve iç yapısında bulunan salgı bezleri sayesinde daima nemli bir formdadır. Bu vajinal ıslaklık; kadın sağlığı, cinsel yaşam ve doğurganlık açısından kritik bir öneme sahiptir.

Sağlıklı bir kadında, adet döngüsünün belirli dönemlerine bağlı olarak gelişen şeffaf, beyaz veya kremimsi renkteki kokusuz akıntılar normal kabul edilir. Bu fizyolojik akıntılara kaşıntı eşlik etmez ve miktarı kadından kadına değişkenlik gösterebilir. Ancak akıntının renginde, kokusunda veya miktarında meydana gelen değişimler ile beraberinde görülen kaşıntı veya kanama, bir sağlık sorununun habercisi olabilir.

Normal ve Anormal Vajinal Akıntı Arasındaki Farklar

Kadınlarda hormonların etkisiyle vajina ve rahim ağzından salgılanan sıvıların kıvamı dönemlere göre değişir. Özellikle yumurtlama döneminde akıntı, yumurta akı gibi şeffaf ve kaygan bir hal alır. Bu yapı, spermin rahim ağzından geçerek yumurtaya ulaşmasını ve döllenmenin kolaylaşmasını sağlar.

Buna karşın; rahatsız edici kokulu, yoğun kıvamlı ve kaşıntının eşlik ettiği akıntılar yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu tür patolojik akıntılar hem cinsel sağlığı hem de doğurganlığı negatif yönde etkileyebilir. Özellikle kanamalı akıntılar, her zaman bir hastalık veya enfeksiyon belirtisi olabileceği için mutlaka uzman bir doktora danışılmalıdır.

Vajinal Enfeksiyon Türleri ve Sınıflandırılması

Vajinal bölgede görülen enfeksiyonlar, kaynağına göre üç ana grupta incelenmektedir:

A- Vajinal Enfeksiyonlar:

  • Bakteriyel vajinitler
  • Mantar (Kandidiazis) enfeksiyonları
  • Trikomoniyazis

B- Endoservikal Enfeksiyonlar:

  • Klamidya
  • Gonore (Bel soğukluğu)
  • Sifiliz

C- Viral Enfeksiyonlar:

  • Herpes (Uçuklar)
  • Human Papilloma Virus (HPV)
  • Human Immun Deficiency Virus (HIV)

Sık Görülen Vajinal Enfeksiyonların Özellikleri

Enfeksiyonun türüne göre belirtiler ve vajinal pH değerleri farklılık göstermektedir. Aşağıdaki tabloda en sık rastlanan üç enfeksiyon türü özetlenmiştir:

Enfeksiyon TürüGörülme SıklığıBelirgin BelirtilerVajinal pH
Bakteriyel Vajinit%45Beyaz-gri/sarı renk, balık kokusuYüksek pH
Mantar (Kandidiazis)%25-30Süt kesiği görünümü, şiddetli kaşıntı, yanma< 4,5
Trikomoniyazis%25Sarı-yeşil, köpüklü ve kötü kokulu akıntı5 - 7

Mantar ve Bakteriyel Enfeksiyonlar

Mantar enfeksiyonları, özellikle gebelik döneminde, antibiyotik kullanımı sonrasında ve şeker hastalarında sıkça gözlenir. Genital bölgede kızarıklık, şişlik ve yanma hissi tipik belirtileridir. Bakteriyel vajinit ise kaşıntısız ancak kötü kokulu akıntısıyla karakterizedir ve vajinal enfeksiyonların neredeyse yarısından sorumludur.

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar

  • Trikomoniyazis: Cinsel yolla bulaşır ve rahim ağzında çilek görüntüsü oluşturabilir. Tedavi edilmediğinde iç genital organlara yayılarak kısırlığa yol açabilir; bu nedenle eş tedavisi zorunludur.
  • Klamidya: Cinsel aktif yetişkinlerin %30'unda görülür. Rahim ağzı ve tüplerde yerleşerek kalıcı hasara, kısırlığa veya dış gebeliğe neden olabilir.
  • Gonorre (Bel Soğukluğu): Tekrarlayan enfeksiyonlara ve kronik kasık ağrılarına yol açar. Bir kez geçirilmesi bile %15 oranında kısırlık riski taşır. Tanı için rahim ağzı kültürü %80-95 oranında duyarlıdır.
  • Sifiliz: Cinsel yolla bulaşan bu hastalık, yıllar sonra bile sinir ve iskelet sisteminde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. En hızlı tarama yöntemi VDRL testidir.

Viral Enfeksiyonlar ve Riskleri

Herpes Genitalis (Genital Uçuk)

Çok bulaşıcı bir virüstür; enfekte kişilerin partnerlerine bulaştırma oranı %75'tir. Belirtileri, ağrılı ve içi su dolu lezyonlardır. Aktif enfeksiyonu olan gebelerde, bebeği korumak amacıyla doğumun mutlaka sezaryen ile yapılması önerilir.

Human Papilloma Virus (HPV)

En sık genital siğiller şeklinde ortaya çıkar. Özellikle Tip 16, 18, 31, 33 ve 35 rahim ağzı kanseri ile doğrudan ilişkilidir. Rahim ağzı kanseri olan hastaların %90'ında HPV DNA pozitifliği saptanmıştır. Bu virüsle enfekte olan kişilerin düzenli Smear testi ve HPV DNA taraması yaptırması hayati önem taşır.

Gebelik ve Menopoz Döneminde Akıntı

Gebelikte vajinal akıntı, hormonal değişimlere bağlı olarak genellikle beyaz ve kokusuzdur. Ancak gri, sarı veya kanlı akıntılar anormaldir. Tedavi edilmeyen vajinitler; suyun erken gelmesine, erken doğuma veya anne karnında enfeksiyonlara yol açabilir.

Senil (Atrofik) Vajinit, menopoz döneminde östrojen eksikliğine bağlı olarak gelişir. Vajinayı koruyan yararlı mikroorganizmaların (laktobasiller) azalmasıyla vajen pH'ı değişir ve kronik enfeksiyonlar oluşur. Bu durumda lokal östrojen destekli tedaviler tercih edilebilir.

Sonuç olarak, her vajinal akıntı dikkatle takip edilmeli ve fizyolojik olmayan durumlarda vakit kaybetmeden doktor kontrolünde tedaviye başlanmalıdır.

Etiketler

Genital akıntıGenital uçuk ve tedavi süreciGenital akintilarin degerlendirilmesiGenital (vajinel) akıntılarGenital (vajinel) akıntılar nedirGenital (vajinel) akıntılar neden oluşur?

Yazar Hakkında

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu

Op. Dr. Nesrin Kalelioğlu

Op. Dr. Nesrin KALELİOĞLU, Bursa'da doğmuştur. Lise öğreniminin ardından Almanya - Berlin Freie Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1988 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasına ise yine aynı üniversitenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde başlamıştır. Aynı zaman zarfında Berlin ve Almanya’nın en başarılı tüp bebek merkezinde çalışma fırsatı bulmuştur. 1991-1994 yılları arasında Hamburg ili Eppendorf Bölge Eğitim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde uzmanlık eğitimini tamamlayarak 1994 yılında Türkiye’ye dönmüştür. 1995 yılında da Uludağ Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan denklik almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.