Doktorsitesi.com

Diyet Listeleri Neden İşe Yaramıyor? Kilo Vermenizi Engelleyen Gizli Düşman: "Duygusal Yeme"

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
10 Şubat 20267 görüntülenme
Randevu Al
Pazartesi diyete başlayıp Çarşamba günü bozanlardan mısınız? Sorun iradesizliğiniz veya diyet listeniz değil. Sorun, yetişkin hayatının getirdiği stresi ve mutsuzluğu "yiyerek" bastırmaya çalışmanız. Kalıcı zayıflamanın önündeki bu psikolojik bariyeri inceliyoruz.
Diyet Listeleri Neden İşe Yaramıyor? Kilo Vermenizi Engelleyen Gizli Düşman: "Duygusal Yeme"

Pazartesi Başlayan, Çarşamba Biten O Döngü

Diyetisyene gittiniz, elinizde mükemmel bir liste var. Sabah yumurta, öğlen salata... Her şey yolunda. Ama Salı akşamı ofiste işler ters gitti veya evde canınız sıkıldı. Bir anda kendinizi buzdolabının önünde buldunuz. Elinizde o yasaklı çikolata veya hamur işi var. Yediniz. Pişman oldunuz. "Zaten bozuldu" deyip daha çok yediniz.

Tanıdık geldi mi? Kendinize "İradesizim" etiketini yapıştırmayın. Bir Klinik Psikolog olarak söylüyorum: Sizin sorununuz kalori hesabı değil. Sizin sorununuz Duygusal Yeme (Emotional Eating).

Neden Diyet Yapamıyorsunuz?

Yetişkin dünyasında stres kaçınılmazdır. Ancak siz yemeği sadece "yakıt" olarak kullanmıyorsunuz. Yemek sizin için bir "Başa Çıkma Mekanizması" haline gelmiş.

  • Mutsuzken Sırdaş,

  • Gerginken Sakinleştirici,

  • Yalnızken Arkadaş oluyor.

Diyete başladığınızda, sadece yemeği kesmiş olmuyorsunuz; aynı zamanda ruhunuzun tek "sakinleşme aracını" da elinizden almış oluyorsunuz. Savunmasız kalan psikolojiniz, ilk stres anında "eski dostuna" (yemeğe) koşuyor.

Gerçek Açlık vs. Duygusal Açlık (Nasıl Ayırt Edersiniz?)

Bunu ayırt etmeden kalıcı kilo veremezsiniz.

  1. Fiziksel Açlık: Yavaş yavaş gelir, midede hissedilir, erteleyebilirsiniz, yemek bitince doyarsınız.

  2. Duygusal Açlık: Bir anda gelir (genelde akşamları), ağızda ve kafada hissedilir, acildir, spesifik bir yiyecek (tatlı/hamur) ister ve asla doyma hissi gelmez.

Yediğiniz Şey Aslında Bir "Duygu"

Klinik terapilerde sıkça gördüğümüz bir tablo vardır; canınızın çektiği yiyecek aslında ihtiyacınız olan duyguyu ele verir:

  • Kıtır/Sert Yiyecekler (Cips, çekirdek): Çiğneme yoluyla ÖFKE ve stresi boşaltma çabasıdır.

  • Yumuşak/Şekerli Yiyecekler (Pasta, dondurma): Şefkat, SEVGİ ve sarılma ihtiyacını doldurma çabasıdır.

  • Hamur İşi (Makarna, ekmek): Güven arayışı ve kaygıyı (anksiyeteyi) bastırma çabasıdır.

Çözüm: Mideyi Değil, Duyguyu Doyurmak

Diyetisyeniniz size "Ne yemeniz gerektiğini" söyler. Biz ise size "Neden yediğinizi" gösteririz.

  1. 15 Dakika Kuralı: Kriz geldiğinde saatinize bakın. "Yiyeceğim ama 15 dakika sonra" deyin. O sırada bir bardak su için veya balkona çıkın. Duygusal açlık dalga gibidir; 15 dakikada kıyıya vurur ve geri çekilir.
  2. Duygu Günlüğü Tutun: Yemeğe saldırdığınız an kendinize sorun: "Şu an beni üzen şey ne?" Bunu bir kağıda yazmak, o duyguyu mideden çıkarıp somutlaştırır. Yazdığınızda, yeme isteğinin azaldığını göreceksiniz.
  3. Haz Kaynaklarını Değiştirin: Beyniniz haz (dopamin) istiyor. Ona yemek dışında bir seçenek sunun. Sıcak bir duş, güzel bir müzik, bir dostla sohbet... Yiyecek dışı "ödül listeniz" olsun.

Sonuç: Bedeniniz duygularınızın çöp tenekesi değildir. Zayıflamak istiyorsanız, önce ruhunuzdaki yüklerden kurtulun. Ruh hafiflediğinde, beden de onu takip edecektir.

Etiketler

Kaygı bozukluğuAnksiyeteBilişsel ve davranışçı terapilerAnkara psikologKlinik psikologİhsan Onur KızılkanYetişkin TerapisiDepresyonanksiyete bozuk

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Uzman Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan; terapi sürecini, kişinin bilimsel ve bütüncül yöntemler ışığında kendi potansiyelini ve değerini keşfettiği güvenli bir yolculuk olarak tanımlar.

Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünü Onur Derecesiyle tamamlamış, ardından Beykent Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini bitirerek uzmanlığını almıştır. Akademik yetkinliğini kanıtladığı tez çalışmasında; insan psikolojisinin temel taşları olan depresyon, sosyal destek mekanizmaları ve ilişkisel dinamikleri (Akran Zorbalığı bağlamında) derinlemesine incelemiştir.

Mesleki yetkinliğini, Türkiye’nin en köklü kurumlarındaki saha çalışmalarıyla pekiştirmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesindeki kapsamlı klinik staj programlarını başarıyla tamamlamış; Hollanda, Fransa ve Belçika’da Avrupa Birliği projeleriyle Türkiye’yi temsil ederek uluslararası bir vizyon kazanmıştır.

Terapilerinde tek bir kalıba bağlı kalmaz. Bütüncül Psikoterapi perspektifiyle; Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), Sistemik Terapi ve Psikodinamik Terapi gibi ekolleri danışanın ihtiyacına göre tecrübesiyle harmanlayarak kişiye özel bir yol haritası çizer.

Yetişkin ve ergen bireysel terapilerinin yanı sıra, Çift ve Aile Terapisi alanında; ilişki çatışmaları, iletişim sorunları ve duygusal kopukluk konularında çiftlerle de aktif olarak çalışmaktadır.

Şu anda Ankara’da, kurucusu olduğu ve Sağlık Bakanlığı ruhsatlı özel kliniğinde; yetişkin, ergen ve çift danışanlarına yüzyüze ve online olarak hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.