Doktorsitesi.com

Doğum Sonrası Depresyon Hakkında Bilgilendirme

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar
Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar
23 Ağustos 2021169 görüntülenme
Randevu Al
Doğum Sonrası Depresyon Hakkında Bilgilendirme
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Doğum Sonrası Depresyon Nedir? Kültürel ve Tıbbi Bir Bakış

Doğum sonrası depresyon, hem tıbbi hem de kültürel boyutları olan, yeni doğum yapmış annelerin fiziksel, duygusal ve davranışsal değişimlerini kapsayan karmaşık bir durumdur. Tıp literatüründe postpartum blues veya postpartum depresyon olarak adlandırılan bu tablo, Anadolu kültüründe asırlardır "albastı" veya "al basması" olarak bilinmektedir.

İlk kez fakülte yıllarında psikopatoloji derslerinde karşımıza çıkan bu kavram, klinik gözlemlerde ve profesyonel terapistlik sürecinde sıkça rastlanan bir durumdur. Birçok kadın, bu hassas dönemde sosyal destek alamamaktan ve yalnız kalmaktan yakınmaktadır.

Doğum Sonrası Dönemin Kapsamı ve Önemi

Doğum sonrası dönem, bebeğin dünyaya gelmesinden bir saat sonra başlar ve yaklaşık altı hafta boyunca devam eder. Bu kritik zaman zarfında yaşanan süreçler hem anne hem de bebek sağlığı için hayati önem taşır. Bu dönemde değerlendirilmesi gereken temel unsurlar şunlardır:

  • Emzirme süreci ve düzeni
  • Doğum sonrası depresyon belirtileri
  • Olası tıbbi komplikasyonlar
  • Cinsel yaşamın yeniden düzenlenmesi
  • Psikolojik adaptasyon süreci

Kültürel Miras ve Psikolojik Değişim

Anadolu'da lohusa kadınların başına kırmızı yazma bağlanması, bebekle yalnız bırakılmamaları ve "kırkı çıkana kadar mezarı açık olur" gibi inanışlar, aslında bu dönemin risklerine karşı geliştirilmiş geleneksel koruyucu önlemlerdir. Hormonal değişimler ve "anne olma" (başkalaşım) süreci, kadının duygu durumunda doğal bir dalgalanma yaratır.

Önemli Not: Doğum sonrası depresyon tanısı konulabilmesi için belirtilerin doğumdan sonraki ilk dört hafta içinde başlaması gerekmektedir. Bu sürenin dışında gelişen tablolar farklı depresyon türleri altında değerlendirilir.

Genetik Faktörler ve Anne-Çocuk İlişkisi

Araştırmalar, doğum sonrası depresyonun kardeşlerde görülme oranının 3.53 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu durum, depresyonun genetik bir geçişi olduğunu kanıtlar niteliktedir. Ancak genetik kadar psikolojik geçmiş de belirleyicidir.

Bir kadının anne olma isteği ve bu sürece uyumu, kendi annesiyle geçirdiği 0-18 aylık (oral dönem) ilişkiyle doğru orantılıdır. Terapilerde sıkça rastlanan "annem gibi olmayacağım" kaygısı, kadınlar üzerinde büyük bir psikolojik yük oluşturmaktadır. Yaşamın ilk yıllarındaki sağlıklı anne-çocuk ilişkisi, doğum sonrası depresyon riskini minimize eden en güçlü kalkandır.

Bağlanma Kuramı ve Postpartum İlişkisi

Bağlanma Kuramı, bireyin yaşam boyu kuracağı ilişkilerin temelini oluşturur. Uzmanlar, 0-18 ay arasındaki bağlanma tarzının (güvenli veya güvensiz) yetişkinlikteki psikopatolojilerin belirleyicisi olduğunu savunmaktadır.

Bağlanma TürüEtkileri
Güvenli BağlanmaSağlıklı birey gelişimi ve güçlü psikolojik dayanıklılık.
Güvensiz BağlanmaDepresyon, sosyal kaygı, OKB ve doğum sonrası depresyon riski.

Doğum Sonrası Depresyonun Görülme Sıklığı ve Risk Faktörleri

Dünya genelinde kadınların yaklaşık %50'si doğum sonrası bazı depresif belirtiler gösterse de klinik tanı oranı %12.5 civarındadır. Türkiye'de yapılan araştırmalar ise bu oranın %42'ye kadar çıkabildiğini göstermektedir. Şehirlere göre dağılım şu şekildedir:

  • Trabzon: %28.1
  • Samsun: %23.1
  • İzmir (Bornova): %29
  • Manisa (Yarı Kırsal): %36.9

Temel Risk Etmenleri:

  • Annenin geçmişte depresyon öyküsünün olması (En önemli risk faktörü)
  • Eş desteğinin yetersizliği ve evlilik sorunları
  • Aile içi şiddet veya stresli yaşam olayları
  • İstenmeyen veya plansız gebelikler
  • Annenin kendi çocukluk dönemindeki güvensiz bağlanma geçmişi

Çalışan Anneler ve Eğitim Faktörü

Şaşırtıcı bir şekilde, çalışan annelerin doğum sonrası depresyon puanlarının daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bunun temel nedenleri arasında; planlı gebelik, eğitim düzeyi, sorumluluk bilinci ve sosyal hayatın getirdiği bilgi paylaşımı yer almaktadır. Çalışan kadınların konferans ve eğitimler aracılığıyla sürece daha hazırlıklı olması, bu dönemi daha sağlıklı atlatmalarına yardımcı olur.

