Doktorsitesi.com

Embriyo Psikolojisi

Dyt. Büşra Nur Yiğit
Dyt. Büşra Nur Yiğit
27 Ağustos 202522 görüntülenme
Randevu Al
Embriyo Psikolojisi
Embriyo Psikolojisi

15 Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar Anne karnında dokuz ay geçiren çocuğun tıpkı fiziksel görünümü gibi psikolojik ve ruhi gelişiminin de temelleri usulca atılır. Anne kendini huzurlu, mutlu hissettiğinde ya da kaygılanıp üzüldüğünde karnındaki bebek tüm bunlardan acaba nasıl etkilenir? Örneğin, “Bizim çocuk çok çekingen. Kalabalıkta kendini ifade edemiyor, iki kelimeyi yan yana getiremiyor.” diye dert yanarken bu sonucun çocuğun anne karnında yaşadığı psikolojiyle bağlantısı olup olmadığı aklınıza geliyor mu? “Genetik karakter” anne-babadan alınan genlerin tesiriyle anne karnında oluşuyorsa; ‘psikolojik karakter’in temelleri de yine anne karnında atılır. Genetik karakter nedir? Çocuğun anne-babasından aldığı genlerin karışımının ve özetinin kendi fiziğinde-karakterinde şekillenmesine “genetik karakter” denir. “Tıpkı babası gibi uzun boylu” veya “aynı annesi gibi neşeli, cana yakın” gibi yaptığımız yorumlarla aslında Embriyo Psikolojisi 16 Adem Güneş Annenin ruh hali nasılsa çocuk da o psikolojiyi yaşar. genetik karakterden söz ederiz. Çocuk anne karnına düştüğü ilk andan itibaren hem karakterini hem de fiziksel görünümünü etkileyecek bazı özelliklerini babadan (veya baba tarafından), bazılarını da anneden (veya anne tarafından) alarak birey olmanın ilk adımlarını atar. Ebeveynin ortak genetik özelliklerinin çocuk üzerinde nasıl şekil alacağı konusunda, anne-babanın ne haberi ne de doğrudan bir tesiri vardır. Bu oluşum tamamen onların iradesi dışındadır. Psikolojik karakter Psikolojik karakter ise bebek anne karnına düştüğü ilk andan itibaren yavaş yavaş şekillenmeye başlar. Annenin sevinç, öfke ve üzüntülerine bağlı olarak “genetik karakterin” üzerine inşa edilen ikinci bir karakterdir. Anne karnında dokuz ay geçiren bebek, sadece bu süreyi tamamlamak için beklemez. Aksine; annenin yaşadığı her acıyı, sevinci, duygusal değişimi aynı anda yaşayarak bir ömür boyu ana hatlarıyla kullanacağı karakter alfabesinin ilk harflerini dizmeye başlar. Genetik karakterin oluşumunda anne-baba her ne kadar söz sahibi değilse de psikolojik karakterin oluşumunda özellikle anne doğrudan tesir eder çocuğuna. Yani anne, eğer isterse karnındaki çocuğun “pısırık, korkak’”yahut “sakin, huzurlu” olabilmesi için ciddi rol oynayabilir. Çünkü bebek anne karnındayken de bir psikolojiye sahiptir. Annenin psikolojisi nasılsa çocuk da o psikolojiyi yaşar. Embriyo psikolojisi Anne karnındaki embriyonun anne vasıtasıyla yaşadığı ruh haline “embriyo psikolojisi” denir. Hamile- 19 Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar Pedagoji bilimi, anne ve çocuk arasındaki bağı araştırırken büyük bir hakikatin perdesini farkında olmadan araladı. Böylece aralarındaki o müthiş bağın gizemli sırrı birazcık daha anlaşılır duruma geldi. Çocuk yetiştirmek büyük yüktür. Bir çocuğun doğumundan ölümüne kadar tüm sorumluluğunu taşımak hiç de kolay değildir. Bundan dolayı da her insan bu fedakârlığı kaldıramaz. Çocuğun doğduğu andan itibaren tiksinmeden altını değiştirmek, henüz yürüyemezken onu her gidilen yere kucakta götürmek, gece uykusuz kalmak, gündüz onca yorgunluğa katlanmak sıradan ve kolay bir yaşam değildir. Bu süreci bile bile kabul etmek, ruhen çok güçlü olmayı gerektirir. “Çocukla anne arasındaki uyum süreci”nde ise anne ruhen güçlenir ve çocuğuna yoğun şekilde bağlanır. Eğer anne çocuğuyla bu ruh bağlanmasını gerçekleştiremezse bu yükün altından kalkamaz. Çocuğun Anne-Çocuk Arasındaki Sır 21 Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar ihtiyacına karşılık vermekte zorluk çeker. Madem bağlanma pedagojik olarak bu kadar önemlidir; o halde bir anne çocuğuyla bağlanma sürecine tesir edecek her olumsuzluğu hesaba katmalıdır ki ilerleyen yıllarda psikolojik olarak yeterli