Doktorsitesi.com

Doku-n-a-ma-ma-k

Klinik Psikolog Cem Kaya
Klinik Psikolog Cem Kaya
7 Nisan 2014549 görüntülenme
Randevu Al
Doku-n-a-ma-ma-k
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Psikolojik Dokunma: İletişimin Temel İhtiyacı

İnsanların neden iletişime geçtiği sorusunun cevabı, en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan dokunma ve dokunulma arzusunda gizlidir. Bu noktada asıl mesele, fiziksel temasın ötesine geçerek ruhsal bir bağ kurabilmektir. Bu içerikte ele alınan dokunmak kavramı, fiziksel bir eylemden ziyade tamamen psikolojik bir temas olarak tanımlanmaktadır.

Psikolojik dokunma, bir kişinin karşısındakine var olduğunu hissettirdiği her türlü davranışı kapsar. Bu tanım oldukça geniştir; aynı ortamda bulunduğunuz bir kişiyle göz teması kurmak bir dokunma olduğu gibi, onun varlığını bilerek göz teması kurmamak da bir tür psikolojik dokunmadır.

Pozitif ve Negatif Dokunma Biçimleri

Dokunmalar doğuştan gelen bir niteliğe sahip değildir; onları bizler anlamlandırırız. İletişim dilimizde kullandığımız ifadeler, bu temasın yönünü belirler. Psikolojik dokunma türlerine şu örnekler verilebilir:

  • Pozitif Dokunma: "Seni seviyorum" gibi yapıcı ve besleyici ifadeler.
  • Negatif Dokunma: "Allah belanı versin" gibi yıkıcı ve olumsuz ifadeler.

Dokunulmak o kadar yaşamsal bir öneme sahiptir ki, uzmanlar "dokunmazsanız veya dokundurtmazsanız omuriliğiniz kurur" diyerek bu ihtiyacın hayatiyetini vurgularlar. Psikolojik temas, insanın ruhsal varlığını sürdürebilmesi için gereken temel yakıttır.

Dokunulmayı Reddetmek ve Toplumsal Öğretiler

Çoğu zaman toplumsal baskılar ve yanlış öğretiler nedeniyle dokunulmaya izin vermeyiz. Birisi bizi takdir ettiğinde veya iltifat ettiğinde, bu durumun altında bir art niyet arar ve nezaketi reddederiz.

DurumReddetme BiçimiSağlıklı Yaklaşım
Saçınızın beğenilmesi"Ama şu tarafı kısa oldu""Teşekkür ederim"
Kıyafetinizin beğenilmesi"Pazardan aldım, ucuzdu""Teşekkür ederim"

"İnsanlara güvenme", "Mütevazılık iltifatı reddetmektir" gibi kalıplaşmış sözler, dokunuşları kabul etmemize engel olur. Oysa dokunuşa müsaade etmek bizi iyi hissettirir. Dokunulmaya izin vermediğimizde, başkalarına dokunma becerimiz de zamanla körelir.

Olumluyu Görme Körlüğü ve Talep Etme

Toplum olarak genellikle "iyi şeyleri söyleme şımarır" veya "kaçan kovalanır" gibi düşüncelerle pozitif dokunmaktan kaçınırız. Bu durum, zamanla olumsuzu görme becerimizi geliştirirken, olumluyu görme konusunda bir tür öğrenilmiş körlük yaratır.

İnsanlar doğaları gereği yaptıkları güzel işlerin görülmesini ve takdir edilmesini beklerler. Ancak öğretilerimiz nedeniyle bunu talep etmeyiz. Oysa dokunulmak beslenmemizi sağlar. Bu yüzden çekinmeden sormalıyız: "Neyi güzel yaptım?"

Zararlı Dokunuşları Ayırt Etmek

Her dokunma besleyici değildir; bazıları tıpkı GDO'lu gıdalar gibi zarar verir. Aşağıdaki gibi negatif etiketleri reddetmek gerekir:

  • "Tembelsin"
  • "Yaramazsın"
  • "Dağınıksın"

Bu tür yıkıcı eleştiriler omzunuzun üstünden geçip gitmelidir. Eğer bu negatif temasları reddetmezseniz, ruhsal dengeniz zarar görür ve omuriliğiniz kurur.

Kendi Kendine Dokunmanın Gücü

Bazen çevrenizden beklediğiniz pozitif dokunuşları alamayabilir veya negatif yaklaşımlarla karşılaşabilirsiniz. Böyle anlarda dışarıdan onay beklemek yerine kendi kendinize dokunmayı öğrenmelisiniz. Aynanın karşısına geçin ve şunları kendinize hatırlatın:

  1. Ne kadar değerli ve güzel olduğunuzu söyleyin.
  2. Sahip olduğunuz yetenekleri ve başarıları takdir edin.
  3. Kendinize olan sevginizi dile getirin.

Öğretiler kendi kendine konuşana "deli" dese de, siz inadına kendinize dokunun, başkalarının dokunmasına izin verin ve ihtiyaç duyduğunuzda bunu isteyin. Unutmayın; pozitif temas yaşatır, negatif temas ise reddedilmelidir.

Etiketler

İletişim sorunuİletişim engelleriİletisim kurma teknikleriEmdr nedir?İletişim kurmada güçlük

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Cem Kaya

Klinik Psikolog Cem Kaya

Halen kurucusu olduğum Psikoterapi Atölyesinde EMDR Terapisti ve Psikolojik Danışman olarak görev yapıyorum. Bir danışanımın ifadesi ile “kalbindeki çakıl taşlarını”, diğerinin ifadesi ile “bacağındaki platinleri” temizliyorum.

Başka bir anlatımla yetişkinlerin ve genç yetişkinlerin; güzel bir hayata sahip olmaları, kendilerine güvenmeleri, sorunlara çözüm odaklı bakabilmeleri, kaygılarını uygun seviyeye çekebilmeleri, fobilerini yok etmeleri ve daha mutlu olabilmeleri için çabalıyorum.

Bu çabamı devam ettirirken üniversitede eğitimini aldığım Psikolojik Danışmanlık, çalışma hayatım içerisinde eğitimlerini aldığım Transaksiyonel Analiz (TA) kuramı ve EMDR terapisinden destek alıyorum. Her probleme farklı bir yaklaşım sergilemekle birlikte, danışanlarımla seanslarımda; EMDR terapisi ile geçmişte yaşanan olaylara karşı duyulan yoğun duygusal tepkileri azaltmayı ve sonucunda güncel soruna, daha akılcı yaklaşmayı, TA ve iletişim kuramları ile de danışanlarımın geçmişteki şemalarını tekrar değerlendirmelerini ve gelecekte yaşanma ihtimali olan problemlere karşı güçlenmelerini hedefliyorum.

Bunun yanı sıra kurucularından olduğum BİR İZ Derneği ve Avrasya Transaksiyonel Analiz Derneği bünyesinde gerçekleştirilen projelere destek veriyorum. Yine ülkemizin önde gelen Sivil Toplum Kuruluşlarından AÇEV, Genç Hayat, YÖRET Vakfı ve Kültür Kenti Vakfında İçerik Geliştirme, Eğitici Eğitimcisi ve Eğitimci olarak görev alıyorum.

1999 yılında Çukurova Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ile başlayan Beykent Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı ile devam eden bu meslek yolculuğumu hobi haline getirmeyi başarmış biri olarak, birlikte daha iyi bir hayat üzerine düşünecek ve çaba gösterecek olmanın heyecanını yaşıyorum.

Görüşmek üzere…

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.