Doğum Sonrası Psikoz: Acil Müdahale Gerektiren Durum

Depresyondan daha ağır bir tablo olan doğum sonrası psikoz, genellikle ilk iki haftada manik ve huzursuz davranışlarla ortaya çıkar. Psikoz, gerçeklik algısının yitirilmesidir. Kültürümüzdeki ağır "albastı" vakalarının birçoğu aslında tıbbi olarak bu tabloya işaret etmektedir. Bu durum geçici olsa da mutlaka profesyonel müdahale gerektirir.

Tedavi ve Çözüm Önerileri

Doğum sonrası depresyonla mücadelede izlenmesi gereken adımlar şunlardır:

  1. Uzman Desteği: Belirtiler fark edildiğinde mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.
  2. Ölçek Kullanımı: Uzmanlar tarafından Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği uygulanabilir.
  3. Psikoterapi: Annenin yargılanmadan dinlendiği, duygularını ifade edebildiği destekleyici psikoterapi süreci elzemdir.
  4. İlaç Tedavisi: Emzirme süreci dikkate alınarak doktor kontrolünde ilaç desteği planlanabilir.
  5. Sosyal Destek: Eş ve yakın çevrenin desteği, iyileşme sürecindeki en kritik faktördür.

Sonuç olarak; doğum sonrası depresyon, kadının suçluluk hissetmesi veya yargılanma korkusuyla gizlemesi gereken bir durum değildir. Bu süreçte profesyonel yardım almak, hem annenin hem de bebeğin sağlıklı bir gelecek kurması için en önemli adımdır.

Etiketler

Doğum sonrası depresyonDoğum sonrası depresyon belirtileriStresli gebelik

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar

İstanbul doğan Uzman Psikolog Emin Bayraktar; Lise eğitimini Pendik Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra 2011 yılında Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Psikoloji bölümüne girmiştir. 
Lisans eğitimi boyunca pek çok eğitim ve konferansa katılmış mesleki yeterliliği için en güncel çalışmaları yakından takip etmiştir. Bu amaçla birçok sertifikalı eğitimler almıştır. Aynı zamanda üniversite öğrenciliği sürecinde pek çok onur ve yüksek onur belgeleri almış, onur derecesi ile mezun olmuştur. Lisans döneminde öğrenci asistanlığı yaparak akademisyenlerin bilimsel çalışmalarına eşlik etmiştir. 
Psikoloji lisans eğitimi boyunca pek çok projede gönüllü olarak çalışmış. TPÖÇG’te (Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu) uzun yıllar birçok görevde gönüllü olarak yer almış, okul temsilciliği yapmıştır. 
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Devlet Hastanesi’nde hastane stajını, Cemre Yuva ve Gündüz Bakım Evi’nde anaokulu stajını, İstanbul Psikoterapi Merkezi’nde ise klinik stajını tamamlamıştır.
Mezuniyetin ardından bir yıllık askerlik görevi ile meslek hayatına başlayan Emin Bayraktar, 65. Mekanize Piyade Tugayı’nda ve Lüleburgaz Devlet Hastanesinde, vatandaşlara ve askeri personele psikolojik destek sağlamıştır.
Askerlik hizmetinden sonra İstanbul’a geri dönüp eski staj yeri olan İstanbul Psikoterapi Merkezi’nde psikolojik destek hizmetine devam etmiştir. Aynı yıl İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansına başlamıştır.
Master eğitimine ek Çapa Tıp Fakültesi profesörlerinden Prof. Dr. Doğan Şahin’den Dinamik Psikoterapiler eğitimine başlamıştır. Eğimi dört yıllık bir sürede başarı ile tamamlamıştır.
Master eğitimi bitikten sonra Pedamed Tıp Merkezi’nde Klinik Psikolog olarak çalışmaya başlamıştır.
2019 Temmuz ayında kendi kuruculuğu yaptığı Öykü Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde Klinik Psikolog olarak çalışmıştır.
2021 Temmuz ayında  ise Suadiye Bağdat Caddesi'nde yeni ofisi olan Aktarım Psikolojiye geçmiştir. 
Hipnoterapi, Psikodinamik psikoterapiler, Aile ve Çift terapisi, Cinsel terapi, EMDR, Çocuk EMDR, Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT Terapisi, Objektif ve Projektif Testler eğitimleri almış ve mesleki hizmetlerini bu eğitimler doğrultusunda sürdürmektedir.
İngilizce ve İtalyanca bilmektedir. İhtiyaç durumuna göre yabancı dilde terapi hizmeti verebilmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.