bir anne olsun... Bu yüzden çocukla anne arasındaki sağlıklı uyum sürecinin en önemli halkalarından biri “doğum”dur. İlk saatlerin önemi… Anne için doğum anı ölüm korkusuyla eşdeğerdir. Ancak yaşanan bu korku ve acılar kadında “prolaktin” hormonun salgılanması için gereklidir. Doğum ve doğumdan sonraki ilk birkaç saatte prolaktin vücuda hızla yayılır ve böylece “annelik duyarlılığı” en üst noktaya ulaşır. Bu hormon, annenin yeni doğan bebeğiyle arasındaki sinyalleri ayarlamak üzere harekete geçer. Tıpkı uzaktan kumandayla televizyon arasındaki uyum gibi; anne, bedenini ve ruhunu minicik bebeğe göre hazırlar. Çocuğun özellikleri bilinçaltına kaydediliyor Bebeğin dünyaya gözlerini açtığı ilk dakikalardaki ağlama sesi, vücudu hormonla uyarılmış annenin hafızasında “ana ses tonu” olarak kayıt altına alınır. Bunun sayesinde anne, çocuğuna karşı “pedagojik simetri” 22 Adem Güneş Çocukla anne arasındaki uyum, anneyi ruhen güçlendirir. oluşturur. İlerleyen ay ve günlerde farklı tonlarda ağlayan bebeğin sesini etraf ne kadar kalabalık, gürültülü olursa olsun, özel bir yetenekle duyabilme becerisidir bu. Dolayısıyla annenin doğum yaptığı ilk anlarda; çocuğunun sesini duymasını engellemek ona verilebilecek en büyük cezalardan biridir. Anne yorgunluğuna aldırmadan, kendi çocuğunun ilk ağıtlarını özellikle dinlemelidir. Bu an, annenin çocuğundan gelen sinyalleri alarak annelik hormonunun salgılaması açısından da çok önemlidir. Ten, göz, koku… Doğumu takip eden ilk dakikalarda bebeğin anneyle ten, göz ve koku teması sağlaması da hayati önem taşır. Bebeğinin tenine dokunan anne, ondan aldığı pozitif enerji ve hissi yine hafızasının en özel yerine saklar, hayatı boyunca da asla unutmaz. Çocuk anneye sesini, kokusunu ve teninin yumuşaklığını vererek aslında annesinin ona karşı hissedeceği empati duygusunun da temellerini atar. Doğum anındaki bu süreci kesintiye uğramadan yaşayan anne, diyelim ki bebeğini kaybetti. Onsuz 20-30 yıl geçirdi. Yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında dahi anne hiç tereddüt etmeden karşısındaki gencin kendi çocuğu olup olmadığını rahatlıkla anlar. Bu nasıl bir hissediştir, hiç düşündünüz mü? İşte anneyle teyzeyi, anneyle babayı ayırt eden ince çizgi tam da burasıdır. Yukarıda anlatılan hususlar, bebeğini cerrahi müdahaleyle dünyaya getirmeye çalışan annede kesintiye uğrayabilir. Doğum anında salgılanması gereken hor- 23 Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar Çocukla anne arasındaki uyumun gerçekleşmesini sağlayan en önemli halkalardan biri “doğum”dur. monların devreye girmeme riski vardır. Üstelik annenin bilinci kapalı olduğu için bebeğin ilk bilgilerini de kayıt altına alamaz. Anne ve bebeğin sağlığı ise şüphesiz her şeyden daha önemlidir. Eğer anne cerrahi müdahaleyle doğum yapmak zorundaysa anne; genel değil, lokal anesteziyi (herhangi bir sağlık engeli yoksa) tercih etmelidir. Zira; lokal anestezi, genele göre anne-çocuk bağlanmasına daha uygun bir yöntemdir. Bu sayede; doğum anına anne adım adım şahitlik eder, bebeğine daha ilk dakikalarda dokunabilir. Tüm bu yaşananlar vesilesiyle de annelik hormonları hızla devreye girer, ilk kayıtlar anne tarafından bilinçaltına depolanır. 25 Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar Anne Sütü Gereksiz mi? Genellikle anne sütünün biyolojik beslenmeye etkileri üzerinde durulur. Oysa ki emzirme dönemi bebeği ruhen besler, anneyle çocuk arasında büyük ve çok önemli bir ilişkinin tesis edilmesini sağlar. Süt içen çocuğun ruhi beslenmesini hesaba katmadan, sadece beden gelişimini önemseyerek “ilk altı aydan sonra anne sütünün besleyiciliği azalıyor” demek, anneye ve bebeğe yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Kaldı ki bilimsel araştırmalar, anne sütünün ilk altı aydan sonra da besleyicilik özelliği taşıdığını ortaya koyuyor. Anne sütü Çocuğun dünyaya gelişini takip eden ilk yıllarda anneyle bebek arasında olağanüstü bazı olaylar yaşanır. Bunların başında bebeğin anne tarafından emzirilmesi gelir. 26 Adem Güneş Annedeki biyometrik saat, bebeğin hangi gün, hangi saatte, neye ihtiyacı olduğunu beyne hatırlatır, gerekli hazırlıkların yapılmasını sağlar. Emzirmenin pedagojik boyutundan önce fizyolojik etkilerine değinmekte fayda var. Çünkü anne sütü, teknolojinin bütün imkânlarına rağmen taklit edilmesi, üretilmesi imkânsız tek besin maddesidir. Bebeğin doğumunu takip eden dakikada, anneyle çocukta aynı anda biyometre (biyolojik kronometre) çalışmaya başlar. Bu anneyle bebek bünyesinin birbirine uyumunu sağlar. Örneğin, bebeğin dünyaya geldiği ilk gün, anne bünyesindeki biyometrik saat, çocuğun ilk ilacının hazırlanma vaktinin geldiğini sinyallerle beyne iletir. Annenin vücudu da bebeğe bir antibiyotik hazırlar. Annenin normal sütünden biraz daha koyu kıvamlı bu ilk süte, “kolostrum” (ağız sütü) denir. Kolostrum içerik olarak bebeğin ilk ilacı hükmündedir. Sadece ilk sütte değil, aynı zamanda ilerleyen günlerde de anne sütünün içinde hastalıklardan koruyucu probiyotikler bulunur. Onlar bebeğin bağırsaklarındaki yararlı bakterileri artırarak çocuğun karşılaşabileceği muhtemel hastalıklara karşı dayanıklılık geliştirirler. Yapılan araştırmalar anne sütüyle beslenmeyen çocuklarda ölüm oranının 4-6 kat daha fazla olduğunu gösterir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre ise; bütün bebeklerin anne sütüyle beslenmesi halinde yılda 1,5 milyon çocuğun hiçbir ilaçlı tedaviye ihtiyaç duymadan hayatta kalabileceğini gösterir. Anneyle bebek arasında sütle başlayan ilk ilişkinin faydaları bu kadarla sınırlı mıdır sizce? Tabii ki değil. Bahsettiğimiz biyometrik saat sayesinde anne vücudu bebeği kurulu çalar saat gibi takip eder. İşte buna “annelik içgüdüsü” denir. Annelik hissi 28 Adem Güneş Anne, bebeğinin ihtiyaçlarını karşılarken bebek, kendini emniyette hisseder. Bu his, anne-çocuk bağlanmasının temelini oluşturur. yumuşak ve esnek kemik sistemine sahip bebek, anne vücuduna zarar vermeden 9 aylık süre zarfında gelişimini tamamlar. Ancak doğumu takip eden günlerde, kemik yapısının hızlı şekilde güçlenmesi ve sertleşmesi gerekir ki dıştan gelebilecek darbelerde kemikler zarar görmesin. İşte bu noktada anne sütünün kemik sistemini en üst seviyede desteklediğini görüyoruz. Bebek anneden aldığı sütle yumuşak, hassas kemiklerini en uygun besin maddeleriyle hızla güçlendirir. Sadece kemiklerin sertleşmesi yeterli değildir, aynı zamanda kemiklerin içinden geçen sinir sisteminin de en iyi şekilde yapılanması gerekir. İşte anne sütündeki folik asit de omurga içinden geçen sinir sistemini desteklemek için vardır. Bununla birlikte sindirim sistemi henüz tam faaliyete geçmemiş bebek, protein miktarı düşük besinler almalıdır. Protein açısından yüksek değer taşıyan besinler ise çocuğun mide ve sindirim sistemini fazlasıyla yorar. Anne sütünde bebeğin bu ihtiyacına uygun şekilde hazırlanmış düşük miktarda protein de bulunur. Böylece çocuğun sindirim sisteminin aşırı çalışmasının önüne geçilir. İlerleyen yıllarda aşırı kilolardan ve vücudun fazla çalışmasından kaynaklanan hastalıklardan da böylece korunması sağlanır. Zekâya doğrudan etki eden, sağlıklı beyin gelişimi için her insanın ihtiyaç duyduğu “Omega-3 yağ asidi” anne sütünde bulunur. Eğer böyle olmasaydı; anneler, bebeklerini bu önemli vitaminden mahrum bırakmamak için Kuzey Denizi’ndeki somon balıklarının peşine düşmek zorunda kalacaktı. Neyse ki anne sütü var ve anneler

Yazar Hakkında

Dyt. Büşra Nur Yiğit

Dyt. Büşra Nur Yiğit

Dyt. Büşra Nur Yiğit Hacettepe Üniversitesi'nden mezun oldu. Eğitim hayatım boyunca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Prof. Dr. Ali Dursun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi’nde çalışmalarda bulundu. Prof. Dr. Selçuk Dağdelen ve Prof. Dr. Okan Bülent Yıldızla diyabet konusunda çalışmalar yaptı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.